banner17

Devinim diklik dil direniş diriliş

Nuri Pakdil Usta'nın efsanevi dergisi Edebiyat'ı yazarlarımıza sorduk.

Devinim diklik dil direniş diriliş
Nuri Pakdil
Nuri Pakdil

Yerli  bir duruş 

Bugünün gençleri görmemiştir Edebiyat dergisini. Nuri Pakdil’in öncülüğünde 1969’da başlamıştı yayın hayatına. 1984 yılına kadar devam eden dergi, hepimiz için bir mektepti. Çok şey öğrenmiştik biz o mektepten; ilk önce ‘yerli olmayı’; sonra da ‘emeğesaygıyı’, ‘özgürlüğü’, sömürüye karşı ‘klas duruş’ sergilemeyi öğrenmiştik…  

Biz bu soruşturmayla, Edebiyat dergisini bir nebze olsun hatırlatmak istedik.  
 
 

TURAN KOÇ 

Edebiyat dergisi benim için çok önemli bir kavşaktı 

Turan Koç
Turan Koç

Edebiyat dergisi benim için oluşla ve bulunuşla ilişki kurduğum çok önemli bir kavşak, çevremde ve dünyada olup bitenlerle temas kurduğum bir yerdi. Oradan bakınca hangi yolun nereye çıktığı daha açık görünürdü. Bugün de öyle, Edebiyat dergisinin durduğu yerden veya özel olarak onun yazar kadrosu içinde yer almış, onun yaslandığı dünya görüşünün bağlısı bir yazar, düşünür ya da sanatçının omzundan bakıldığında geleneğimizin direnç gösterdiği noktaların ne olduğunu ve duyarlılığının nerelere uzandığını açıkça görebiliriz. 

Kendi geleneğimizin sözünün yeni bir tezahürü 

Edebiyat dergisinin şiirdeki işlevi açısından şunu söyleyebilirim: Edebiyat dergisinde yayımlanmış ve Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Arif Ay ve Mehmet Akif İnan gibi, bir yerde temsil edici olduğuna inandığım şairlerin şiirleri kendi geleneğimizin sözünün dil düzeyindeki yeni bir tezahürüdür. Başka bir söyleyişle, bu şiirleri eskiden daha farklı tezahürlerle kendini göstermiş ve farklı bir tonda seslenmiş bir medeniyetin çağdaş (modern değil) sesi olarak görebiliriz. Bu, Fuzûlî ya da Şeyh Gâlib bugün yaşasaydı şiirlerinin sesi aşağı yukarı bu tonda ve bu renkte olurdu anlamına gelir. Böyle bir şey asla bu yazar ve şairlerin kendilerine özgü bir yürüyüşleri, çığırışları, buluş ve bulunuşları olmadığı anlamına gelmez. Edebiyat dergisinde yazan şairler M. Akif, N. Fazıl ve özellikle S. Karakoç gibi düşünür-sanatçıların hakikat ve şiir tecrübesi idrakinden gereği gibi yararlanarak, kelimelerin eski çağlardaki sesinin şimdi nerelerden ve nasıl duyulduğunun bilincinde olarak yazmış ya da söylemişlerdir. Onların sesi bireysel duygulanım ve yönelişlerin yumağında tıkanıp kalan çoğu modern müteşairlerin sesinden çok farklıdır. Ve bu yüzden bu şiirlerin sesi sıcaktır. 
 

ARİF AY

Arif Ay
Arif Ay

“Edebiyat Dergisi” 


1969 yılında Nuri Pakdil’in yönetiminde çıkmaya başlayan Edebiyat dergisi, 1984’ te yayına ara verir. Bu 15 yıllık sürede dergi iki dönem yaşar. I. Dönem, çıkışından 1977 yılına kadarki dönem. Bu dönemde dergi kadrosunda Nuri Pakdil’le birlikte, Rasim Özdenören, Erdem Beyazıt, Akif İnan, Alaeddin Özdenören, Cahit Zarifoğlu, İsmail Kıllıoğlu, Osman Sarı, Bahri Zengin gibi isimler yer alıyordu. 1977’den sonra bu kadro Mavera dergisini çıkarmaya başladı ve Nuri Pakdil derginin bu ikinci döneminde yoluna: Arif Ay, Turan Koç, Ali Ulvi Temel, Şaban Özdemir, Necip Evlice, Ali Karaçalı, Kamil Aydoğan, Cahit Yeşilyurt, İlhami Çiçek, Halis Altındağ, İbrahim Demirci, İrfan Çevik, Hüseyin Su, Yusuf Nili, Tavus Hüsameddin, Ali Göçer, Fuat Altunsoy gibi isimlerle devam etti. 

