Gençler İçsel Boşluğunu Nasıl Gidermeye Çalışıyor?

Nihayet dergisi, 38. sayısını 'Helal Romantizm' başlığına ayırmış. Dergi, dosya ile ilgili röportajını 'Apaçi Gençlik' adlı kitabı ile bilinen ve gençlerle bu başlığa yakın konularda görüşmeler yapan Ömer Miraç Yaman ile gerçekleştirmiş. Dergideki diğer önemli bir yazı da Enes Özel’in ‘Helal’ Aşkın Halleri başlıklı yazısı... Sedat Palut yazdı.

Gençler İçsel Boşluğunu Nasıl Gidermeye Çalışıyor?

Hızlı bir hayat yaşıyoruz. Bir yerlere bir şeyler yetiştirme telaşındayız. Bazı günler kendimiz yetişirken, kalbimiz arkada kalıyor ya da kalbimiz istediğimiz yere vardığında bedenimiz bir metrobüs durağında hayallerde bekliyor. Peki, bu koşuşturmada, içimizde taşıdığımız kalbe uygun yaşıyor muyuz? Modern hayattan kaçabiliyor, modern aynanın yalanlarından sıyrılabiliyor muyuz? Yaşadığımız ilişki ağlarının hangisinde sahici kalabiliyoruz ya da sahiciliğin tanımını yapan o kitaba ne kadar uygun davranabiliyoruz? Özellikle karşı cinsle ilişkilerde…

Çok zor ve hassas bir konu… Nihayet dergisi, Şubat 2018 tarihli 38. sayısını “Helal Romantizm” başlığına ayırmış. Dergide önemli yazı ve röportajlar var. Dergi, dosya ile ilgili röportajını Apaçi Gençlik adlı kitabı ile bilinen ve gençlerle bu başlığa yakın konularda görüşmeler yapan Ömer Miraç Yaman ile gerçekleştirmiş. Yaman, gençler arasında oldukça yaygın olan sosyal hesaplar üzerine değinmiş röportajında. Malumdur, görmenin ve ne kadar göründüğünün çok önemli olduğu bir çağda yaşıyoruz. Şu açıklaması manidar: “İsmi Instagram. Ne satılıyor orada? İnsan eti. Biz İslam’da biliyoruz ki böbrek satmak, saç satmak, tırnak satmak haram. “Yeni alınmış ayakkabıyla ayak satmak caiz mi? Yeni alınmış başörtüyle baş satmak caiz mi? diye soruyorum gençlere. Instagram buna dönmüş durumda. Peygamber, “Allah sizlerin yüzlerinize ve dış görünüşünüze bakmaz. Sinenizde saklı tuttuğunuz kalplerinize bakar, demiştir. Biz bu hadisin tam tersine çevrilmiş bir hali yaşıyoruz.” Yaman’ın ifadeleri insanın aslında yalnızlığına değiniyor.

Gençler içsel boşluğunu nasıl gidermeye çalışıyor?

Belki de insanlık tarihinin en yalnız dönemlerini yaşıyoruz. Şiirdeki gibi, kalabalıklar içindeki yalnızlık… Modern zamanın insanı, içinde ve hayatında taşıdığı yalnızlığı “like”lar sayesinde aşmaya çalışıyor. Haliyle sınırlarını da kaybediyor. Günümüz gençliğinin kendini sürekli sosyal medyada var edebilmesi, etmeye çalışması bunun göstergelerinden birisidir, sanırım. Mesela flört eden gençler, saatlerce yazışıp, konuşup içlerini döküyor ve karşısındakinin de içini dökmesini bekliyor. Gerçek sebep bu olabilir mi? İçlerini dökmek… Miraç Yaman şuna dikkat çekiyor: “O genç, yaşadığı içsel boşluğu, karşı tarafı içine “sokarak” ya da kendisi ona “girerek” çözmeye, adeta işgal edilerek ya da işgal ederek gidermeye çalışıyor.”

