banner17

Çokça heyecan, bitmeyen bir merak: Yeni dergiler

Firdevs, Bursa’da bir grup üniversite öğrencisinin çıkardığı bir dergi. Dergi, belli ki sınırlı maddi imkanlarla çıkıyor ve bu durum da bu dergiyi ayrıca önemli kılıyor. Ahmet Serin yazdı.

Çokça heyecan, bitmeyen bir merak: Yeni dergiler

Cemil Meriç, Türk düşünce hayatında kendine özgü yeriyle düşünce uğraklarına uğrayanların bir çekim merkezi olmaya devam ediyor. Bu çekim merkezi olma durumu, Osmanlı sonrasında mütefekkir yetiştiremeyen Türk aydınının kendi köklerinden uzak düşmesiyle de ilişkili bir anlamda. İlişki şu: Cemil Meriç, Hint ve Batı düşünce ufkunu taradıktan sonra içinde bulunduğu medeniyetin bilgi birikimini keşfeden bir aydın. İşte bu keşif ve bu keşiften sonraki ruh olgunluğu, onu düşünce dünyasında kendine özgü bir mütefekkir yapmanın yanında bir çekim merkezi de kılıyor.

Aslında cumhuriyet sonrası kuşağımızı pek suçlamamak gerek, diye düşünüyorum. Çünkü kültürünü ve medeniyetini inşa eden bilgi birikiminden uzak kalan Türk aydını, köklerini ve nereye ait olduğunu araştırırken düşünce üretmezdi doğal olarak. Yapacağı en sağlıklı, en sahih şey, kendisini inşa eden düşünce geleneğiyle irtibatını koparmamaktı. Düşünce hayatı süreklilik ister çünkü. Sürekliliğin kesintiye uğradığı yerde ise bir boşluk ortaya çıkar. İşte o boşluk, araya başka şeylerin sızmasına, bir şeylerin deforme olmasına zemin hazırlar ve kabul etmeli ki bizim düşünce geleneğimiz de böyle bir boşluk yaşadı.

Kapanan dergi, kaybedilen savaştır

İşte o Cemil Meriç, Türk düşünce hayatında dergilerin önemine değindiği o meşhur makalesinde, dergileri hür tefekkürün kalesi olarak tanımlamasının yanında, “Genç düşünce, dergilerde kanat çırpar.” diyerek hem yeni düşüncenin hem de ileride olgunlaşacak düşünürlerin ilk mekânlarının dergiler olduğuna dikkat çeker. Dergi, işlevi ve varoluşu gereğince, ‘serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür’dür.

Ama Cemil Meriç yine aynı makalede dergiler için “Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar.” der. Bu cümle, dergiyi göndere çekilen bir bayrak kadar değerli yapan bir cümle değil de nedir?

Dijital dergiler

Çok değil, daha yakın zamana kadar matbu dergilerin öldüğünü, bunun yerini dijital dergilerin aldığını söylemek adettendi. Gerçi, bu cümlenin sarfedildiği zaman diliminde matbu dergiler birer birer kapanıyor, yine o dergilere dudak bükülerek bakılıyordu. Herkes dijital çağın etki gücünden, yayılma alanından bahsederek dijitale övgü diziyordu. Bir zamanlar nasıl ki matbu dergi çıkarma planları yapıyorduysa kalemleriyle dünyayı değiştirme heveskârları, o zamanlar da dijital dergi çıkarma planları yaptı bu heveskârlar. Bir sürü de dijital dergi çıkarıldı. Ama edebiyat devrimi yapamadılar nedense. Dijital dünya, muhatapla temasa engeldi ve muhatapla temas, onu önemsemek için vazgeçilmez hususlardan biri.

Amatör ruh geri mi geldi?

Son zamanlarda dergiler yeniden hayatımıza girer oldu. Hem de matbu dergiler… (Bu arada, çok farklı bir deneme olan ve kesinlikle ciddiye alınması gereken bir dijital dergi olan Tayyip Atmaca’nın çıkardığı “Hece Taşları”nı burada anmış olalım.) Bu dergileri edebiyatın içinde olan kadrolar çıkarmıyor sadece; yeni ve amatör bir genç kuşak da dergi çıkarıyor artık. Bu, son zamanlarda gördüğümüz çok sevindirici bir gelişme.

Bursa’da bir dergi: Firdevs

Firdevs, Bursa’da bir grup üniversite öğrencisinin çıkardığı bir dergi. Kendisini “Fikir, Sanat ve Edebiyat Dergisi” olarak tanıtıyor. Emre Demircan’ın yayın yönetmenliğinde çıkan dergi, belli ki sınırlı maddi imkanlarla çıkıyor ve bu durum da bu dergiyi ayrıca önemli kılıyor. Çünkü imkansızlıklarla kotarılan işler kalıcıdır, ses getiricidir, gönül telini titreticidir.

Üçüncü sayısı da yayımlanan dergi, yayın konusunda ısrarcı olacak sanki. Biz de ısrarcı olmasını diliyoruz.

Üçüncü sayısında dergi, üç önemli konuyu kapaktan duyurmaya değer bulmuş. Aslında bu üç konu, bizim hep gündemimizde olan konular. Üniversite öğrencilerinin de, ilgilenebilecekleri bir sürü konu varken bu konulara eğilmesi, ayrıca sevindirici. Dergide kapağa çekilen üç konu şunlar: 1. Hilafet konusu, 2. Müslümanların Endülüs tecrübesi, 3. Pozitivizm konusu. Konular güzel gerçi ama daha da derinlemesine işlemek mümkündü. Fakat amatör olmak biraz da bu değil mi zaten? Çokça heyecan, bitmeyen bir merak ve illa bir yolda yürüme isteği… Birikim, o yolda yürürken kazanılıyor. Bu, hep böyle olmuştur ve böyle de olacak galiba.

Dil konusu

Dergide özellikle şiirleri okurken dikkatimi çeken bir hususa değinmeden geçemeyeceğim: Şiirlerde kullanılan sözcükler, günümüz genç okurunun anlayabileceği sözcükler değil. Bu sözcükleri kullanmadaki sebebi anlıyorum, kelimeler aynı zamanda bir kültür taşıyıcısıdır, bir dünya tasavvuru kelimeler üzerinden inşa edilir, bunları hep anlıyor ve önemsiyoruz. Ama bir de düşüncelerin, duyguların, duruşun, ruh halinin insanlara ulaştırılması gibi bir sorumluluğumuz var. Bunun için de alabildiğine anlaşılır olmamız gerek. Mesela şu sözcükler bu dünyaya yabancı genç kuşağa ne ifade eder: “Derviş kisvesine bürünen bezirganı göster”

Firdevs, bir okul olacak ve o okuldan iyi yazarlar çıkacak umudundayım ben.

 

Ahmet Serin değindi

Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2016, 09:40
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20