İlk “yerli düşünce” kavramı 

Edebiyat dergisi işlevini yerine getirdi mi? Elbette getirdi: Türkiye’de ilk defa edebiyat ve fikir dünyasına “yerli düşünce” kavramı Edebiyat dergisiyle girdi. Ayrıca, inananların da edebiyatçı olabileceklerini; şiir, öykü, roman, deneme yazabileceklerini, dolayısıyla yerli bir edebiyatın olabileceğini kanıtladı ve kabul ettirdi. Bunda Nuri Pakdil’in Batıcı-solcu yazarlarla kurduğu düşünsel ilişkinin payı büyüktür. 

Bunların ötesinde derginin canlı ve diri üslubu ve diliyle, bir yandan düzene ilişkin eleştirel irdeleyişini dile getirirken öte yandan da İslam uygarlığının değerlerine ve bu değerlerin evrenselliğine yoğun biçimde vurgu yapılıyordu. 

Ödünsüz bir duruş 

Hiçbir kuruma, kuruluşa ve gruba yaslanmadan ödünsüz bir duruş sergiliyordu. Derginin 12. Yılında yayımladığı “12. Yıl Bildirisi” ni bir kez daha okuyalım:

 “Şubat 1981 Edebiyat Dergisinin çıkışının 12. yıldönümüdür. Edebiyat’ın ilk sayısı Şubat 1969’ta yayımlandı. Bu nedenle, 1981 yılının bizim için bir anlamı vardır.  

Çıkışımızın 12. yıldönümü ülkemize, Afrika'ya, Asya'ya, özellikle Ortadoğu'ya tüm yeryüzüne kutlu olsun. Yaşasın; karşıanamalcı, karşısömürgeci, öğretisel, tarihsel, evrensel, özgürlükçü, ilerici, tekdeğerin "emek" olduğu bilincini harlı bir ateş gibi tüm insanlara duyumsatmayı amaç edinen ışıklı çizgimiz, konumumuz! Yaşasın; yeryüzündeki tüm inananların birlikteliği.” (Nuri Pakdil)

 

İBRAHİM DEMİRCİ

İbrahim Demirci
İbrahim Demirci

Yarım kalmış bir cümle 

Aradan çeyrek yüzyıl geçmiş.  Şimdi geçmişe dönüp Edebiyat dergisi hakkında konuşmak, değerlendirme yapmak, eleştirilere veya özeleştirilere girişmek yerine, Edebiyat’ın benim için –belki hepimiz için- yarım kalmış bir cümle olduğunu ve bu cümlede aşağıdakilere benzer sözcüklerin bulunduğunu söylemek isterim: 

Ebediyet ecir eda eğilmezlik eğitim ehliyet esrime ev evc evin eylem ezgi 

dağcılık devinim diklik dil direniş diriliş doz dövüş duruş düzen düzgünlük 

ebabil edep emek erginlik eriş es esinti eskimezlik espri esrar estetik ezan 

bad bade bağ bağlanma baharat bahçe beşaret biat borç burç buz büyüklük 

ibadet icraat içkinlik içlilik ideal ihlâs ilgi iklim ilke imece inanç iş iyilik iz 

yaba yadigâr yağmur yakı yakınlık yalınlık yanıklık yar yâr yarma yaşama 

aba acı açı açılım adama adamlık adanma ağız ağrı ahilik ahlâk akıl asa aşk 

tad tav tavır temizlik terbiye teselli teslimiyet tevazu teyakkuz titizlik tutku 
 
 

MÜRSEL SÖNMEZ 

Mürsel Sönmez
Mürsel Sönmez

Yerli düşüncenin ödünsüz savunusu 

Edebiyat dergisi salt edebiyat bağlamında ele alınabilecek bir olgu değildir. Nuri Pakdil ile özdeşleşmiş  olan bu dergi/akım, çağdaş sanat yapıtları ile Türkçe’nin geçirdiği değişimin kasıtlı daraltılmasını bilincinin ve inanışının rengine büründürerek boşa çıkarma yolunda mesafe kat ettiği gibi;  yerli düşüncenin ve dünya görüşünün öz ve ödünsüz savunusunu da gerçekleştirmiş; açtığı çığırla uygarlığımızın ana damarlarının çağdaş sanatçılara ve dolayısıyla uygulayımbilimin hiçliğe sürüklediği ve kara siyasanın kana bulayarak insansızlaştırma planlarının kurbanı olan insanlığa tek çıkış yolu olduğu gerçeğini örtük bir dille ve okurunun çabasını da bu kavrayış ve bilinçle buluşturarak yapmayı amaçlamış ve dar ama yetkin bir çevrede bunu başarabilmiştir. Gelecekte Nuri Pakdil ve Edebiyat Dergisi’nin etkisi ve çağrısı, ya da, bıraktığı izdüşümler Anna Masala’nın şu sözünden çıkarılabilir :

“İnsanlar sizi yirmi birinci yüzyılda anlayacaklar.” 
 
