Harf devrimin asıl amacını yazmış İ. İnönü

Mehmet Raşit Küçükkürtül, Aşkar Dergisi'nin 28. sayısında, İslâm harflerinin yasaklanmasının Türk Edebiyatı’na etkisini işleyen bir yazı kaleme almış. Mustafa Uçurum yazdı.

Harf devrimin asıl amacını yazmış İ. İnönü

 

 

“İnkılâp” teriminin derin anlamlar ifade ettiği bir toplumda yaşıyoruz. Yapılan her inkılâp hareketi toplum nazarında çok etkili olmuş, bazılarının sonucu idam sehpalarına uzanacak denli toplumla çelişme durumuyla karşı karşıya kalmıştır.

Harf inkılâbı deyip geçmeyin

Milletlerin kökleriyle olan bağlarının en sağlam temellerinden birisi harfleridir. Atalarıyla aynı harfleri kullanan toplumların, geçmişleriyle olan irtibatları da bu nispette fazladır. Aradan geçen yıllara rağmen, ortak kaynaklar devam etmekte, harflerin kurduğu görünmez bağ, öylesine kuvvetli olmaktadır ki ortak dil bütün nesilleri kuşatmaktadır.

Mehmet Raşit Küçükkürtül, Aşkar Dergisi’ndeki yazısına, “İslâm Harflerinin Yasaklanması Türk Edebiyatını Hangi Zararlara Uğrattı?” başlığını koyarak yazısının ilk ipuçlarını daha başlık bölümünde veriyor.

Türklerin tarih boyunca en uzun süre kullandığı alfabe Arap alfabesidir. Verilen eserler, kanunlar, levhalar, köşe başlarındaki taşlara yontulan yazılar, Arap harflerinin nadide örnekleri arasındadır. Tâ ki 1928 yılına kadar… Bu yıldan sonra İslam harflerinin yerini Latin alfabesi alır. Küçükkürtül yazısında bunu şu şekilde ifade ediyor: “1928’den önce şairler neler yazıyordu, 1928’den sonra neleri yazmaktan vazgeçtiler?”

Bir milletin harflerinin değişmesi demek, milletin geçmişiyle olan bağlarının da kopması anlamına gelir. Yazılan sayısız eserle milletin arasına uçurumlar girmesi demektir harflerin değişmesi. Harflerin değişmesi aynı zamanda, eski harflerin de yasaklanması anlamına geldiğinden, bunu fırsat bilen yenilikçiler, gayrimüslimler boş buldukları alanlarda, gönüllerince yer edinme imkânına da kavuşmuş oldular.

İslam harfleri özümüzdür

Harflerin değişiminden şüphesiz en fazla etkilenen, edebiyatımız olmuştur. Yazılan sayısız eser yeni harflere tam olarak aktarılamamış, arada yitip giden sayısız eser olmuştur. Ne hazindir ki, şimdi üniversitelerin birçok bölümünde Osmanlıca dersi adı altında dersler yer almakta. Sadece ders geçmek için öğretilen ve öğrenilen bu derslerin ne yazık ki edebiyatımıza ve görkemli geçmişimize faydası olduğunu söylemek doğru olmaz.

Öz, önemlidir. Harflerin özü, bizim özümüzdür. İslâm harfleri, bizim benliğimize o denli işlemiştir ki, bu harflerin kutsallığı karşısında bu topraklarda yaşayan, okumuş ya da okumamış insanların harflere hürmet.i en ulvi duygular derecesindedir. Anadolu’nun bir köyündeki ninenin, yolda bulduğu bir çikolata kâğıdını üzerindeki Arap harflerinden dolayı, yerden alıp duvarın üstüne koymasındaki özle bağlıyız biz bu harflere.

İsmet İnönü hatıralarında, harf inkılâbıyla ilgili düşüncelerini açıklıkla dile getirir. Bunları açıkça söylemesi de gösterir ki, daha güzel ve müreffeh bir Türkiye için yapılan inkılâpların arka planında başka hesaplar bulunmaktadır. Der ki İsmet İnönü: "Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı, okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Okur-yazar oranının düşük oluşunun yegâne sebebi alfabenin öğrenilmesinin zor olduğu değildi. Uzun yıllar devlet eğitim sorununa eğilmemiş, kütlesel eğitime önem vermemişti; vermiş olsaydı şüphesiz ki daha yüksek olurdu. Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı. (...) Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik.(...)

Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı." (İnönü, Hatıralar, C.II, s. 223)

Kalbimize dönmek için...

Mehmet Raşit Küçükkürtül, “Kaybedecek vaktimiz yok!” diyerek tekrar İslam harflerine sımsıkı sarılmamız gerektiğine vurgu yapıyor. Kendimiz için, özümüze tekrar tekrar dönmek için, tez elden bu dönüşünü sağlamamız gerektiğinin önemini anlatıyor. Fakat bu dönüş, zoraki derslerle ya da nostaljik bir merakla gidilen hat kurslarıyla sağlanamaz. Yapılması gereken; “İslam harflerinin akledebilmemiz, itikadımızın gereğince söz söyleyebilmemiz, zihni kapasitemizi arttırabilmemiz, tekrar bir lisan olabilmemiz için, bize lazım olduğunu düşünerek hareket etmek mecburiyetindeyiz.”

Aşkar Dergisi, her sayısında üzerine yenilikler ekleyerek 28. sayısına ulaştı. Böylesine derinlikli konulara yer vererek de zeminini sağlamlaştırmaya devam ediyor. Özellikle dergiye yeni eklenen, “Mesuliyet Meselesi” bölümü ele aldığı konularıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Bir derginin atması gereken en iyi adım, daima ileri olmalıdır. Yerinde sayarak ya da geriye giderek yapılan dergicilik, külfetten başka bir şey değildir. Aşkar, iyi yolda.

 

Mustafa Uçurum yazdı.

Güncelleme Tarihi: 18 Aralık 2013, 17:15
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13