Din ve Hayat dergisi neden takip edilmeli?

Açıklayıcı anlatımın hâkim olduğu bir dergi olmasına rağmen konuların çeşitliliği, başlıkların ilgi çekiciliği ve bir kavramı farklı yönlerden ele alma kabiliyeti sayesinde ilgiyle okudum Din ve Hayat’ı diyebilirim. Deniz Baran yazdı.

Din ve Hayat dergisi neden takip edilmeli?

Şu ana kadar onlarca yazı yazmama rağmen hiçbir yazımda dergi incelemesi yapmamıştım. Din ve Hayat dergisini incelemem istendiğinde hemen kabul ettim. Çünkü yeni dergileri, yayınları incelemek ve fikirlerimi aktarmak her nedense hoşuma gidiyor. Ne zaman biri böyle bir şey istese hevesle inceleyeceğim yayının başına oturur, bir veya birkaç gün boyunca yoğun şekilde okuma yaparım. Bu yüzden bana verilen görevi zevkle aldım.

Aldım almasına ama bir yandan İstanbul Müftülüğü’nün yani Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çıkardığı bir derginin konuları veya üslubu itibariyle bana ne kadar hitap edeceği konusunda da tereddütteydim. Bilhassa da derginin mini bir kitap kalınlığında hacme sahip olduğunu görünce daha da gözüm korktu desem yalan olmaz (gerçi artık birçok dergi, aylık dahi çıksa böyle kalın hacimde olmayı tercih ediyor). Öte yandan da Dünya Bizim Yayın Kurulu toplantılarından tanışık olduğum Kâmil Büyüker Abi’nin derginin yönetiminde olması bende pozitif bir imaj yaratıyordu, zira toplantılardaki sohbetlerden Kâmil Abi’nin birikimini ve ilgilendiği konuların çeşitliliğini görmüş olduğumdan ötürü, hantal bir dergi yerine vizyonu geniş bir dergi de ortaya çıkmış olabilir kanaatini de taşıyordum. Nihayetinde yarı tereddütlü yarı heyecanlı bir şekilde dergiyi indirip okumaya başladım.

Öncelikle indirme meselesine değinmek lazım. Şekilsel bir özellik olsa da dergi adına ilk artı puan bu oldu çünkü. Ben sırf online veya sırf basılı olmayıp ikisini birden yapan dergileri çok takdir ediyorum. Basılı dergi okumanın zevkini sürmek isteyenlere de, Kindle, Calibro veya envai çeşit tablet bilgisayarında okuma yapmak isteyenlere de hitap edebiliyorlar.

Din ve Hayat'ta övülesi noktalar

Girizgâhım yeni bir dergiyi tanıtma edasında olsa da Din ve Hayat dergisi, yeni bir dergi değil, evvelâ bunu belirteyim; sadece ben yeni tanışıyorum. Okuduğum sayı olan son sayı, 26. sayıyı teşkil ediyor. Dergiyi açtığımda gayet okunuşu rahat bir tasarıma rastladım ki benim için bir dergide bulunması gereken en önemli özellik. Kimi zaman içeriği mükemmel olan dergilere sırf bu sebeple kolay kolay el sürmüyorum. Din ve Hayat’ta metinler ve görseller sayfaya çok iyi dağıtılmış, ayrıca kaynakça sayfa düzeni ve hatta kaynakçanın sunuluş biçimi son derece profesyonel bir görüntü ortaya çıkarmış.

Anlayabildiğim kadarıyla (bundan sonra düzenli takip etmeye çalışacağım bir dergi olacak ve daha iyi gözlemleyebileceğim) her sayı bir konu başlığı üzerinden yükseliyor. Bu durum da son zamanlarda okuduğum dergilerin çoğunda var olan bir özellik fakat Din ve Hayat’ı şu açıdan övmek gerekir ki 100’ü aşkın sayfanın hemen hepsi ana başlığa bağlı kalmış durumda. Konu bazlı sayı çıkaran diğer birçok dergide belki de içerik yetiştirilemediği için sapmalar görmek mümkün oluyor. Ancak belirttiğim gibi Din ve Hayat’ta onlarca sayfada onlarca konu işlenmesine ve büyük hacimde içerik üretilmesine rağmen konu disiplininden sapılmamış. Öte yandan anlayabildiğim kadarıyla yazılar arasında –belki de bana öyle geldi veya tesadüf etti- makrodan mikroya bir gidiş de söz konusu. Yani namaz kelimesinin etimolojisi gibi çok temel bir konudan girip özele doğru akan bir sıra var.

Peki içerik kalitesi ne kadar tatmin edici oldu benim gibi genç bir okur için? İlk paragrafımdaki tereddüdüme atıf yaparak şöyle cevap verebilirim ki son derece tatmin ediciydi. Kesinlikle hantal ve klişe bir üsluba saplanıp kalmış bir dergi yoktu önümde. Açıklayıcı anlatımın hâkim olduğu bir dergi olmasına rağmen konuların çeşitliliği, başlıkların ilgi çekiciliği ve bir kavramı farklı yönlerden ele alma kabiliyeti sayesinde ilgiyle okudum Din ve Hayat’ı diyebilirim. Olumsuz beklentilerdense, Kâmil Abi’nin bende yarattığı imajın doğurduğu olumlu beklentilerin terazide ağır bastığını söyleyebilirim.

