Eskişehir'de kapanan o fikir dükkanını yazdı

Tayyib Atmaca, Ay Vakti dergisinde 'Eskişehir’de Bir Fikir Dükkânı ve Atasoy Müftüoğlu' başlıklı bir yazı yazdı. Fatih Pala bu yazı üzerinde duruyor.

Eskişehir'de kapanan o fikir dükkanını yazdı

Ay Vakti dergisi… Onunla sanırım 9. sayısında tanışmıştım. O zamanlar, henüz üniversite hazırlık öğrencisiydim. Üniversite sınavı için memleketim Gümüşhane’den Erzincan’a gittiğimde müsait bir an kollayıp edebî dergilerin iyi bir takipçisi olan o günlerin Üniversite Kitabevi’ne uğramıştım. Dergiler standında açık pembeye çalan bir renkte görmüştüm onu. Her ay bir Müslüman sanatçı, şair, yazar ve düşünce adamını sayfalarına taşıyormuş; bunu sonradan öğrenecektim tabi. Ve o ay derginin misafiri Atasoy Müftüoğlu imiş.

2001 yılının yaz günlerinden kareler taşıyan bu cümlelerim, bugün 2015’in Haziranı’nda 156. sayıya ulaşan yine Ay Vakti düşünce, kültür ve edebiyat dergisinden dem vurmak istiyor. Aradan yaklaşık 150 koca sayı geçip gitmiş. Ay Vakti sabırla ve metanetle yoluna devam ediyor Şeref Akbaba ile. Takdiri ve tebriki hak eden bu yürüyüşe selam duruyoruz.

Son yıllarda artık iki ayda bir çıkan derginin, Mayıs-Haziran 2015 tarihli yeni sayısındaki Tayyib Atmaca’nın “Eskişehir’de Bir Fikir Dükkânı ve Atasoy Müftüoğlu” başlıklı yazısının üzerinde durmak istiyorum müsadenizle. Dikkat edilirse irtibat noktamız, dünden bugüne Müftüoğlu oluyor yine. Atmaca’nın yazısının ana teması Müftüoğlu’nun kapatmak zorunda kaldığı mekânı, yine kendi tabiriyle nam-ı diğer fikir dükkânı.

Fikirlerin, düşüncelerin harmanlandığı nevi şahsına münhasır bir ortam

Atmaca, işe “dükkân”ı şerh ederek başlıyor. Daha düne kadar işyerlerinin genel adının dükkân olduğunu, berber dükkânı, bakkal dükkânı, kapkacak dükkânı vb. isimler verildiğini, ama bu dükkânların içinde öylesine özel dükkânların da var olduğunu hatırlatarak oralarda ruhun ihtiyaçlarına cevap verebilecek alışverişlerde bulunulabileceğinden bahis açıyor. İşte, Atasoy Müftüoğlu’nun yıllar yılı Eskişehir’deki fikir ve düşünce yatağı, durağı, sancağı olan bürosunu, mahiyeti dolayısıyla “Fikir Dükkânı” olarak tanımlıyor sevgili Atmaca. Uğrayanlar için, oranın lezzetini tadanlar için hak verilecek bir tanımlama. Her yaştan fikre, düşünceye, edebiyata, sanata düşkün insanın kendini bulduğu, kendini bulmakla kalmayıp aynı zamanda rahatça ifade ettiği yeri ayrı bir mekân. Kitapların, dergilerin, yazarların okunduğu ve eleştiriye tabi tutulduğu, Kitab’ın ve Rasulullah’ın dışında kalanların tartışmaya açıldığı, fikirlerin, düşüncelerin harmanlandığı nevi şahsına münhasır bir ortam.

Sevgili Atmaca’dan öğrendiğimize göre, Atasoy Müftüoğlu, yaklaşık 45 yıl önce açmış olduğu fikir dükkânında ümmet bilincinin yeniden inşası için maddi-manevi gayretlerini bir ‘şeyh’, ‘üstad’ maskesi altında sürdürseydi, ona ulaşmak için araya bir sürü aracılar koymak gerekirmiş. Onun fikir dükkânında alışveriş yapanlar, devletin en üst kademelerinde görev almışlar, çok büyük işadamı olmuşlar. Onlar nazarında arkadaşlarıyla bir yerde yenen yemeğin parası olacak kadar bir katkı ile yıllardır sürdürmeye çalıştığı “Fikir Okulu” öğrencilerine katkı istemiş. Ama onlar, fikrî temeli olmayan bir toplumun başkalarının fikir simsarları olacaklarını akıllarına bile getirmemişler. Ona, “Abi, bırak artık bu işleri!” diyenlere de “O zaman bu işi sen yap, ben de biraz dinleneyim.” diyerek sözünü tamamlamadan gönül rahatlığıyla ağzına geri tepmekten geri durmazmış.

Atmaca, onu “fikir devrimcisi” olarak vasıflandırıyor. Ve bu kanaati, ona şunları söyletiyor: “Onun fikirlerinden aşılananların çoğu, bugün hem elleri hem de ayaklarıyla dünyayı kucaklamış olabilirler. Ama unutmayalım ki, hiçbir uzun ağaç sonuna kadar yanmayacaktır.”

