banner17

Bu dergide ustalar ve yeni öykücüler birarada

Öykülem’in 2016 Kış sayısında on üç öykü bulunuyor. İlk kez öyküsü yayınlanan olduğu gibi adına başka dergilerde rastladığımız öykücüler de var. Hatice Ebrar Akbulut yazdı.

Bu dergide ustalar ve yeni öykücüler birarada

Öykülem, mevsimlik bir dergi. İlk sayısını, Yaz 2015 sayısı ile yapan dergi, sonbahar sayısının ardından üçüncü sayısını Ocak itibariyle Kış 2016 olarak yayınladı. Öykülem, edebiyatımıza yeni bir soluk olarak girdi. Henüz üçüncü sayısında olmasına rağmen gerek baskısıyla gerek çizimleriyle gerekse de içinde yer alan ürünlerle çıtasını yüksek tutan bir dergi. Öykülem, öykü ustalarına yer vermekle beraber genç öykücüleri de ihmal etmiyor. Adına başka yerlerde rastlamadığımız kalemler, Öykülem tarafından keşfediliyor. Öykülem, edebiyatımıza epey öykücü kazandıracağa benziyor.

Öykülem’in 2016 Kış sayısında on üç öykü bulunuyor. İlk kez öyküsü yayınlanan olduğu gibi adına başka dergilerde rastladığımız öykücüler de var. Bunlardan birisi “Sevgili Yalnızlık” kitabının yazarı Nilüfer Altunkaya. “Bahçe” isimli öyküsüyle dergide yer alan Altunkaya, diğer öykülerinde olduğu gibi bu öyküsünde de sıradan insanların hayatını öyküleştirmiş. Altunkaya’nın öykülerinde sokak iyi tasvir edilir. Kadınların ve erkeklerin hem fizyolojik hem de karakteristik özellikleri net bir şekilde sunulur. Ayrıca Altunkaya, öykülerinde gündelik yaşamı en iyi öykü diline aktarabilen öykücülerdendir. “Bahçe” öyküsünde de bahsettiğimiz özellikleri görebiliriz. İnsan hâllerini dokunaklı bir biçimde anlatan Altunkaya, insanın kırılgan dünyasını dile getirir: “Kenardaki fırçalardan birini alıyor. Eşofmanını sıyırıp halıya çökünce başka bir Gülsüm oluyor. Konuşurkenki, gülerkenki mahcup hâli yerini bedeninden taşan bir hınca bırakıyor.”

Dergi, bir öykü kitabını okuyor olma hissi veriyor

Işıl Aksoy, “Yara” isimli öyküsüyle dikkati çekiyor. Yer yer konuşma dilini de öyküsüne yansıtan Aksoy, savaşın kanattığı bir çocuğun babasından ayrı kalışını, babasına duyduğu özlemi anlatıyor. Üşüyen çocuğun tek sığınağı annesidir. Anne sığınılacak bir liman, sarmalanacak bir battaniye, gidilecek bir evdir öyküde. Annenin yakınlığı, annenin çocuğuyla olan duygusal teması işlenir: “İnsanlar temas etmediğini düşünüyorlardı trajedilerin benim çocukluğuma. Tek annem görüyordu gözlerimdeki imdadı, susuşumdaki çığlığı. Belki mesafenin yakınlığından o da.”

Öykülem’in Kış 2016 sayısında farklı bir soruşturma yapılmış. Eyüp Tosun, hiçbir yayıneviyle bağlantısı olmayan kimselerle 2015’e dair bir öykü soruşturması yapmış. On okurdan 2015’te okudukları öykü kitaplarından kendileri için özel olanını 215 sözcükle anlatmalarını istemiş. Bu soruşturmadaki ayrıntı, bu on okurun birbirlerinden ve kimin hangi kitabı seçtiğinden haberdar olmamalarıdır. Böylece doğal, samimi bir soruşturma ortaya çıkmış. Okurların gözünden öyküye, öykü kitaplarına, öykü dünyasına bakma imkânı elde edilmiş soruşturmada. Objektiflik neredeyse tamamen yakalanmaz hiçbir zaman; ama bu soruşturma objektife çok yakın olmuş.

Öykülem, içindeki birçok öykü ile öykü destesi gibi arz-ı endam ediyor okurlarının karşısında. Öykülem’i okumak, bir öykü kitabını okuyor olma hissi veriyor. Üçüncü sayısını çıkaran Öykülem’in yolu açık olsun.

 

Hatice Ebrar Akbulut yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2016, 11:43
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20