banner17

Dava adamı neyse Mustafa Yazgan da o'dur

Dil ve Edebiyat dergisinin 64. sayısı, Mustafa Yazgan ağırlıklı bir sayı olmuş. Zübeyir Yetik, M. Atilla Maraş ve Hüseyin Yorulmaz 'Yazgan'ı yazmış. Mustafa Uçurum yazdı.

Dava adamı neyse Mustafa Yazgan da o'dur

Dil ve Edebiyat dergisi 64. sayısında edebiyat ve düşünce dünyamızın çok önemli isimlerinden Mustafa Yazgan’la ilgili yazılara yer vermiş. Yazgan’ı birebir tanıyan yazarların kaleme aldığı yazılar böylesine önemli bir dava adamını daha yakından tanımamızı sağlayacak kuşatıcı çalışmalardan oluşuyor. Zübeyir Yetik, Mehmet Atilla Maraş ve Hüseyin Yorulmaz’ın kaleme aldığı yazılar Mustafa Yazgan’ı her yönüyle ele alan geniş açılımlı yazılar olarak dergide yer alıyor.

Mustafa Yazgan değil, “Yazgan”

Toplum nazarında önemli çalışmalar yapan, bir neslin yetişmesinde söz sahibi olan kişilere yaşarken değer vermek; onlara sunabileceğimiz en eşsiz armağandır. Dergilerde özel sayılarla ya da geniş kapsamlı olarak düzenlenen saygı programlarıyla kişileri yaşarken onore etmek onlara verdiğimiz değerin en somut göstergesidir. Dil ve Edebiyat dergisi, önemli düşünce ve dava adamı Mustafa Yazgan ile ilgili yine çok önemli üç ismin kaleme aldığı yazı ile büyük ustayı okuyucularına tanıtıyor.

İlk yazı Zübeyir Yetik’e ait. “Çilekeş Bir Dava Adamı: YAZGAN” başlıklı yazısında Yetik, yazısına “Mustafa Yazgan değil, 'Yazgan'… Çünkü kendi kuşağı ve sonraki kuşaklar onu hep 'Yazgan' diye tanıdı.” diyerek giriş yapıyor. “Yazacak olan, yazmakla görevli olan” anlamlarını çağrıştırdığı için olan Yazgan demeyi tercih ettiklerini de ekliyor Yetik. 1963’te başlayan dostluklarını yaşadıkları birbirinden ilginç anılarla, tesadüflerle anlatıyor. Yazı hayatları, mücadeleci kimlikleri, birlikte yaptıkları işler birinci ağızdan anılarla okuyucuya aktarılıyor. Necip Fazıl, Necmeddin Erbakan, Süleyman Arif Emre gibi isimler de anlatılan anılarda karşımıza çıkan diğer önemli isimler.

Mustafa Yazgan ve Necip Fazıl

Mustafa Yazgan denince akla gelen ilk isim ancak Necip Fazıl olabilir. 1963 yılında bir konferansta tanıştığı üstadı bir daha hiç bırakmaz Yazgan. Bu tanışıklığı ve anıları aktaran Mehmet Atilla Maraş; “ömrünü davasına adayan adam” olarak tanımlıyor Mustafa Yazgan’ı. Maraş’ın anlattıklarından çıkan sonuç, bir dava adamının gecesi gündüzü olmadan ve mesafe tanımadan sürekli koşturuyor olmasıdır. Soluk soluğa bir mücadelenin içinde sadece faydalı olmak, gençleri kurtarmak, onlara doğru yolu göstermek hedefi ile Mustafa Yazgan hıncahınç dolu salonlarda konferanslar vermiştir.

Necip Fazıl’la tanışıklıkları o kadar ilerler ki üstad, Yazgan’a “oğlum” diye hitap etmeye başlar. Necip Fazıl’ı çok iyi tanıyanlar, bunun anlamının çok büyük olduğunu bilirler.

İlk tanışmada bu ikili birbirine yakınlaşmıştır zaten. Bu olayı da Hüseyin Yorulmaz aktarır. Konferansı dinlemeye giden Mustafa Yazgan’ın tavırları üstada o kadar samimi gelir ki daha on dakika önce tanıştığı bu gence döner ve “Mustafa Bey, beni siz takdim edeceksiniz!” der. Mustafa Yazgan da tamamen dolu olan salona bakar ve bu isteği seve seve kabul eder. Birçok ilginçliklerle dolu bu anıyı Hüseyin Yorulmaz bütün ayrıntılarıyla yazısında anlatıyor.

Necip Fazıl ile Mustafa Yazgan’ın anılarında da karşımıza birbirinden ilginç olaylar ve kişiler çıkmakta. Özellikle Necip Fazıl, Mustafa Yazgan ve Turgut Özal’ın görüşmelerinin anlatıldığı bölümler ilgiyle okunacak notları içermekte.

Bir dava ve gönül adamına saygı niteliğindeki bu yazılar, Mustafa Yazgan’ın daha iyi anlaşılması ve tanınması için onu yakinen tanıyan kişilerin kaleminden çıkan cümlelerle anlatılmasından dolayı daha büyük önem arz etmekte. Yolumuzu aydınlatacak yol göstericilere ihtiyaç duyduğuz şu günlerde Mustafa Yazgan’ı daha yakından tanımak gerek. Dil ve Edebiyat dergisinin 64. sayısı bu anlamda faydalı bir çalışma ile okuyucularını bekliyor.

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 17 Nisan 2014, 15:58
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20