Ömer Miraç Yaman’ın çok güzel ifadeleriyle birlikte şunu eklemek mümkün, yukarıda da değindiğim gibi hızlı bir hayat yaşıyoruz. Bu hız içerisinde insanın kendine enerji almasına çok vakti olmuyor. Özellikle gençler içsel manada kendilerini besleyemiyorlar. Bunun olumsuz neticesinde başkaları üzerinden varlıklarını inşa etmeye çalışıyorlar. Bu durum belirli değerleri taşıyan gençler için ise oldukça sıkıntılı bir durumun ortaya çıkmasına sebep oluyor. Neden mi? Çünkü sınırlarını kendileri belirleyemiyor, farkında olmadan başkalarının sınırlarını çiğniyor ya da taşıdığı değerlerin sınırlarının daralmasına sebep oluyor. Bunu Yaman’a gelen maillerden anlıyoruz. “Dört yıllık bir ilişkim vicdan azabımdır, ne yapmalıyım? Zina ettim, ne yapmalıyım? Nişanlıyken günaha bulaştık, ne yapmalıyım? Flört günahından döndüm ama gönlümü toparlayamıyorum, ne yapmalıyım? Evlenemiyorum, imam nikâhı kıysak olmaz mı? Sevdiğim erkeğin sadece resmine baksam olmaz mı?” Bu ve buna benzer sorular modern muhafazakar insanın sınırlarını belirlemede ne kadar zorlandığını göstermektedir?

‘Helal’ aşkın halleri

Derginin diğer önemli yazılarından birisi de Enes Özel’in yazmış olduğu “ ‘Helal’ Aşkın Halleri ” başlıklı yazıdır. Enes Özel yazısında günümüz gençliğinin uzun kurgu metinlerini paylaştığı (ya da romanlarını mı demeliydim) whattpad’in muhafazakar camiada nasıl ivme kazandığını ve eski hidayet metinlerinden ne kadar farklı olduğunu eleştirerek değerlendirmiş. Yıllar önce yazılan hidayet öykülerinde kahramanlarımız siyah ya da beyazdı. Kötü karakter ya da doğru insanla karşılaşmamış olan kahramanımız dini bütün birisi ile karşılaşır, karşılaştığı kişi de dinin hem ahlak boyutunu hem de yaşanmış halini görürdü. Edebi açıdan çok tartışmalı bu metinler birçok insanın yaşamını değiştirmiş, evdeki kadınların gönül tellerinde nağmelere vesile olmuştu.

Günümüzde ise milyonların okuduğu bu wattpad furyası ve bunun kitap olarak yansımaları oldukça tartışmalı bir durum. Tartışılan şey metinlerin edebi olup olmamasından ziyade okurlara helal bir romantizm sunması durumudur. Yazar, bu duruma, “helal romantizm, bir “helalleştirme”, din dışı olanı dinileştirerek dolaşıma sokma ameliyesine gizli bir atfı barındırmaktadır” diye değerlendiriyor. Din, ne yazık ki bu kurgusal metinlerde birer sembol olarak kalıyor sadece. Bu da önemli bir metaya hizmet ediyor. ”Artık semboller pazardaki metaya yapışmıştır. Elif kah bir kitap kapağından kah bir kafenin duvarından kah bir yüzüğün üzerinden bizi selamlar. Tüketim bugün pasif bir eylem değil yaratıcı bir faaliyet.” Dini bir hayat gibi sunulan ağdalı cümleler bazı değerleri taşıyan insanları aslında kendine yabancılaştırmaktadır.

Nihayet dergisinin Şubat sayısı “ ‘Helal’ Romantizm ” başlığı ile okunmaya değer yazılardan oluşuyor, tavsiye ediyorum.

 

Sedat Palut

sedat.palut @ gmail.com

Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2018, 13:12
banner12
YORUM EKLE

banner19