Geçmiş ümmetlerde namaz” konusu ilgi çekici

 

Din ve Hayat dergisi yayın kurulu

Peki ilk kez incelediğim sayı olan 26. sayının içeriğinin muhtevası neydi? Elbette her yazıya değinmeyeceğim ancak aklımda yer edenlerden bahsetmek isterim. Namaz ibadetinin dinin temelinde yer alışına dair Prof. Dr. Rahmi Yaran’ın güzel bir yazısıyla okuru selamlayan dergi, hemen akabinde etimolojik olarak namaz anlamına gelen “salat” kelimesini inceliyor. Benim için en doyurucu metinlerden biri olan “Geçmiş ümmetlerde namaz” konulu yazı ise yine başlarda yer alıyor. Derginin konu başlığını farklı ve yaratıcı perspektiflerden ele aldığının kanıtlarından biri mahiyetinde bu yazı meselâ. Ayrıca Müslümanlar için –kanaatimce- oldukça önemli bir bilgi demeti sunan bu yazı ve bu tarz yazıların bir önemi şu ki; ezbere tekrarladığımız veya ön kabullerimizden ötürü üzerinde düşünmeden konuştuğumuz bazı savların altını dolduruyor. Soyut bir “tahrif edildi” söylemi yerine Yahudilerden Hindulara kadar geniş bir yelpazede, verilerle namaz kıyası yapılması bence son derece doyurucu olmuş. Yine bu yazıdan ve İbn Arabi’den aktarılan bir yazının sonrasında Suffa’dan bahsediliyor ki tüm ümmetin en yüksek değerlerinden biri olan Ashab-ı Suffa hakkında bildiklerimizi tazelememizi sağlıyor. Ashab-ı Suffa’nın namazla olan ilişkisine dair ufak hikâyeler okumak ilham verici oluyor. Namazın fıkhi ve tasavvufi boyutlarla ele alındığı yazılar da geniş düzlemde konuya yaklaşan metinler olarak öne çıkıyor. Örneğin mezheplerdeki namaz uygulaması farklarının sade bir kıyasla ortaya koyduğu yazı, son derece temel ancak çok da iyi bilinmeyen bir noktaya eğiliyordu.

Derginin ayın konusunu ele alıştaki başarılı olduğu nokta, konuyu farklı noktalarından ele alabilmesi demiştim. Yukarıda saydığım yazıları takip eden ve daha spesifik noktalara eğilerek yelpazeyi genişleten yazılar da çeşitli ilgi alanlarına hitap ediyor. Örneğin Osmanlı Devleti’nde namaz uygulamaları konusunda fikir verici olan (ve benim okuyana kadar hiç bilmediğim şeylere değinen) iki yazı mevcut. Bunlardan biri namaz ile ilgili kurulmuş vakıflar, diğeri ise Osmanlı’nın namaza dair politikaları ile ilgili. Tarihi bilgi sunma açısından kıymetli yazılar ortaya konmuş. Devamında da namazgâh, cami, ezan, Cuma ve bayram namazları gibi namaza dair ne varsa işlenmeye çalışılmış.

Derginin günceli pas geçmemesi de ayrı bir artı puan denebilir. Namazın sinemayla ilişkisini anlatan bir yazı veya ezan-namaz konulu gazete haberlerinden bir kesit sunan bölümler benim gibi genç bir okuyucu için son derece ilgi çekiciydi. Din ve Hayat’ın her sayısında böyle midir henüz bilmiyorum ancak okuduğum sayıdaki röportajların güzelliği de kaliteyi yukarı çekmişti. Bilhassa Mim Kemal Öke ve Najla Tammy Kepler röportajları ufuk açıcıydı diyebilirim.

Sonuç olarak Din ve Hayat dergisi, benim gibi genç bir okuyucuda gayet iyi bir izlenim bıraktı. Hem tasarımdan hem de konseptten çok memnun kaldım. En önemli şey olan içerik ise son derece zengindi; yukarıda örneklerini sunduğum üzere yaratıcı başlıklara sahipti. Müftülük’ü ve editör Kâmil Abi’yi haddimize ise verdikleri ciddi emekten ötürü tebrik ediyorum. Yayın Kurulu toplantılarımızda seve seve alacağım getireceği sayıları.

Derginin linki budur: http://www.dinvehayatdergisi.com/Anasayfa.html Sitede geçmiş sayıları da bulabilirsiniz. Geçmiş sayılarda “cami”, “değer”, “iş ahlâkı”, “dünyevileşm”e, “müftülük tarihi”, “din görevlileri”, “Hz. Peygamber’in ailesi…” gibi birçok ilgi çekici konu başlığı mevcut.

 

Deniz Baran yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Kasım 2015, 16:15
banner12
YORUM EKLE

banner19