Her öykücünün poetik bir kaygısı olmalı

Aşkar dergisi 26. sayısında hazırladığı Necip Tosun dosyası ile Necip Tosun öykücülüğünü, günümüz öyküsünün hallerini ve özellikle modern öykü kuramını araştırma, söyleşi ve inceleme yazılarıyla derinlemesine inceliyor.

Her öykücünün poetik bir kaygısı olmalı

 

Aşkar dergisi 26. sayısında hazırladığı Necip Tosun dosyası ile Necip Tosun öykücülüğünü, günümüz öyküsünün hallerini ve özellikle modern öykü kuramını araştırma, söyleşi ve inceleme yazılarıyla derinlemesine inceliyor. Öykünün edebiyatımızdaki yerinden başlayan, hikâyeden öyküye geçiş aşamalarını irdeleyen yetkin bir dosya ile Necip Tosun ismine yakışır bir çalışma ortaya koyarak hem dergi adına hem de yazar adına yüz akı bir sayıyla okurlarını selamlıyor.

Modernizme yakışan modern öyküdür

Necip Tosun, yazdığı öyküler kadar öykü üzerine yaptığı çalışmalarla da adından söz ettiren önemli bir yazardır. Öykü yazmak, hayata bir öykünün penceresinden bakmak önemlidir. Yaşananları ve yaşanacakları bir öykünün etrafında buluşturmak öykücüler için yaşamak kadar doğal bir süreçtir. Bir öykücü yaşadığı her şeyden heybesine öyküler devşirebilir. Elbette bu, edebiyatın diğer türleri için ide geçerli olabilir fakat öyküler hayatın kendisinden beslenir.

Necip Tosun, hayattan kesitlerin öyküye geçiş noktasında olması gerekenleri, dışarıda bırakılacakları ve öyküde olması gerekenleri bir kuram halinde ortaya koyuyor. Dergide kendisiyle yapılan söyleşide de bunu açıkça ifade ediyor “Her öykücünün poetik bir kaygısı olmalıdır.” diyerek; sadece öykü yazmak değil öykü üzerine kafa yormanın da gerekliliğine vurgu yapıyor. Öyküyü kendine dert edinen yazarın da zamanla eserlerini zenginleştirme konusunda kendine yeni imkânlar açacağına dikkat çekiyor.

Yaptığı işi önemsemektir başarının sırrı

Necip Tosun söyleşide genç öykülere yol gösterici ipuçları da veriyor. Yaptığı işi önemsemek bunların en başında geliyor. Öykünün artık “ara tür” olarak algılanmasının çok gerilerde kaldığından hareketle öykücünün öyküye sımsıkı sarılması gerektiğine dikkat çekici örneklerle göndermeler yapıyor. “Kendi olmak, büyük öykücüleri takip etmek, önemli durakları analiz etmek ve kendi yolunu çizmek” bir öykücünün başarıya ulaşması için takip edeceği yol haritasıdır. Bütün bunların toplamı da yaptığı işi önemsemekten geçmektedir.

“Öylesine” bir çıkışla yola çıkmak, bir işe girişmek kişiyi ancak öylesine bir kişi yapar. Ummanda damla olmak da değerlidir ama edebiyatta asıl olan kalıcı olmaktır. Yazılanların bir sonraki nesillere geçmesini hedeflemek bir yazarın asıl hedefi olmalıdır. Günü birlik bir hevesle karalanan her satır ancak günübirlik bir okuyucu kitlesine hitap edebilir. Necip Tosun’un aslında gençlere tavsiyelerindeki asıl hedefinde de bu kalıcı olma, sesinin mesafesini uzatma kaygısı yatmaktadır.

Öykü önemlidir ve önemsendiği müddetçe kendine yer bulabilecektir. Öykünün önemsenmesinde de öykü üzerine çalışmalar yatmaktadır. Özellikle kendinden öncesini bilmek ilk basamaklardan biridir. Bu noktada Necip Tosun, usta öykücülerden örnekler vererek kendisi için yol arayan genç öykücüleri doğru adreslere yönlendirmiş oluyor.

Öykü de çağa ayak uydurdu

Necip Tosun’un modern öykü kuramında da sık sık dile getirdiği bir gerçek var ki günümüz öyküleri okunduğunda bu daha iyi tespit edilecektir. Öykü, sınırları daha da genişleyerek daha münbit bir alana doğru yol almaya başladı. “Soyut, gerçeküstü, küçük ayrıntılardan büyük öyküler devşirmek” günümüz modern öyküsünün temellerini oluşturmaktadır.

Öyküyü gündemde tutmak, öyküyü hak ettiği değeri vermek Necip Tosun’un modern öykü kuramıyla yapmak istediği asıl gayeyi oluşturmakta. Bunun yolu da öyküyü önemseyen, öyküye mesaisini ayıran yani öykü için kafa yoran gençlerin sayısının çoğalmasından geçiyor.

Ve son olarak ekliyor Necip Tosun: “Kendini iyi analiz etmiş öykücünün, tüm yönlendirmelerden yararlanmakla birlikte kendi yolunu daha sağlıklı çizeceği aşikârdır.”

 

Mustafa Uçurum yazdı

Yayın Tarihi: 19 Temmuz 2013 Cuma 17:21 Güncelleme Tarihi: 19 Temmuz 2013, 17:21
banner25
YORUM EKLE

banner26