Dilhâne Dergisi'nin 51. sayısı çıktı

Gönül hânelerimizin 51 sayıdır değişmeyen konuğu Dilhâne’mizin bu ayki konusu ‘Süleyman Çelebi ve Mevlîd-i Şerif’… Mâlûmunuz UNESCO tarafından 2022 yılı ‘Süleyman Çelebi Yılı’ olarak belirlendi. Biz de buna istinaden konumuzu belirledik.

Dilhâne Dergisi'nin 51. sayısı çıktı

“Yâ Rasûlallah rahmete’n-li’l-âlemindir Mustafâ
Hem şefîa’l-müznibîndir Mustafa

Vasfını bû resme tertib etdiler
Ol mübârek nûru terğib etdiler”

Hz. Peygamber’in hayatının bazı dönemleri farklı isimlerle anılagelmiştir. Mesela savaşlarının olduğu anlatılara ‘megâzi’; miraç olayını anlatan eserlere ‘miraciyye’ denir. Naat ise daha çok Hz. Peygamber (s.a.v)’i övmek için yazılan şiirlerdir. Tüm bu dönemleri içine alan nazım ya da nesir fark etmez kapsamlı metinlere siyer-i nebi/sîret-i nebî denir. Mevlîd ise doğum, doğum zamanı gibi anlamlara gelir ve genelde Hz. Peygamber’in doğumunu temel alarak hayatını, özelde ise büyük şeyh ve velîlerin doğumlarını temel alarak hayatlarını şiirsel bir veçhile anlatmayı esas alır ve seslendirilir. ‘Mevlîd’ denince aklımıza gelen isim Süleyman Çelebi’dir ama mevlîd, sadece Süleyman Çelebi’ye mahsus bir eser değildir. Anadolu’da bu tarzda birçok eser yazılmıştır. Mesela Sivaslı Halvetî şeyhi Şeyh Şemseddin Sivâsî de bir mevlîd yazmış ve onun eseri ‘ikinci mevlîd’ olarak kabul edilmiştir. İstanbul’un mânevi fâtihi Akşemseddin’in oğlu Hamdullah Hamdi’nin de bir mevlidi vardır. Sonra Hakkârili İslâm âlimi ‘Melâye Bâte’ namıyla mâ’ruf Hasan Ertuşî’nin yazdığı mevlîd de günümüzde ‘Kürtçe Mevlid’ olarak bilinir ve Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde okunur. Anadolu’da 60’tan fazla mevlîd yazılmış olduğunu ve Türkçe dışında Arapça, Arnavutça, Boşnakça, Rumca, Çerkesçe, Romence vb. dillerde de mevlîdler yazıldığını araştırmalarımız neticesinde öğrendik. Mevlîd; hususî ve hissî bir eser olmakla beraber umumî bir coğrafyada değerlendirilir.

Süleyman Çelebi Hazretleri’nin dönelim:
Hazret’in eserinin ismi ‘Vesiletü’n-Necât’tır yani kurtuluş vesilesi/sebebi…
Süleyman Çelebi 1347 ile 1351 yılları arasında doğmuş ve 1421/22 yıllarında vefat etmiş ve 1. Murad, Yıldırım Bayezid ve âkıbinde yaşanan Fetret Devri, 1. Mehmed (Çelebi) ve muhtemelen 2. Murad Han (1 yıllık) zamanlarında yaşamış sûfî ve ehl-i sünnet damarı yüksek olan âlim bir şahsiyettir. Süleyman Çelebi, Ulu Câmiî inşa edildiğinde Yıldırım Bayezid’in dikkatini çeker ve Yıldırım Bayezid tarafından imam olarak tayin edilir. Vesiletü’n-Necât’ı; Ulu Câmiî’de, Hz. Peygamber (s.a.v)'in diğer peygamberlerden farkı olmadığını ve Hz. İsa’dan üstün olmadığını söyleyen itikadı bozuk İranlı bir vaizin sözlerinden müteessir olarak aşkla bağlı olduğu peygamberinin diğer peygamberlerden üstün olduğunu dile getirmek için telif ettiği rivayet edilir. ‘Vesiletü’n-Necât’ ismini vererek de kurtuluşun ancak Hz. Peygamber’le olduğunu ifade etmek istemiştir. Zira iman Lâ İlâhe İllallah ve Muhammedü’r-Rasûlullah iledir. Süleyman Çelebi ayrıca bahr olarak adlandırılan bölümlerde zikrettiği salâvatlarla Hz. Peygamber’e olan sevgisiyle birlikte ve hatta Hz. Peygamber’in yakınlığını istediğini de izhâr etmiştir. Çünkü hadis-i şerifle sabittir ki; Hz. Peygamber’e en yakınlar, O’na en çok salâvat getirenlerdir…

