Gözyaşı kardeşlik dolu bir dergiydi!

Gözyaşı dergisi 12 Eylül sonrası Ülkücülerin kıpırdanmalarından biriydi.

Gözyaşı kardeşlik dolu bir dergiydi!

283701987 yılının Mayıs ayında Kocatepe’de açılmış bulunan kitap fuarında bir standda rastlamıştım Gözyaşı dergisinin ilk sayısına. Daha sonra bu sayıyı memlekete götürdüm ve dergi ‘bizimkilerin’ de dikkatini çekti.

12 Eylül sonrası bir dışavurum

Konya’da Mayıs 1987’de çıkmaya başlayan Gözyaşı, 12 Eylül sonrası Ülkücü camia içinde yeşermiş bir fikrî kıpırdanışın ifade vasıtası idi. Derginin sahibi ve yazı işleri müdürü Haşim Akten’in şahsında temsil edilen fikriyat, ifadesini Gözyaşı dergisinde (ve daha sonra da Gözyaşı Gecelerinde) buldu.

Yine 12 Eylül sonrasında hapishanede şekillenmiş Yazı dergisiyle aynı camiadan neşet etmiş olmasına rağmen daha farklı bir damarı temsil etti Gözyaşı. Bu farklılık, Gözyaşı’nın tasavvufî eğilimlerinde ve -tabir caizse- geleneksel anlayışa Ehlisünnet hassasiyeti bağlamında daha yakın durmasında belli eder kendini. Ortak yön ise her ikisinde de keskin milliyetçi çizginin törpülenişidir. Camianın bu kanadı da artık sadece Türkiye (veya Turan) ile sınırlı bir ilgi alanının dışına çıkmış ve Ortadoğu’yla birlikte bütün dünyaya uzanmıştı (Özellikle Filistin ve Afganistan). Haşim Akten bu hususu 16. sayısında “Gözyaşı’dan Zaruri Bir Açıklama” başlıklı yazısıyla şöyle açıklamıştı:

“Yeni bir ekol değiliz. Geçmişte yaptığımız haklı mücadelemize devam ediyoruz. Sadece ölçülerimizi iyi tespit ederek, yanlışları düzelterek ve eksikleri tamamlayarak… (…) Allah ve Rasulünün ölçüsü olan Ehl-i Sünnet çizgisi tek şiarımızdır.”

28372Merhum Yazıcıoğlu yazı kadrosundaydı

Gözyaşı dergisinin ikinci sayısından itibaren merhum Muhsin Yazıcıoğlu, başyazı değilse de bir ilk yazı ile yer aldı. Bu dönemde Yazıcıoğlu ekibi MHP’den daha ayrılmamıştı ve izleyebildiğimiz kadarıyla onun bu kararı vermesinde Gözyaşı ekibinin ve bilhassa Haşim Akten’in önemli desteği olmuştu.

Cemaatler arası diyalog

Dergide göze çarpan önemli bir tavır da, 12 Eylül öncesinde Ülkücü camia ile arada mesafe bulunan dinî cemaatlere yakınlaşma çabasıdır. Bu çaba önce “Dergilerden Seçtiklerimiz” başlıklı bölümde görünür oldu. Burada Altınoluk, İslâm, Köprü, Mektup, Ribat, Kadın ve Aile, Zafer, Sızıntı, İcmal, Öğüt, Selâm, Birliğe Çağrı, Bizim Ocak, İslâmî Edebiyat gibi dergiler okuyucuya tanıtıldı. Daha sonra Said-i Nursî (S. 9), M. F. D. (S. 2),  Esad Coşan’dan (S. 14) alıntı yazılar da elbette derginin bu tavrının açık birer göstergesiydi. Yine Haşim Akten’in 11. sayıda yer alan “Gezdiklerim, Gördüklerim, Hissettiklerim” başlıklı yazısı aynı dergilerin bürolarına uğrayarak gerçekleştirdiği bir tür diyalog çabasının verimlerini yansıtır. 12. sayıda ise Ribat, İcmâl, Gözyaşı, Sızıntı ve Tavır dergilerinin ortaklaşa tertip edilen “Birliğe Doğru” panelinin haberiyle karşılaşıyoruz (Mayıs 1988).

Derginin tasavvufî konulara ilgisini tebellür ettiren isim ise geçenlerde vefat eden son devir sûfîlerinden merhum İsmail Çetin Hoca olmuştur.