Bu adamlar kim?”

Müftüoğlu’nun 1971 yılında Deneme dergisini çıkardığını ve derginin 14 sayı yüzünü ancak görebildiğini, Hüseyin Atlansoy’un o günlerde ilkokul öğrencisi olduğunu, Metin Önal Mengüşoğlu’nun, Kamil Eşfak Berki’nin ve Cumali Ünaldı Hasannebioğlu’nun ilk yazı ve şiirlerinin bu dergide yer aldığının da bilgisine eriyoruz yazı içinde ilerlerken. Hatta bugünkü adı Dergah olan, o günkü Hareket dergisinin ekibinden Ezel Erverdi ve Mustafa Kutlu, “Bu adamlar kim?” diye merak eyleyip Eskişehir’e Atasoy Müftüoğlu’nu ve arkadaşlarını ziyarete bile gelmişler. Edebiyat, sanat, kültür böyle çekiyor demek ki ilgililerini kendisine.

Deneme dergisini çıkardığı günden bugüne kadar geçen koca 45 yılın son 10 yılına bariz bir şekilde şahid olduğunu belirten Atmaca, Müftüoğlu’nun ümmetin derdiyle nasıl dertlendiğini, sağlığını-sıhhatini ne şekilde kaybettiğini, davet edilen yerlere gidip dönerken emekli maaşından ve gelirse eğer tabi, kitap ve yazı telif ücretlerini harcayarak gittiğini, kendi şahsı için bir insandan şartlar ne olursa olsun, asla bir şey talep etmediğini ve bundan dolayı da onun gönül zenginliği karşısında paralarının miktarını bilmeyenlerin, konuşurken sözlerinin içlerini dolduramayacaklarını bildiklerindendir ki, onu uzaktan sevdiklerini dillendiyor.

Müftüoğlu’nun dükkânına kim gelirse gelsin, ya “beyefendi” olarak karşılanırmış ya da “abi” olarak. (Atmaca ustanın yazdıklarından yola çıkarak ifade ettiğim için “-mış” kipiyle yazıyorum. Yoksa onun kadar olmasa da bunlara az çok ben de şahidim. Zira şehirlerimizin arası çok uzak olmasına rağmen 3-5 kez bizzat ziyaretine gitmişliğim, ama özellikle onun ziyaret için gitmişliğim ve ay aşırı telefonla hal-hatır sormuşluğum var. Hatta bu haberi oluşturduğum şu anda birkaç gündür ulaşamadığımdan, tekrar aradım ve duasını aldım elhamdulillah. Sizlere de ondan dua almayı hassaten tavsiye ederim. Mesela; “Ailece ilahi bağışlar ve ebedi nimetler içinde olun. Rabbim size katından niyetleriniz doğrultusunda en güzel karşılıkları lutfeylesin.” dualarını ondan başkasından duyacağınızı sanmıyorum.) Müsait olduğu müddetçe her geleni can kulağıyla dinleyip bir müşkülatı varsa o an yardımcı olmaya müsaitse yardımcı olur imiş; müsait değilse de o kişinin haberi olmadan derdine derman olmanın yollarını araştırır imiş. Sözü eğip bükmediğini, küfür ve hakaret etmeden Allah ve Peygamberler haricinde tüm insanların sorgulanabileceğini söyler imiş.

Atasoy Müftüoğlu’nu ihmal eden eski-yeni tanıdıklara çağrı

Siz bu yazıyı okuduğunuzda dükkân çoktan kapanmış olacak.” diyen Tayyib Atmaca, yokluk imtihanından geçip de zenginleştiğinde Salebe gibi olanlara devasa bir sitem gönderiyor. Onlara, Eskişehir’e yolları düştüğünde bir fikre, görüşe ihtiyaç duyduklarında uğranılabilecek, karınları aç ise üç çay bir simit istihkaklarının her zaman için bulunduğu fikir dükkânının kapanmasında biraz da kendilerinin paylarının olduğunu bildirmek istiyor.

Yazısını, bu zikri geçen fikir dükkânında fikir sahibi olan, zamanın bir kavşağında “Vakti Kuşanmak” için fikir dükkânı açacak olanlara selam vererek bitiren Atmaca, ağabey dediği Atasoy Müftüoğlu’nu ihmal eden eski-yeni tanıdıklarına, esasen “neyi unuttuğunuzu hatırlayın” serzenişinde bulunmuş oluyor. Tabi bu, bizim yazılanlardan âcizane çıkarımımız.

Son olarak, Rabbimizin kimi zaman bolluk verip genişleten, kimi zaman da sıkıp daraltan olduğunu hatırlatıp, ağabeyler ağabeyi Atasoy Müftüoğlu’nun temmuz ayında yine Hece Yayınları’ndan “Varoluşsal Belirsizlikler” adını verdiği yeni bir kitabının çıkacağını müjdelemiş olalım.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2015, 12:18
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner7

banner6