Kök dergisi silik bir fotoğraf gibi tarihimizde

Edebiyat, tarih ve dini konularda (tasavvuf, hadis vd.) dergicilik yapanlar dışında dergi bulabilmek neredeyse çok zor. Olmadığımız alanları sıralayalım: Arkeoloji, sanat tarihi, müzik, tiyatro, mimari… Kamil Büyüker, 80'lerin başında çıkan Kök dergisi etrafında yazdı.

Kök dergisi silik bir fotoğraf gibi tarihimizde

 

Yakın tarihimizde uzun soluklu ve geleneği olan dergiler bulabilmek çok zorlaştı. Bunun çok farklı sebepler sıralayabiliriz. Konulu dergicilikte de alan iyice daralmış durumda. Edebiyat, tarih ve dini konularda (tasavvuf, hadis vd.) dergicilik yapanlar dışında dergi bulabilmek neredeyse çok zor. Olmadığımız alanları sıralayalım: Arkeoloji, sanat tarihi, müzik, tiyatro, mimari… Peki, bu alanlarda daha evvel çıkan dergileri tanıdık mı, kıymetini bilebildik mi? Bu soruya verilecek cevap -kendi adıma- "maalesef bilemedik" olacak. Geç tanımakla en büyük gafleti yaşadığımın işte size ispatı.

Tarih Şubat 1981. “San’at ve Kültürde Kök Dergisi” yayın hayatına başlıyor. Hem bakın apostrofu ihmal edilmemiş bir “San’at”… Derginin genel yönetmeni merhum Bekir Sıtkı Sezgin (1936-1996). İlk sayıda sahibi: Hasan Kaya Mânioğlu gözüküyor. Ancak sonraki sayılarda işin büyük yükünü omuzlayan bir isim karşımıza çıkıyor: Marifet Yayınları’nın sahibi olan Ömer Ziya Belviranlı. İlginçtir, musiki bahsinde Türk Musikisi Dergisi ve Musiki Mecmuası tecrübelerinden sonra “Kök Dergisi” nedense adı hiç anılmayan dergiler arasında yer alır. İşin başında son dönemin en büyük musiki üstadlarından olan Hafız Bekir Sıtkı Sezgin Hoca olmasına rağmen, nedense bu dergi silik bir fotoğraf gibidir yakın tarihimizde.

22 sayıda ilmek ilmek san’at

Derginin daha ilk sayısında Bekir Sıtkı Sezgin Hoca, toplumda bir türlü çözülemeyen kalkınmanın başat unsuru olan eğitime dikkat çeker ve buradan doğacak noksanlıkların gençliğin istidadında kısırlığa neden olacağını ifade eder. Akabinde ilim, kültür, ahlak ve faziletle bezenmiş gençliğin meselelerini maharetle çözeceğini ifade eder. Derginin bu sayıda ve bundan sonra devam edecek sayılarda muhtevasını da sıralar ki, çok geniş bir yelpazeyi içine alır. Türk sanat ve Türk halk musikisini tanıtıcı, öğretici yazılar; Türk sanat ve halk musikisinden seçilmiş eserlerin notaları, bestecileri tanıtan biyografiler; Türk sanat musikisinde nazariyat ve solfej mevzuunda uygulamalı bilgiler; edebiyat-şiir, edebiyat ve musikinin beraberliği; Türk sanatları (ebru, hat, tezhip, cilt); Batı musikisi hakkında yazılanlar, san’at eleştirileri, mimari (Türk-Osmanlı mimarisi); Türk dili, sanat tarihi, tiyatro, dini musiki, tasavvuf…

Yukarıda dergicilikte şimdilerde olmadığımız kimi alanları yazmıştım. Dikkat ederseniz merhum Bekir Sıtkı Bey, bu saydığımız bütün alanları içine alan bir dergiye imza atmış. Hakikaten toplam 22 sayılık bir koşu devam eden ama 22 cilde bedel isim ve makaleyi, bilgiyi bir araya getiren bir eser çıkmış ortaya.

Kög’de iz bırakanlar

Dergi ağırlıklı olarak musikiye yer verdiği için isminin de musikiyi çağrıştırması gerekirdi. Nitekim öyle de olmuş. Derginin isim babası diyebileceğimiz Türk dili edebiyatı öğretim üyesi Zeynep Sema Hanım, Uygur Türkçesi sözlüğünde “Kög” kelimesini bulmuş. Ve Uygurcada “Kög”ün şarkı, türkü, şöhret, ün anlamlarına geldiğini ifade edince, dergiye bu ismin konulmasının isabetli olacağı kanaatine varılmış. Dergi, üzerinde uzun akademik çalışma yapılmasını gerektiren bir mahiyet arz ediyor. Ancak bir hatırayı yâd etme ve hatırlatma vazifesi ile derginin sayfaları arasında şöyle bir dolaşalım bakalım kimler gelmiş, kimler geçmiş bu sayfalar arasından: Alaaddin Yavaşça, Cemil Meriç, Nida Tüfekçi, Neriman Altındağ Tüfekçi, Kenan Akansu, Nahid Dinçer, Fatih Salgar, Fuat Türkelman, Süleyman Yalçın, Ayhan Songar, Ruhi Ayangil, Selçuk Eraydın, Nil Aykon, Cahide Keskiner, Kemal Eraslan, Tülin Yakarçelik, Uğur Derman, Semih İrteş, H. Zeki Altın, Yalçın Tura, İsmail Karaçam, Atilla Çetin, Önder Göçgün, M. Nazmi Özalp, Dursun Gürlek, Süheyl Ünver, Ali Kemal Belviranlı, Abdurrahman Çetin, Sadi Kucur, Hasan Küçük, Muhiddin Serin, Mustafa Uzun, Saadet Gültaş, Emin Işık, Amir Ateş ve daha birçok isim…

Bu isimleri bir isim cem ediyor ki bu da tabi merhum Bekir Sıtkı Sezgin Hoca’dır. Derginin her sayısında yer alan farklı konu başlıklarını içeren musiki yazıları arşivlik bir değere sahip. Bu kadar ismi bir arada bulabilmek musikimiz ve san’atımız adına büyük bir kazanç demek.

Sahaflara bile uğramayan dergi

Son sayısını Ekim-Kasım-Aralık aylarını birleştirerek çıkaran derginin kapanış tarihi 1982. İki sene zarfında hoş bir sâdâ bırakmış olan dergi bence tarihe çok önemli bir not düşmüştür. Bugün yakın tarihte çıkmasına rağmen sahaflarda bile rastlanamayışı, onun öneminin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Her bir kapağı ebru sanatının şaheserleri ile bezeli olan dergide yukarıda belirtilen bütün konu başlıkları ile ilgili yazı bulmak mümkün.

Bugün pek çok ismi aramızda olmayan yazarlarıyla “Kök Dergisi” tarih sahnesinden çekilmiştir ama yolunuz düştüğünde Cağaloğlu’nda Marifet Yayınları’na uğrarsanız o günlerin şahidi ve derginin hamisi Ömer Ziya Belviranlı’dan dergiyi ve hikâyesini dinleyebilirsiniz. Köklerine bağlı “Kök Dergisi” göze, gönle ve ruha çok şeyler söylüyor.

 

Kâmil Büyüker, “kök’lere döndü

Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2014, 13:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26