Gür sesli şiiriyle mazlumların yanında Arif Ay

Yedi İklim Dergisi’nde Mehmet Özger, en çok tartışılan iki kavram üzerinden (direniş ve emek) Arif Ay şiirini kavramsal ve düşünsel boyutta ayrıntılı olarak ele almış. Mustafa Uçurum yazdı.

Gür sesli şiiriyle mazlumların yanında Arif Ay

 

 

Olaylara, kişilere, kavramlara ideolojik olarak yaklaşmak kısır bir döngünün içine hapsolmak demektir. Hayatın akışını bir cendereye almak, her şeyi dar kalıplara sığdırmaya çalışmak ve kişileri sınıflara ayırmak da, bu bakış açısının bir tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kavramların ideolojisi olmaz

Bazı kavramlar var ki, adının duyulmasıyla yaptığı çağrışım belli bir kesimin sözcüsü olarak algılanmakta, hatta bu kavramlara ipotek konmuşçasına, dışardan bir başkasının bu kavramları kullanması da yadırganmakta idi. “Direniş” ve “emek” kavramları yıllar var ki Marksist literatüre mâl edilmiş, sadece bu düşünceye sahip yazar ve şairlerin kullandıkları kavramlar olarak algılanır olmuştur.

Yedi İklim Dergisi’nin 285. sayısında, Mehmet Özger bu konuyu içeren önemli bir yazı kaleme almış. “Arif Ay Şiirinde Direniş ve Emek” başlıklı yazı, hem bu kavramları inceleyen, hem de Arif Ay şiirine, direniş ve emek açısından bakan bir değerlendirme yazısı olmuş.

Marksist düşüncenin temelinde yatan paylaşımcı yaşam, bu düşüncedeki sanatçıları da direniş ve emek kavramlarını sıkça kullanmaya iten önemli bir sebeptir. Kapitalist olanlara karşı olan bu düşünce, aynı zamanda bunun karşısında olan her şeyle mücadeleyi ilke edindiğinden, yazdıkları her şeyde bir direnişi bileyerek, varlıklarına anlam yüklemek istemişlerdir. Direnişi yücelten ve emeği baş tacı eden bu anlayış, kim ne derse desin, sadece yazdıklarıyla kendilerini tatmin etmenin ötesine geçememiş, yaşantılarını kapitalizmin kucağına emanet etmiş bir edebiyat ideolojisinin ötesine geçememiştir.

Bu bağlamda, hiçbir kavram hiçbir düşüncenin malı olamaz. Kavramlar toplumun ortak değerleridir. Önemli olan hakkını verebilmekten geçmektedir. Eğer emek dediğimiz kavramı sadece Marksist bir yapılanmaya teslim edersek, aynı şekilde intifada gibi soylu bir direnişi, sadece İslamcı bir düşüncenin kavramı gibi algılamış oluruz ve bu da küresel bir düşünce yapısından söz etmemizi engeller.

Muhafazakâr değil İslamcı Arif Ay

Mehmet Özger yazısında çok önemli bir ayrıma da yer veriyor. “Arif Ay şiirinde direniş ve emek gibi bazı kavramların kullanılmış olması, muhafazakârlıkla örtüşmese bile İslam düşüncesi ile örtüşmektedir.” diyor. Kavramların ihtiva ettiği anlama baktığımızda, İslam düşüncesiyle paralellik gösteren bir düşünceden söz etmek mümkündür. Müslüman direnendir; Mekke’de İslam’ın ilk ışıkları dünyaya yayılmaya başladığı günden bu yana Müslümanlar, sonu gelmez bir şekilde zulme karşı direniş göstermişlerdir. Emek, iman eden herkes için tarifsiz bir kutsallığa sahiptir. Emeğinin hakkını vermek, emeğini boşa çıkarmamak, bir Müslüman’ın en çok dikkat etmesi gereken kıstaslardandır.

Buradaki en önemli fark, muhafazakâr düşüncenin kavramlara ve olaylara bakış açısıdır. Muhafazakârlık daha çok ılımlı bir yaşamı, sakinliği karşılamaktadır. Fakat İslamcı düşüncenin temeli, direnişten gelmektedir. Direnen, kazanmayı arzulayan, zalimin karşısına elindeki silahı ne ise onunla dimdik çıkandır İslamcı.

Arif Ay, sözünü esirgemeyen bir yüreğe sahiptir. İslam düşüncesi onun şiirinin temelini oluşturur. Bu yüzden, direniş ve emek, arif Ay şiirinin değişmez iki temel taşıdır. Mehmet Özger, Arif Ay’ın beslendiği iki önemli kaynak olarak Nuri Pakdil ve Sezai Karakoç’u gösterir. Özellikle Nuri Pakdil’in, Arif Ay üzerindeki etkisinden söz eder. Nuri Pakdil şiirinde direniş, emek, devrimcilik kavramlarının çok sık kullanmış olması da bu yakınlığı daha anlamlı kılmaktadır.

Arif Ay şiirini, Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in yanında besleyen en gümrah kaynaklar olarak Filistin, Kudüs ve Bağdat da sayılabilir. Şiirine bu coğrafyayı konu eden bir şairin dili ve yüreği, ister istemez direnişten ve emekten bahsedecektir. Arif Ay’ın, “tüm zulme karşı direnenlere” diyerek yazdığı “Gerilla” şiiri tüm ideolojileri ters yüz ederek, evrensel bir direnişi kutsayan bir şiirdir. Şairin sesinin sonsuz mesafelere ulaşabilmesi için de, böyle bir geniş yürekle tüm direnişleri selamlamaması gerekir. “haydi durma/ unutma yıldızlar yanar söner/ ayrılır dağların damarları/ geçiyoruz ellerimizde Kitap/ örtünce ağaçlar/ yüzünü gerillanın”

Kelimeleri özgür bırakmak

Kelimeler şairlerin dilinde ete kemiğe bürünür. Hangi anlamı karşılamak isterse şair öyle bir ruh verir kelimelere. Bu yüzden kelimelere kimse ipotek koyamaz. Yeter ki şairin söyleyecek sözü olsun.

Arif Ay, şiirlerinde direnişi ve emek kavramını kullanarak, bu kelimeleri İslamcı bir düşünceye kavuşturmuştur. Aynen Nuri Pakdil’in şiirinde yaptığı gibi. Böylelikle bir ideolojiye sıkışıp kalmış kavramları bir bakıma özgürleştirmiştir. Emek şiirinde dediği gibi; “ne çimento/ ne çelik/ en kallavi/ emekle ördüğümüz duvar”

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2014, 16:54
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ÖKKEŞ KUL
ÖKKEŞ KUL - 6 yıl Önce

Arif Ay'ın şiiri, tamam, eyvallah. Onun bir de portre çalışmaları var ki, Türkçede bu kadar kısa, bu kadar çarpıcı, isabetli ve şiirsel anlatımı ben başkasında görmedim. Onunla karşılaştırılabilecek nitelikte belki Mehmet Aycı aklımıza gelir. Ay ve Aycı... Adları da birbirine yakışmış. İkisine de selam olsun, yolları açık olsun.

banner19

banner13