Kitap Gibi Dergi

Keşkül Dergisi, dört yıldır üç ayda bir gönüllerimize sesleniyor.

Kitap Gibi Dergi

KİTAP GİBİ DERGİ

 

Keşkül dergisi, 2004 yılında hayatımıza girdi. “Tasavvuf hayattır” düsturu ile yola çıkan dergi, 3 ayda bir farklı dosya konuları ile karşımıza çıkmakta.

 

İbn-i Arabî, Hz. Mevlana, Hacı Bayram-ı Velî gibi yüzlerce, belki de binlerce farklı ismin bir olup temsil ettiği geniş tevhid ummanını okuyucularına aktarmayı amaç edinen dergi, yayınlanan yazıları ile, her sayısındaki farklı dosya konusu ile, tasarımı ve teknik altyapısı ile her bakımdan göz dolduruyor. Aslı itibariyle bugün en çok ihtiyacımız olup en çok unuttuğumuz ruhumuzun gıdası “muhabbeti” bize meşk ediyor, gönül gözümüzü parlatıyor.

 

Dergiyi ilk kez gördüğümde, etrafındaki dergilere nazaran daha pahalı olması ve biraz daha cafcaflı (gösterişli) olması nedeniyle önyargı ile yaklaşmıştım. “Popüler bir dergidir” fikri aklımdan geçmişti açıkçası. Aslında kalitenin simgesi diyebileceğimiz bu özellikler, günümüz dergi piyasasında sadece popüler dergiler tarafından kullanılan özelliklerdir. Birçok yayınevi kaliteli kuşe kâğıda kaliteli fotoğraflar basmaya, konusunda ehil birçok yazarı bir araya getirmeye cesaret edemez. Bunların uyumundan ve kendisine yükleyeceği yükümlülüklerden korkar bir nebze. Fakat Keşkül dergisi bu manada, dergiler ile ilgili kafamızdaki “tabu”ları yıkmamızı sağlayacak bir dergi.

 

Her Ayrıntı Kaliteli

 

Yoğun içeriğine geçmeden önce derginin teknik yönü hakkında birkaç noktaya değinmenin gerekli olduğu kanaatindeyim. Öncelikle Keşkül, teknik olarak, bir dergide hoşa gidecek tüm imkânların sarf edildiği bir dergi. Ancak yurt dışındaki dergilerde gördüğümüz ve “Bizde böyle işler yapılmıyor” dediğimiz birçok özellik bu dergide toplanmış durumda. Özellikle fotoğrafların kalitesi… “İyi makinelerle çekilmiş kötü fotoğraflar”a alışmış bizler için, hem görsel olarak hem kalite olarak 4x4lük denebilecek düzeyde.

 

Çok güzel bir görsel ile bezenmiş fakat içi boş dergiler, günümüz insanının en çok karşılaştığı şeylerden biridir. Yine bu noktada Keşkül dergisi ekibini can-ı gönülden tebrik etmek gerekiyor. Harcanan emeğin hakkını fazlasıyla vermeye gayret gösterildiği ilk bakışta kolayca fark edilebiliyor. Dergiyi içerik olarak kabaca 2 kısma ayırabiliriz: 1. kısım; dosya konusu. 2. kısım ise derginin yazarlarının ya da konuk yazların “tasavvufî” bir konu hakkında yazısı. Geride kalan 13 sayı boyunca, onlarca yazarın yazısı dergide yer almış. Hepsinin ismini zikredemeyeceğimiz bu yazarlara derginin sitesinden kolaylıkla ulaşmak mümkün. Ben burada sadece derginin danışma kurulunda kimlerin bulunduğunu vermekle yetineceğim: Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz, Prof. Dr. Mim. Baha Tanman, Prof. Dr. M. Erol Kılıç, Prof. Dr. Mustafa Kara, Ö. Tuğrul İnançer, Prof. Dr. Ümit Meriç, Zeynep Uluant.

 

Dergi ile ilgili zikredilebilecek tek problem 3 ayda bir çıkması. İmkânlar düşünüldüğünde hak verdiğimiz bu durum, derginin içeriği doldurularak giderilmeye çalışılmış. Keşkül dergisi ciddi manada 3 ay boyunca masada durmayı hak ediyor. Belki gönül hayatı olanlara bir ömürlük sermayeyi işaret ediyor. İşte bu noktada ilgililerin dönüp tekrar bakmasını mecburi kılıyor. Alınıp okunduktan sonra eski dergilerin arasına atılacak bir dergi değil, bilakis kütüphanelerin en değerli yerlerinde bir kitap gibi saklanacak bir dergi.

 

Güzel Kampanya!               

 

Son olarak daha önce böyle bir derginin varlığından haberdar olmamış, ya da bir şekilde almaya ve okumaya fırsat bulamamış kimseler için, Keşkül dergisinin çok cazip bir kampanyası mevcut şu sıralar. Derginin bundan önceki 8 sayısı set halinde 50 liraya satılmakta. İlgilenenlerin dikkatine!

 

Derginin sitesi: http://www.keskuldergisi.com/

 

Mehmet Erken yazdı 

 

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 10:44
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26