Dilhâne Dergisi 52. sayısıyla okuru selamlıyor

Dosya konusu "Savaşın Çocukları" olan Dilhane Dergisi'nin Nisan sayısı çıktı.

Dilhâne Dergisi 52. sayısıyla okuru selamlıyor

Ne vakit karanlık kaplasa yeri,

Başlar çocukların büyük kederi;

Bakınır, korkuyla dolu gözleri:

Ya artık bir daha olmazsa gündüz?”

Necip Fazıl Kısakürek


Dilhânemiz’den 52. kez merhaba…
Bu sefer sizleri günahsızların bakışlarıyla karşılıyoruz. Ön kapağımızda tel örgülerin ardında korku ve çaresizlikle bakan bir çocuğun fotoğrafı var. Arka kapakta ise dünyanın apayrı coğrafyalarında olsalar da bir tarihten sonra aynı kaderi paylaşan ve tek kaygıları kucaklarındaki çocuklarını kurtarmak olan iki annenin çizime yansımız elemi var.

Dünya var olalıdan beri sebebler değişse de sonuçları çocukların yok olup gitmesi olan nice savaş yaşanmıştır. Sadece 120 yıllık süreçte iki cihan harbi, nice katliam, saldırı yaşanmış ve yüzbinlerce çocuk hayatını kaybetmiştir. Savaş ve unsurları harici çocuk ölümlerini hiç saymıyorum bile… Bu savaşların son safhası 24 Şubat itibariyle başlayan ve son sürat devam eden Rusya’nın Ukrayna’yı işgâli… Gerçi Rusya, Ukrayna’yı işgâli kabul etmiyor ve bu kelimeyi yasaklama yoluna gitti ama ne çâre! İşgâl, her anlamda ve her yerde işgâldir!
Medenî (!) Batı’nın, süper güç Amerika’nın, ileri Rusya’nın Irak, Suriye ve Afganistan’a, katil ve köpeksever Çin’in Doğu Türkistan’a uyguladıkları zulümlerde ve Sovyet Rusya’nın Kafkasya, Kırım ve Türkistan’da uyguladığı sovyetleştirme politikasının yol açtığı soykırımlarda hayatını kaybeden çocukların sayıları milyonları aşmış durumdadır. Hatta ABD, Irak’tan 10 yıl önce çekilmiş olmasına rağmen bıraktıkları silahların etkileriyle dahi sadece 2021’de 100’den fazla çocuk hayatını kaybetmiş…

Gelelim 2022’ye…
Kedi-köpek ölümleriyle dertlenen, müzelerin kapanmalarıyla ayağa kalkan dünya, Ortadoğu adını verdiği coğrafyadan gelen bomba seslerine, çocuk ve kadınların çığlıklarına, mümbit arazileri çiğneyen askerî araçlara o kadar duyarsızdı ki… Bir sabah Avrupa’nın göbeğinde bir ülkenin her yerinde bir anda bombardıman başlayıverdi. O ülke Ukrayna’ydı… Birkaç saniyede yerlere seriliveren Ukraynalı askerler, yıkık dökük sokaklar ve binalar, şehirleri terk eden araçlar ve savaş makinelerin yol açtığı korkudan dolayı yükselen çığlıklar… Rusya Ukrayna’yı yakıp yıkarken tüm dünyaya gözdağı vermeyi de ihmâl etmemişti: “Kim müdahale ederse, savaş oraya da sıçrar’ diyordu. Filler tepiniyor ama yerde yine çiçekler eziliyordu. İlk kurban 14-15 yaşlarında bir Kırım Türkü genç oldu. Ülkede seferberlik ilan edildi. Gecesinde çocuklarını öperek uyutan babalar, o gecenin gündüzünde çocuklarına ağlayarak veda ettiler ve kendileri çocukları ve ülkeleri için savaşmaya gittiler… Rusya, asırlardır süregelen politikalarını sürdürmeye kararlı olarak çeşitli ucuz bahanelerle Ukrayna’ya başlattığı işgâlde; hastane, yurt, okul, konut vs gözetmiyor. Avrupa ise oldukça duyarlı! Ukrayna’ya derhâl kapılarını açtı. Çok değil birkaç yıl önce Suriyeli göçmen çocuklarına çelme takıp yerlere düşüren, sınır kapılarında bekleten, geçmeye çalışanları döven, öldüren Batı; Ukraynalıları bağrına basmıştı! Gazeteciler ise; beyaz tenli, renkli gözlü Avrupalı çocukların bu duruma düşmesini gözyaşlarıyla anlatıyorlardı! Peki esmer tenli, kara gözlü Asya ve Afrika çocuklarının suçu neydi? Avrupa, alçaklığını her zaman olduğu gibi Rusya’nın Ukrayna’yı işgâlinde de belli etmişti işte. Daha fazlasını beklemek boşunaydı zaten…
                                                                                             ***
Dilhâne’mizin konusu ilk etapta ‘çocuk olmak’tı ama günümüz şartlarında ‘çocuk’ denince akla gelen ‘savaş’ oluyor hâliyle…  Cansız bedeni kıyıya vuran Aylan bebekler, bombardımanın şokuyla korku dolu gözlerle etrafı seyreden Ümran, fotoğraf makinesini silah sanan Hüda, babasının kollarında İsrail kurşunlarıyla can veren Muhammed Durra, büyük bir asimilasyona kurban giden Doğu Türkistanlı çocuklar, Hocalı’da annesinin karnından süngüyle çıkarılıp öldürülen Azerbaycanlı bebekler… Dünyanın ahvâli bu… Keşke şu an çocukların ölümünden değil; oyunlarından, sevinçle çağıldamalarından, anne-babalarıyla kucaklaşmalarından bahsedebilseydik… Ama artık günümüz dünyasında bu bir ütopyadan öteye gitmez…

Dilhâne olarak bu sayının sloganını bir sitem ve belki bir dua niteliğinde: “Çocukların gözlerinde korku ve acı değil, coşku ve umut olmalı” olarak belirledik… Bize bu cümleyi, tüm coğrafyalarda zulme uğrayan çocukların gözlerinden okuduğumuz korku ve çaresizlik kurdurdu. ABD’nin, AB’nin, Rusya ve Çin’in ve Rusya beslemesi Ermenistan’ın sebep oldukları karanlık, elbet bir gün yerini sonsuz gündüze bırakacak ve elbet Hakk’ın vâ’d ettiği güzel günler doğacak çocuklarımızın günlerine…

Güzel günlerde, güzel dosyalarla ve konularla tekrar kavuşmak ümidiyle…

Tahir Ceyhun Yıldız
Dilhâne Yayın Kurulu Üyesi

Dosya: Savaşın Çocukları

İndirmek İçin: https://dilhane.net/dijital-dergi/nisan-2022

Yayın Tarihi: 30 Mart 2022 Çarşamba 16:00
YORUM EKLE

banner19

banner36