Her sanatçının er meydanı kendi topraklarıdır

Karabatak dergisinin 24. sayısı 'Millilik ve Evrensellik Arasında Şiir' dosyasıyla çıktı. Mustafa Uçurum yazdı.

Her sanatçının er meydanı kendi topraklarıdır

İnsanın asıl vatanı yaşadığı topraklardır. Havasını soluduğu, suyunu içtiği ve gökyüzüne başını çevirdiğinde masmavi bulutlarla göz göze geldiği topraklar kutsaldır ve insanın öz yurdudur.

Çağın ayak oyunlarına göre şekil değiştirerek, herkesin sesi olmak gibi ucu belli olmayan hedeflerle herkese gülücükler dağıtarak ancak esnek bir zihin yapısına sahip olunabilir. Sözü, özü ve duruşu belli insanların gelecekten bahsedecek yüzü vardır. Günümüzde iyice silikleşen bu tavra aslında şimdi her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Çünkü kalıbı olmayan fikir yapıları ne yazık ki döküldükleri kabın şeklini alarak bir yerlere gelmeye çalışıyorlar.

Karabatak dergisi, 24. sayısında ay yıldızlı bir kapak ve “Milliyetçilik ve Evrensellik Arasında Şiir” dosyası ile duruşunu, yerini belli eden bir çıkış yaptı.

Bizden başlamalı ne başlayacaksa

Ali Ural, derginin sunuş yazısında neden böyle bir dosya hazırladıklarını izah ediyor. Millilik üzerine düşüncelerini sıralıyor ve “Her sanatın ve sanatçının er meydanı kendi topraklarıdır.” diyor. İnsanın ilk sınavını vereceği yer kendi toprakları. Öncelikle bunu başarmayı tavsiye ediyor Ali Ural. Kendini vatanına ait hissederek sanatını ortaya koyanlar için zamanı geldiğinde bütün sınırlarının kalkacağını söylüyor Ural. “Artık yeryüzünün tamamıdır onun vatanı.” diyerek uçsuz bucaksız bir coğrafya çiziyor sanatçının önüne.

Dosyada yer alan isimler ise Ali Ural, Ahmet Ağır, Mehmet Ulukütük, Atakan Yavuz, Zeynep Arkan, Bünyamin Demirci.Ali Ural, “Evrensiz Evrensellik” yazısında yerliliğe vurgu yapıyor, yerliliğin parçalarını tamamlayan sanatçının evrenselliğe ulaşabileceğine dikkat çekiyor. Şairin şiirini var olduğu topraklarda karması gerektiğini, şiirini ödünç nefeslerle değil kendi nefesinin sıcaklığıyla yazması gerektiğini söylüyor. Ahmet Ağır, Faruk Nafiz’in “Sanat” şiiri üzerinden yerlilik ve evrensellik konusunu izlemiş. Bizden başlayan bir yerliliğin sağlam bir adım olacağına dikkat çekiyor Ahmet Ağır.

Yerlilik dendiğinde akla ilk gelen isimlerdendir İsmet Özel. Her vakit yerliliğe vurgu yapmış, bu toprakların asıl sahibinin “Ben bu toprağın bir parçasıyım.” diyenlerin olduğunu söylemiştir. Mehmet Ulukütük, “Sünni şair olur mu?” sorusunun ardına düşerek dikkatle okunması gereken bir tahlil kaleme almış. Atakan Yavuz ise yazısında önemli tespitlerde bulunuyor. Kendi değerlerine sahip çıkmak, önce kendini tanımak, kendi karanlık görünen noktalarını aydınlatarak dünyaya açılmak gerektiğinin altını çiziyor. Dışarıdan olanın kıymetli olacağı algısının yıkılması gerektiğinden hareketle, “Hacı Bayram, Zosima Dede’den daha az derin değildir” diyor. Yerlilik ve gelenek arasındaki sıkı bağdan söz ediyor Atakan Yavuz. Kıstas kesindir. “Yeni karşısında hoşgörülü, eskiye saygılı.”

Sanat, vazifesini şimdi daha çok yapmalı

Her gün biraz daha biz olmaktan uzaklaştığımız bu zamanlarda sanata ve sanatçıya daha çok görev düşmekte. Yerlilik denen zenginliği daha da arttırmak için köklerinden kopmadan bunu yapmaya çalışmalı sanatçı. Milli olmalı, yerli olmalı ve sonunda evrenselliği hedeflemeli. Zeynep Arkan, şiirde millilik veya gelenek, evrensellik ve yenilik kriterlerini şiirimizden, şairlerimizden, edebiyatımızın yaşadığı dönemlerden bahsederek sıralıyor. “Çağının şairi olmak” üzerinde duruyor. Evrensel değerlere, olaylara kendi gözüyle bakmanın sanata katacağı değere dikkat çekiyor. Bünyamin Demirci, “Gözlerimiz de Doğuludur çünkü” diyerek başlıyor cümlesine. Doğunun mümbitliğinden bahsediyor. Bereketinden, dünyaya kattığı değerden örnekler veriyor. Kadim bir geçmişi var Doğunun. Dünyaya ahenk katan, güç katan bir denge Doğu. Batı ise köksüz. Topraktan uzak, insandan uzak Batı. Doğu ayağa kalkarsa dünya ayağa kalkar.

Yerlilik bir alın yazısı gibi taşınmalı. Bizim dediğimiz ne varsa hepsine birden sımsıkı sarılarak ancak gerçek bir dirilişi gerçekleştirebiliriz. Milliliği evrenselliğe taşıdığımız müddetçe bir anlamı olur milli olmanın. Karabatak dergisi 24. sayısında bunu dillendiriyor. Sanatı ve sanatçıyı kendi topraklarının sesi olmaya davet ediyor.

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Şubat 2016, 14:41
YORUM EKLE

banner19