Mevlânâ, Âkif, rüyet ve hadis soruşturmaları

Derginin zaman zaman düzenlediği soruşturmalar da konularıyla ilgi çekicidir. 17 sayıdaki Mevlânâ soruşturmasına Mehmed Emin Er, Mehmet Eminoğlu, Tahir Silahtaroğlu, Ramazan Ayvallı, Süleyman Toprak katılmış; yine aynı sayıdaki “Mehmet Akif Ersoy “Bedr’in arslanları ancak bu kadar şanlı idi” derken hata mı etmişti?” sorusuna ise yine M. Emin Er, Tahir Silahtaroğlu cevap vermiştir. Sayı 20’deki “Rüyet-i Hilâl” konulu soruşturmayı ise M. Emin Er, Ahmet Yılmaz, İsmail Öner, Tahir Silahtaroğlu, Hasip Asutay, Halil Gönenç ve Muammer Dizer cevaplandırmıştır. “Hadissiz İslâm Olur mu?” soruşturmasına ise oylumlu yazıları ve röportajlarıyla İsmail Çetin, Orhan Karmış, Şahin Filiz, Halil Günenç, Şakir Gözütok katkıda bulunmuştur.

Yazar kadrosu28371

Gözyaşı’nda Haşim Akten, Muhsin Yazıcıoğlu, Mehmet Eminoğlu, H. Hüseyin Varol, Mehmet Akgül, Remzi Çayır, M. Nuri Özkan, Birol Dok, M. Kâzım Kara, İbrahim Canan, Nedim Diyemli, İlhan Yardımcı, Adil Arslan, Abdürezzak Maruf, Osman Yurt, Akın Güray Şamiloğlu, Ali Cöre, Perihan Akçay, Safiye Sâfi, Ahmet Sevgi, Ali Çağrı, Uğur Öztürk, Mustafa Balkan, Şakir Gözütok, Osman Cilacı, Nuri Baş, Rümeysa Şen, Turan Güven, Güngör Konevi, Harun Meral, M. Nilüfer Bâkiler, Ayşe Akten, Fatma Gülbahar, Mustafa Özönder, Gülşen Ağırbaş, A. Selçuk Özdağ, Servet Avcı, Harun Reşid Demirel, Fatma Zehra Küçüköztaş, Akın Sağlık, Mustafa Sarıca, Ali Çağrı, Mehmet Karaman, Mümine Garip [İlk iki ciltte] gibi yazarlardan oluşan kalabalık bir kadro yazdı.

Konuşulanlar

Röportajlar bakımından da Gözyaşı canlı bir görünüm sergiledi: Bazılarıyla birkaç kez olmak üzere; S. Ahmet Arvasî, Mustafa Uysal, Abdürrezzak ve Abdülgaffar Maruf, İsmail Çetin, Osman Cilacı, Halil Milaslı, Ahmet Er, Ahmet Tevfik Ozan, Mediha Ürkmez, Şerafeddin Gölcük, M. Emin Er, Tahir Silahtaroğlu, İsmail Öner, Hasip Asutay, Halil Gönenç, Orhan Çeker, Orhan Karmış gibi isimlerle çeşitli alanlarda konuşuldu.

Geçirdiği süreç ve etkisi

Takip edebildiğim kadarıyla Gözyaşı, ilk üç yıl hiç aksamadan yayınını sürdürdü. Daha sonra sanırım  “Gözyaşı Geceleri” derginin önüne geçti ve derginin yayını aksadı. Ne kadar sürdüğünden çok, Gözyaşı’nın son devir Türk fikir ve siyaset hayatında nasıl bir etki oluşturduğu önemlidir. Gözyaşı siyaset alanında Büyük Birlik Partisi etrafında kümelenen fikir sahiplerinin sesi olduğu kadar, etkisini, o zamana kadar hep kendi sınırlı alanında faaliyet gösteren dinî cemaatleri, bu alanının dışına çıkma hususunda -bir nevi- zorlamasıyla da göstermiş ve bunu başarmıştır. Gözyaşıyla yoğurduğu fikirlerini 12 Eylül sonrası ortamda bu dergi vasıtasıyla ortaya koymuştur. Gösterdiği samimi çaba ile son devir basın/dergicilik tarihimizde ilgi çekici bir örnektir Gözyaşı.

 

Yusuf Turan Günaydın dergilerimizi anlatıyor

Yayın Tarihi: 29 Ağustos 2011 Pazartesi 01:47 Güncelleme Tarihi: 07 Eylül 2011, 16:45
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Osman DOST
Osman DOST - 10 yıl Önce

Muhsin Yazıcıoğlu ağabeyimi rahmetle anıyorum.

banner26