Süleyman Çelebi, bu kıymetli eserini Osmanlı Devleti'nin zayıf bir evresi olan ve Anadolu topraklarında her türlü kargaşalığın hüküm sürdüğü 1402-1413 yılları arasında yani Fetret Devri'nde yazmıştır. Bilindiği üzere 1402 yılında Osmanlı sultanı Yıldırım Bayezid ile Timur Han arasında Ankara Savaşı vukû bulmuş; Yıldırım Han, Timur Han tarafından esir alınmıştı. Devlet çok büyük bir sarsıntı hâlinde, şehzadeler bulundukları yerde sultanlığını ilan etmişler, diğer beylikler eski sınırlarına yeniden ulaşmışlar ve Anadolu’da birlik tamamen bozulmuştu. Bu tip karmaşık zamanların olmazsa olmazı çeşitli bozuk görüşler de ayyuka çıkmıştı. Süleyman Çelebi Hazretleri de o günlerde Batınî görüşler ile ehl-i sünnet arasında yaşanan çekişmede bi’t-tabii ehl-i sünnetin tarafında yerini almıştı. Vesiletü’n-Necât ile ilgili rivayetlerden biri de; Süleyman Çelebi’nin eserini ehl-i sünnet taraftarlarına destek vermek için yazdığıdır. Bu eser için şu cümleyi kursak yanlış olmaz zannederim:
Süleyman Çelebi, Vesiletü’n-Necât ile Anadolu Müslümanları olmak üzere Müslümanları Hz. Peygamber’in sevgisinde toplamış, birleştirmiştir. Bu toplama ve birleştirme fiiline delil olarak televizyonlarda sıkça rastladığımız Prof. Dr. Mustafa Karataş’ın bir hatırasını aktararak sizleri yeni sayımızla baş başa bırakalım:
“1997’de Kırım’a gitmiştim. Ben mevlîd okutmaya karşıydım. Orada gördüm ki; Tatar Türkleri dinlerini mevlîd sayesinde sürdürebilmişlerdi. İşte bu, benim mevlide olan bakışımı temelden değiştirdi.”

Bu sayıda Prof. Dr. Kenan Ören, Dr. Özgül Köse, Mustafa Özçelik, Elif Sönmezışık, Serdar Üstündağ, Alper Duran ve Samet Altıntaş Süleyman Çelebi ve Mevlid hakkında kaleme aldıkları yazılarla ve Emrah Topçu Süleyman Çelebi’nin imamlık yaptığı Ulu Câmiî imam-hatibi Tahsin Karanfil ile yaptığı söyleşisi ile dergimizde yerini aldılar.

“Doğdu ol sâatde ol sultân-ı dîn
Nûra gark oldu semâvât-ü zemîn

Sallû aleyhi ve sellimû teslimâ
Hatta tenâlû cenneten ve naîmâ

Es-salât-ü ve’s-selâmü aleyke Ya Rasûlallah
Es-salât-ü ve’s-selâmü aleyke Ya Habîballah
Es-salât-ü ve’s-selâmü aleyke Ya Seyyide’l-evvelîne ve’l-âhirin…”

Tahir Ceyhun Yıldız

Dilhâne Yayın Kurulu Üyesi

Dosya: Süleyman Çelebi ve Mevlid-i Şerif

İndirmek İçin: https://dilhane.net/dijital-dergi/mart-2022

Yayın Tarihi: 03 Mart 2022 Perşembe 10:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26