İstanbul'un yedi tepesine yazdı şiirini

Nurullah Genç’in Dil ve Edebiyat dergisinde yayınlanan 'Sen İstanbul Olsaydın Keşke' şiiri İstanbul’a yedi tepeden bakan bir şiir. Mustafa Uçurum bu şiir üzerine yazdı.

İstanbul'un yedi tepesine yazdı şiirini

Edebiyatımızın, tarihimizin, sosyal hayatımızın başköşesinde duran İstanbul, her şeye rağmen sevilmeye, vazgeçilmemeye devam eden büyülü ve gizemli bir güzellik olarak hayatımızın orta yerinde arz-ı endam etmektedir. Her şeyin yanında edebiyatın ve özellikle şiirlerin baş konusudur İstanbul. Bugün bile şairler İstanbul’da olsun ya da olmasın fark etmez, İstanbul’un şiirini yazmaya devam ediyorlar. Çünkü İstanbul başlı başına bir şiir olmaya devam etmekte.

Yedi tepeye şiir yazdı

Yedi tepeli şehir” denir İstanbul için. Yahya Kemal’in “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” dizesini de bu tepelerden birinde yazdığı rivayet edilir. Necip Fazıl’ın dillere destan “Canım İstanbul” şiirindeki “Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler/ Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler…” beyiti de yine İstanbul’un yedi tepesine bir selam gibidir.

Dil ve Edebiyat dergisinin 73. sayısında Nurullah Genç’in “Sen İstanbul Olsaydın Keşke” adlı şiiri yayınlandı. Bu şiirin hikâyesini Tokat’ta kendi adına düzenlenen “Aşka Vefa” programında anlattı Nurullah Genç.

Adı, memleketi Erzurum ile birlikte anılan şair Nurullah Genç, Erzurum’dan İstanbul’a yerleşince içindeki İstanbul sevdasını anlatabilmek için bir şiir yazmak ister. İstanbul ki sevdaların en büyüğüdür. Şanlı geçmişine ve göz kamaştıran haşmetine uygun dizelerin gelmesini uzun süre bekler. Bu sürede de İstanbul’un yedi tepesini gezer. Şehrin kalbi her noktaya gönlüyle bakar.

Sonradan dize dize, içindeki sevdanın resmini çizer gibi “Sen İstanbul Olsaydın Keşke” şiirini yazar. Her tepe bir saray, her adım bir rüyadır adeta. Hayal ile başlar şiir. “Çamlıca’da bir ay gördüm; senindi / Birden o nazenin yüzüne indi

Daha sonra her tepeye bir saray gözüyle bakarak şiir devam eder. Sarayburnu’nu, Kapalıçarşı ve Çemberlitaş’ın güzelliklerini, Süleymaniye’yi, Edirnekapı’yı, Bayrampaşa’yı ve İstanbu’u İstanbul yapan güzellikleri tek tek anlatır şiirinde Nurulah Genç.

Hayal” ile başlayan şiir “Rüya” ile sona eriyor. “Dünya bize zindan, dünya bize dar / İstanbul olsaydın, ben de bir seyyah / El ele yürürdük sonsuza kadar” diyerek bir rüyanın içinden İstanbul’un güzelliğine uyanıyor şair.

Yedi tepeyi bilen var mı?

İstanbul’un hızla yükselen heyula gibi binalarının arasından İstanbul’un güzelliğini görmek her gün biraz daha zorlaşsa da yedi tepeli şehir kimliği İstanbul için her zaman geçerli olacaktır. Nurullah Genç İstanbul’a yerleştikten sonra yıllardır İstanbul’da bulunan tanıdıklarına sormuş, “İstanbul’un yedi tepesi hangileri” diye. “Bunun cevabını ancak kendim gezerek buldum.” diyerek “Sen İstanbul Olsaydın Keşke” şiirini dinleyicilerle paylaşmıştı.

Bu soruyu bir TV kanalı da İstanbul’un en kalabalık semtlerinde insanlara sormuştu. “İstanbul’da yedi tepe mi varmış?” diyenler bile çıkmıştı; hem de “İstanbulluyum” diyenler arasında!?

Yaşadığımız şehirleri tam olarak tanımadığımız aşikâr. Her gün yanından geçtiğimiz görkemli yapıların hangi zamana ait olduğunu, hangi özellikleri taşıdığını bilen ya da araştıran da yok denecek kadar az. Yaşıyoruz bir koşuşturma ile. Ancak şiirler, şarkılar, gönle değen renkler bir anlık da olsa bizi cezbedebiliyor. Nurullah Genç, yazdığı İstanbul şiiriyle yedi tepeli şehrin saraylarına bir demet şiir sunarak bir kez daha bu güzelliğe tercüman olmuştur. İstanbul’la şenlenen dizelerin arasında artık Nurullah Genç’in şiirini de gönül rahatlığıyla koyabiliriz.

Bir defa dinleyin ağalar, beyler

Bu şehrin suları size ne söyler

Gül kokulu bir imandır İstanbul

En vefalı imtihandır İstanbul

Mustafa Uçurum yazdı

Yayın Tarihi: 06 Şubat 2015 Cuma 13:48 Güncelleme Tarihi: 10 Ağustos 2019, 21:33
banner25
YORUM EKLE

banner26