Filistin cephesi yenilgisi mercek altında

Derin Tarih dergisi, Ekim sayısında, 1. Dünya Savaşı'nı asıl kaybetme sebebimiz olarak gördüğü Filistin cephesi yenilgisini mercek altına alıyor. Hüseyin Kahraman yazdı..

Filistin cephesi yenilgisi mercek altında

Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'na katılmasıyla başlayan yıkılış süreci, tarihi kaynakları karıştırdıkça, resmi tarihin "Osmanlı Devleti, müttefikleri (Almanlar) yenildiği için mağlup sayıldı" tespitinden çok daha rijit gerçekleri içinde barındırdığını gösteriyor. İttihat ve Terakki'nin Alman taraftarlığı iddiasından Rusya'nın Türkiye üzerindeki emellerine, Enver Paşa'nın savaşa girmeye çok hevesli olduğu iddiasından, Almanların Osmanlıyı Ruslarla ayrı bir anlaşma için tehdit etmesine kadar ortaya atılan tez ve antitezler, uzun yıllar dünyaya kapalı bir dikta yönetimin karşılığı bulunamayan trajik sırlarını gün yüzüne çıkarıyor bugün. Bir millet, varoluş mücadelesini hâlâ sürdürdüğünü dünyaya hissettiriyor, kederinin ve kaderinin sebep ve sonuçlarını aramayı sürdürüyorsa yapılacak daha çok iş var demektir.

Derin Tarih dergisi, tarihçi sorumluluğuyla yakın tarihimizin sırlarını ortaya çıkarmayı sürdürüyor. Ekim sayısında, 1. Dünya Savaşı'nı asıl kaybetme sebebimiz olarak gördüğü Filistin cephesi yenilgisini mercek altına alıyor.

Filistin cephesi tam bir hezimet

Konuyu kaleme alan Mustafa Armağan'a göre Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürecinin şifreleri Filistin cephesinde saklıdır. Çünkü, Suriye-Filistin cephesindeki korkunç yenilginin sorumluluğu ortada bırakılmış, tarih kitaplarımızda bu cephede yaşananlardan hiç bahsedilmemiş, adeta yaşananların üzeri örtülmek istenmiştir. Suriye-Filistin cephesinde 100 bin Osmanlı askerinden 17 bininin savaştan sağ kurtulmayı başarabilmiş olması ve bunların da ancak 4 bininin savaşabilecek bir durumda kalabilmesi facianın büyüklüğünü ortaya koyuyor. Özellikle İttihat ve Terakki'nin 1913-1918 arası "Üç Paşalar" adıyla nam salmış liderlerden biri olan Dahiliye Nazırı Cemal Paşa'nın (diğer ikisi Dahiliye Nazırı Talat Paşa ve Harbiye Nazırı Enver Paşa'dır) Filistin'de Arap ileri gelenlerine karşı düşmanca tutumu -ki bir kısmını idam ettirmiş, bir kısmını da sürgüne göndermiştir- yenilginin fitilini ateşlemiştir.

Cephelerdeki durum ise, her ne kadar 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın başarılı bir şekilde geri çekildiği iddia edilse de, 7. Ordu'nun savaşmadan 10 günde 560 kilometre geri çekilmiş olması, 160 tabur ve 7 süvari alayından mürekkep Yıldırım Orduları'ndan geriye 30 piyade taburu ile 12 makineli tüfek ve 14 top kalması bu başarıya gölge düşürüyor. Kaldı ki Araplar Halep'e girip de sokak savaşlarının başladığı bir anda Baron Oteli'nde esir düşen Mustafa Kemal Paşa, 1000 altın fidye vererek serbest kalabilmiştir. Ayrıca İsmet İnönü, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele'nin de komuta ettikleri Filistin Cephesi tam bir hezimet olmuştur.

Mustafa Kemal Paşa - Lawrence görüşmesi

Burada dikkate değer ve fakat ürkütücü olan diğer bir konu ise, Lawrence-Mustafa Kemal Paşa görüşmesidir. 1926 yılında, W. G. Childs adlı bir İngiliz görevli, Lawrence'nin kendisine 1918'de M. Kemal Paşa ile defalarca görüştüğünü ve görüşmelerde Enver Paşa dahil Osmanlı'nın savaş niyetleri hakkında ayrıntılı bilgi verdiğini söylemiş, bu bilgileri Dışişleri Bakanlığına yazılı olarak bildirmiştir. Mustafa Armağan, tanıdığı Şamlıların, Lawrence-Mustafa Kemal görüşmesinin yaşandığı otelin hâlâ ayakta olduğunu ve bu bilginin halk arasında bilindiğini, hatta görüşmenin hangi odada gerçekleştiğinin bile bilindiğini söylediklerini belirtiyor.

Cumhuriyetin kurucu kadroları Osmanlı'nın yıkılmasını istiyor

Hem bölge yönetimi ve ilişkilerinde ve hem de cephelerde Osmanlı devlet tecrübesinden uzak, açıklaması olmayan başarısızlıklarla dolu yaşanan bu olaylar, Mustafa Armağan'a göre, Cumhuriyetin kurucu kadrolarının Osmanlının yıkılmasını istediğini bize söylüyor. Zira, başta Cemal ve Talat Paşalar olmak üzere İttihatçı liderlerin eş ve çocuklarına Cumhuriyet kadroları tarafından maaş bağlanmıştır. Yani Osmanlıyı 1. Dünya Savaşı'na sokan ve bu savaşı kaybetmekten sorumlu olanlar, resmen sahiplenilmiştir.

Derin Tarih'in bu sayısında okurlarına iki de hediyesi var. Bunlardan birincisi, Ressam Chlebowski'nin "Osmanlı Padişahları" posteri, ikincisi ise Mustafa Armağan'ın seçme yazılarından oluşan bir kitap: "Küller Altında Yakın Tarih".

Burada sizler için kitaptan bir anekdota yer vermek istiyorum. "Gazze'yi nasıl ve kimin yüzünden kaybettik?" makalesinde, tarihçi Ahmet Bedevi Kuran, şu açıklamada bulunuyor:

"Cemal Paşa, Suriye'de bir müstevli (işgalci) kumandan gibi hareket etmiştir. İdam cezasına mahkûm edilenlerin affı için kendisine vaki müracaatları serin bir eda ile reddeden ve buna binâen Mekke Emiri Şerif Hüseyin Paşa'nın Enver Paşa'ya ricaya mecbur kalmasından gazaba gelen ve kendisine tehditkâr bir telgrafla mukabelede bulunmakta istical gösteren bir kumandana karşı yapılacak iş, nefis ve can müdafaası endişesiyle silâha sarılmaktan başka ne olabilirdi? Kabahat, vaziyeti bu nazik duruma getirende ve böyle iz'ansızca bir siyaset takip edendedir. Yani Cemal Paşa'dadır. Yani yanlış hareketlerle Arap âlemi düşman edildi ve beyhude yere Türk kanı döküldü."

 

Hüseyin Kahraman yazdı

Yayın Tarihi: 24 Ekim 2014 Cuma 11:24 Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2014, 12:49
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26