banner17

Doğu yaşadı, Batı kendine uyarlayıp yazdı

Kamil Yeşil, Yolcu dergisinde hikmet kavramı üzerine Doğu ile Batıyı edebiyat merkezli olarak anlatmış. Mustafa Uçurum yazdı.

Doğu yaşadı, Batı kendine uyarlayıp yazdı

Güneş Doğudan yükselir” sözü sadece coğrafi bir bilgi olma ötesinde içinde derin anlamlar taşıyan bir tespit ifadesidir. Dünyayı inşa eden bilgi kaynaklarına, dünyayı onaran gönül kaynaklarına bakacak olursak karşımıza hep Doğu çıkar. Yaşayan, araştıran, bulan, dünyanın ilmine ve bilimine değer katan hep Doğu medeniyeti olmuştur. Böylesine bir zenginlikler coğrafyasında bakıyoruz ki ilimde, sanatta Batı söz sahibi olmuş, Batının sesi dünyada daha gür yankılanmıştır. Bizlere de sadece, “Aslında bütün bunların kaynağı hep bizim.” demek düşmüştür.

Yaşamak mı yazmak mı?

Kamil Yeşil, Yolcu dergisinin 76. sayısında, hikmet kavramı üzerine Doğu ile Batıyı edebiyat merkezli olarak anlatmış. Kafa yorduğumuz ama bir türlü ilerisine gidemeğimiz ve hep yarım bıraktığımız bir meseleyi anlatmış aslında. Hamasi nutuklar atarak, “biz var ya” diyerek devam ettirilen sözlerin ne yazık ki değeri yok. Doğu, hikmeti yaşarken; Batı da bulduğu bu kaynağı çok iyi adapte ederek özgün (!) eserler vermiş.

Kamil Yeşil, hikmetli olmak ve yaşamak üzerine düşüncelerini sıralamış önce. Doğunun yaşadığı hikmetten bahsetmiş. Bunun Doğuda İslam üzere yaşamak ve bu yolda yürümek olduğunu belirterek anlatmış Doğudaki hikmeti. Batıda yaşananın ise hikmet değil, mitolojiyi yorumlamak olduğuna dikkat çekerek.

Batılılar yaşamak yerine yazmayı tercih etmişler. Yazarken de özgün olmak yerine önlerine onlara sonsuz kapılar açan mitolojiye ve Doğuya yaslanarak yapmışlar bunu. Hikmetli olmak, adaleti işlemek, bir ruh güzelliğinin ardına düşmek gibi dünyayı kuşatacak kavramları eserlerinde işleyerek kabul görmüşler. Özgün olmayan, kaynağı Doğu olan eserleriyle yapmışlar bunu.

Kamil Yeşil isimler sıralıyor: Schiller, Dante, Shakespeare… Bunların eserlerinin görünen yüzünün aksine, yazdıklarının Doğunun yaşantısından oluşmasına dikkat çekiyor. “Batı aynayı hayata değil, bizim olayımıza çevirmiştir. Arada fark, gerçeklik ile kurmacadır.” diyor. Olayı yaşayan biz, sanatı yapan Batı olduğu için Batı hep göz önünde olmuştur.

Batının bu hazıra konmuşluğunu somutlaştırmak için Kamil Yeşil, Ömer Kirazlı’nın Hz. Ömer dönemine ait anlattığı manzum hikâyesini örnek alıyor. Bu metinden parçalar verdikten sonra Schiller’in bir metnini ele alır. Anlatılan olayların bazen birebir benzerliğine, bazen küçük değişikliklerle kesiştiği noktalara işaret ederek, Batılıların nasıl rahat bir üslupla Doğuyu yağmaladıklarına bizleri de şahit tutuyor.

Batı, hak ve adaleti yaşamak yerine onun hikâyesini yazmıştır. Hz. Ömer örneğinde olduğu gibi adaleti dünyaya ders verecek şekilde yaşamıştır Doğu. Bizde bu örneği ancak birkaç yazar yazıp dünyaya bir eser bırakırken, Batılı yaşanmış bu olayı sanki bir mitolojiymiş gibi yerleri ve isimleri değiştirerek dünya edebiyatına sunmuştur.

Simyacı'nın simyasını tanımak

Hep söylediğimiz sözdür; kendimizi ve kendi değerlerimizi yeterince tanımıyoruz. Kamil Yeşil, bununla ilgili Simyacı’yı örnek veriyor. Dünyada ses getiren, ülkemizde de çok büyük kabul gören Simyacı romanının aslında Mesnevi’deki küçük öyküler üzerine kurulu olduğunu anlamadan, kaynağı bizde olan bir kitabın baş tacı edilmesini eleştiriyor. Kaynak bizde ama kaynağa inilmediğinde ortaya Simyacı’nın Mesnevi’nin suyunun suyu haline sonsuz bir teveccüh beslemek kalıyor.

Batı kültürüne aktarılan bir vak’a, bizim kültürümüze tercüme ile geri dönmüştür. Bu tür metinler Batı’nın ne kadar insancıl, haksever, hikmetli, adil, insaflı bir medeniyete sahip olduğu duygusunu uyandırmıştır. Oysa ki kaynak Doğudur.

Kamil Yeşil, şunu söylüyor bize: “İslam’ın yaşadığı, Batı’nın (Ç)aldığı.” Sahip çıkılmayan hikmetler deryasında bizler kaybolup giderken Batı boş durmamış ve yazmış sürekli. Önünde Doğunun bitmek tükenmek bilmeyen kaynaklarının içinde Doğunun yaşantısını yazarak hikmetli görünmüş kitaplarında. Çünkü kaynak Doğu olsa da büyük bir intihal ustası olan Batı, uyarlamalarla anlattıklarını kendi yaşantısıymış gibi göstermekten de geri durmamış.

Kamil Yeşil, yazısının başına aldığı hadisi yazının en son cümlesi olarak tekrarlıyor: “Yitik hikmeti, bulduğunuz yerde alınız.” düsturuna Batı da uymuştur.

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 27 Nisan 2015, 14:21
YORUM EKLE
YORUMLAR
kyeşil
kyeşil - 4 yıl Önce

şair kardeşimiz mustafa uçurum dikkatli bir okuyucu olarak tespitlerini paylaşmış. dikkatinin hep tetikte olmasını dileyerek teşekkürler

banner19

banner13

banner20