 
 

MEHMET ATİLLA MARAŞ 

Edebiyat: Yerli düşüncenin dergisiydi  

Edebiyat dergisi, 1969 da Ankara’da yayınlanmaya başladı. O tarihlerde ben üniversite öğrencisiydim. Nuri Pakdil başta olmak üzere, Akif İnan, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt ve Alaeddin Özdenören tarafından kuruldu. Sonradan Cahit Zarifoğlu, İstanbul’dan gelip Ankara’ya yerleşmesiyle o da kurucular ve daimi yazı kadrosunda yer aldı. Bu ekip, ta 1950’lerde Maraş lisesinden beri beraber idiler. Bu kadro; önce Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’sundan, sonra da Sezai Karakoç’un Diriliş dergisinden koparak kendi dergilerini yani Edebiyat dergisini kurarak ürünlerini bu dergide yayınlamışlar, bütün çalışmaları bu derginin yayınları olarak ortaya çıkmıştır. Bu gün hayatta olmayan Zarifoğlu’nun “Yedi güzel adam’ı,  Erdem Bayazıt’ın “Sebeb Ey”i, Akif İnan’ın “Hicret”i ve Alaeddin Özdenören’in “Güneş Donanması”, bu derginin yayınları arasında çıkan şiir kitaplarıdır. İlginçtir, bu kadro daha sonra Nuri Pakdil’den de ayrılarak 1976 da Mavera dergisini kurmuş,  1980’e kadar bu dergide yazmış ve dergiyi yönetmişlerdir.  

Baş mimar Nuri Pakdil 

Edebiyat dergisi, 1980’lere kadar gelebilmiş 20 yıl yayın hayatında kalabilmiş, uzun ömürlü, adı gibi bir edebiyat dergisidir. Bu gün için tanınmış birçok şair ve yazar bu dergide ilk ürünlerini sergilemiştir. İslami duyarlılığı  olan kalemlerin toplandığı bu derginin baş mimarı ve ser muharriri kuşkusuz Nuri Pakdil’dir. Pakdil, aşırı denebilecek bir tarzda yeni Türkçe ile yazmış, kullandığı bu dil, sağ kesim yazarlarınca tenkit edilmiştir. Pakdil’i kullandığı dil konusunda etkileyen kişinin, denemeci Nurullah Ataç olduğunu biliyoruz.  Nuri Pakdil’i ve onun eylemlerini anlatmak başka bir yazının konusu olmalıdır.  

Şüphesiz, yerli düşünceye ve edebiyatımıza hizmet eden, kendi sahasında çok önemli hizmetler yapmış bir dergi olan Edebiyat, Nuri Pakdil adıyla adeta özdeşleşmiştir.

Benim de bir vakitler şiirlerimin yayınlandığı bir dergi olan Edebiyat, dört sayfalık, gazete boyutunda, siyah beyaz ve salt edebi ürünlerin yayınlandığı  bir dergi idi. Samimi, sıcak ve o dönem için üç bin ila beş  bin arasında değişen tirajıyla, özellikle üniversite gençliği arasında okunan ve aranan bir dergi idi. Bu gün için salt edebiyat yapan bir dergiyi ve istikrarlı bir kadroyu bulmak oldukça güç artık. 

 

ALİ GÖRKEM USERİN 

Benzersiz bir dergi: Edebiyat 

Ali Görkem Userin
Ali Görkem Userin

Edebiyat dergisi Nuri Pakdil ile özdeşleşmiş bir dergi olsa da, esasında bir ekip üretimidir. İlkeli, tutarlı, nitelikli edebiyatın kalesi olarak Türkçe’nin orta yerinde kurulmuştur. Doğu ve Batı edebiyatlarını, sanat ve düşünce ortamlarını neredeyse günü gününe takip eden cihanşümul bir ilgidir Edebiyat dergisi.  

Bir eylem biçimi olarak yazmayı ve edebiyatı fazlasıyla ciddiye alan Nuri Pakdil’le ilgili de birçok şey söylenebilir elbette. Ama bunlardan en başta geleni onun sıkı disiplini ve yüksek duyarlılığıdır. Edebiyat dergisi de, Nuri Pakdil’in sözkonusu disiplin ve duyarlılığının kâğıda düşen bir yankısı gibidir bu anlamda.   

