İslâmcı grupların entelektüeli: Sırat-ı Müstakim yahut Sebîlürreşâd

Gazete ve dergiler belirli bir zamanda geçen çeşitli olayların, duyguların ve düşüncelerin tespitini sağlayan, toplumsal hayata ışık tutan ve çeşitli problemlerin açıklanmasında rol oynayan, dönemlere ilişkin önemli bilgi birikimlerini aktaran kaynaklardır.

İslâmcı grupların entelektüeli: Sırat-ı Müstakim yahut Sebîlürreşâd

Her sayıda bir Osmanlıca dergi/gazeteyi ele aldığımız köşemizin bu sayıdaki konuğu, 1908 yılında yayın hayatına başlayan ve Müslümanca bir çizginin en temel izlerini bir iletişim kanalı olarak okuyucuya taşıyan Sırat-ı Müstakim (Sebilürreşad) Dergisi. Sırat-ı Müstakim Dergisi’nin temel politikası, İslâm temelli bir bakış açısıyla dönemin toplumsal değişim ve dönüşümlere ayak uydurmasını sağlamaktı. Bununla birlikte dergi; Kur’an ahlâkı, Sünnet ahlâkı gibi konularda İslâm’a dönüş gayesi güderken, Batılı olarak tabir edilen Avrupa ülkelerinin yalnızca teknolojisinin alınması üzerine bir politika izlemişti. Sultan II. Abdülhamid’in Kanun-ı Esasî’yi yeniden yürürlüğe koymayı üstlendiği vakitlerde II. Meşrutiyet’in sağladığı özgürlükçü ortamda âdeta düşüncelerin ve bilgilerin özgürce paylaşılmasına aç bir yayıncılık anlayışı mevcuttur. Bu anlayış karşısında yükseliş yaşayan Osmanlı basını, birçok gazete ve derginin yayın hayatına başlamasına zemin hazırlamıştır. Bunlardan biri de İslâmcı grupların çıkardığı dergiler içinde en entelektüeli olarak bilinen Sırat-ı Müstakim’dir.

Sırat-ı Müstakim, gerek yapısı gerek içeriği gerekse yazar kadrosunun etkileyici üslubu ile Osmanlı basınının yükseliş döneminde yayın hayatına başlayan ve hemen hemen kendisi ile aynı konuları işleyen birçok dergiden daha fazla talep gören bir dergiydi. Ebu’l Ula Zeynel-Abidin Mardin ve Eşref Edib Fergan tarafından 24 Temmuz 1908’de, II. Meşrutiyet’in ilanından bir gün sonra yayımlanmaya başlayan ve Müslümanların hâlini din, siyaset, felsefe, edebiyat, hukuk, sosyoloji ve ilim alanlarında ele alan Sırat-ı Müstakim’in başyazarı, Mehmed Akif Ersoy’du.

İslâm ülkelerinin toplumsal hayatlarını yakından tanımak, onların birbirleriyle tanışmalarına ve etkileşimlerde bulunmalarına vesile olmak da derginin amaçlarından biriydi. İslâmcılık düşüncesi, bu tarihten itibaren inanç, ahlâk, felsefe, siyaset ve eğitim yönünden İslâm’ı hayata yeniden hâkim kılma amacına yönelmişti. Bununla hedeflenen ise İslâm dünyasını sömürge olmaktan kurtarmak, medenileştirmek, birleştirmek ve kalkındırmaktı.

Derginin temsili hâline gelen İslâmcılık akımı, Batılı medeniH yetlerin getirdiği sisteme farklı bir varyasyon olarak düşünce bazında sistemleşmeye başlamış, öyle ki Sırat-ı Müstakim “İslâmcılık akımının fikrî olarak sistemleşmesi” için atılan adımların en önemlilerinden biri hâline gelmişti. Dergide işlenen İslâm inancına bağlılık konusu; gelenekçi, klasik, teslimiyetçi, keskin anlayışa dayanan bağlılıktan ibaret değildi; İslâmcılığın temel esasını oluşturan, “Kur’an’ı asrın idrakine söyletmeyi” hedef alan bir anlayış egemendi. Dergi, sayılarında ilerleme ve gelişmeden yana olduğunu iddia ederken bu gelişme ve ilerleyişin ancak İslâm tarafından kazanılabilecek bir inanç ve dinî bir samimiyetle mümkün olabileceğini vurguluyordu. Dergi, ikinci dönemi olarak ele alınan 1912’de “Dosdoğru yol” anlamına gelen “Sebilürreşad” ismiyle yoluna devam etti. Bu dönem, ülkede askeri, sosyal ve ideolojik bakımdan en yoğun mücadelelerin yaşandığı bir dönemdi. Sıklıkla kapatılan ve yazarları yargılanan dergi, Milli Mücadele Dönemi’nde önemli bir rol oynadı. Farklı illerde milletimize İstiklal Harbi’ne destek verme çağrılarında bulundu. Mecmuada yayımlanan bu çağrılar, Mehmetçiğin savaştığı cepheler başta olmak üzere ülkenin dört bir tarafına ulaştırıldı.

O dönem tüm bu yaşananlar sonucunda Sebilürreşad, Anadolu insanının maneviyatına, inancına coşkuyla işlenen büyük bir güç elde etti. Savaşın kazanılacağına olan inancı arttırdı. Mehmet Akif Ersoy’un en önemli eseri olarak bilinen “Safahat”ı oluşturacak olan şiirler, ilk sayısından itibaren dergide yer aldı.

Sırat-ı Müstakim (Sebilürreşad) Dergisi’nin kültür hayatımıza olan katkılarının ancak bir bölümünü ele aldığımız bu yazı, İslâm inançları hususunda gösterilen çaba ve oluşturulmak istenen toplumun İslâm ahlâkı ve ahvali ile ilgili birçok ipucu barındırıyor.

Yayın Tarihi: 22 Nisan 2022 Cuma 09:00
YORUM EKLE

banner19

banner36