Tüm yeryüzüne bir medeniyet yaklaşımıyla bakan dergi 

Kendisinden sonra ve günümüzde çıkan kültür-sanat ve edebiyat dergileriyle mukayese edildiğinde, birçok açıdan benzeri olmayan bir dergi olduğunu söyleyebiliriz Edebiyat dergisinin. Bu, içeriği oluşturan telif ve tercüme ürünlerin kalitesinin yanı sıra bilinç ve mücadele boyutlarıyla da ilgilidir. 

Maalesef sonraki dönemlerde dergi sadece kelime tercihleri gibi sığ bir açıdan konuşulmuş  ve asıl konuşulması, yararlanılması gereken özellikleri ıskalanmıştır. Edebiyat dergisi tüm yeryüzüne bir medeniyet yaklaşımıyla bakan bir dergidir. Ionesco ile Mevdudi, Beckett ile Fadva Tukan, Toynbee ile Tevfik el-Hakîm böylece bir araya gelir. Ayrıca, Ortadoğu ve Afrika edebiyatlarına özel bir önem atfeder dergi. Nuri Pakdil, Özdenören biraderler, M. Akif İnan, Cahit Zarifoğlu, İsmail Kıllıoğlu, Erdem Bayazıt, Osman Sarı, Arif Ay, Turan Koç, Hüseyin Su, Mevlüt Ceylan gibi yerli edebiyatımızın önemli imzalarından birçoğu dergiye ciddi katkı yapmıştır. 

Hasılı, bugün yerli, nitelikli, ahlâklı, geniş görüşlü ve kendine güvenen bir edebiyattan söz edebiliyorsak bunda Edebiyat dergisinin ciddi katkısı vardır. 
 

 

ALİYE AKAN

Edebiyat Dergisi Ve Nuri Pakdil 

Aliye Akan
Aliye Akan

“Bağlanma” adlı yapıtı ile tanıdığım Nuri Pakdil’i daha sonraları diğer kitapları ile de izledim. Sıkı bir dil işçiliği ve derin bir yerli düşünce damarı ile karşılaşmıştım. Özgün bir biçim ve biçemle bir yandan temel düşünsel ve inançsal konulara değinirken, diğer yandan ödünsüz bir ülkücü tavır içindeydi. Bu kıvam sarsmıştı beni. Çağdaş aydınlarda pek karşılaş(a)madığımız bir inanış, düşünüş ve edip eyleyiş içindeydi. Yazdıkları ile yaşadıkları arasında su sızmadığını daha sonra ve şaşırmadan öğrenecektim.  

Bir nokta dergisinde yazma serüvenine atılınca bu derginin ana omurgasını oluşturan kişilerin Edebiyat Dergisi ve Nuri Pakdil’den esinlenen ve mutlak öğretiyi kavrama ve onun savunusunu yapmada aynı çizgi üzerinde olduklarını gördüm. Böylelikle Edebiyat Dergisi ve Nuri Pakdil çığır açıcılığının somut göstergelerinden birine tanık oldum. Salt zihinsel ve entelektüel düzlemde seyretmeyen, “elini taşın altına koyan”, insanın büyüklüğünün sorumluluk yüklenmekten geçtiği bilincini yüksek bir nabız gibi duyumsatan bir bilinç çağlayanıydı bu. 

Üst düzey bir estetik kalite, tam bir içtenlik 

Edebiyat Dergisi’nin tüm sayıları, yayımladığı kitaplar ve Nuri Pakdil’in yazdığı  ve çevirdiği kitaplarda gördüğüm; şaşmaz bir dikkat, üst düzey bir estetik kalite, tam ve tüm bir içtenlik, bütüncül bir dünya görüşü, tüm olumsuzluklara karşın umut.  Yetiştirdiği sanatçılarla yerli duyarlığın sanat ve edebiyat alanında güçlü bir yere sahip olma çabasını başarıyla gerçekleştirmiş ve bıraktığı izle de çığır açıcılığını sürdürmektedir Edebiyat Dergisi, yani Nuri Pakdil. Arkadaşlığın, yoldaşlığın birbirine bakmak değil aynı yöne bakmak olduğunu, soyut ve somut kirli mülkiyetin ur, “mülkiyeti yakıp, kökleri kalbe takma”nın onur olduğunu söylemiş eylemiştir Edebiyat Dergisi ve süvarisi Nuri Pakdil. Şükür ki bu baş döndürücü karmaşada söylemektedir de.    

 

Adem Turan özleyerek soruşturdu.

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2010, 09:14
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20