Bir’liğin sesi: İslâm Düşüncesi Dergisi

"İslâm Düşüncesi Dergisi üç aylık periyotlar halinde çıkan bir dergi olup derginin başyazarı Mahir İz’dir. Dergi “Özellikleri itibari ile Türkiye’de ‘bir ilk’ olma özelliğine sahip olarak, ‘okumak ve okuduğundan dünya ve ahiret için faydalı ve lüzumlu yeni şeyler öğrenmek isteyenler için’ gayesi ile yola çıkmıştır." Elif Merve Peker yazdı.

Bir’liğin sesi: İslâm Düşüncesi Dergisi

Gazete ve kitap arasında olan ama daha çok kitaba yakın olarak tanımlanan bu mecmua; düşündürücü, öğretici ve yetiştirici tarzda bir misyonu üstlenmiştir. Her sayıda yeni çıkan ez az iki mühim kitabın tahlili ve tenkidi, ayrıca üç ay içinde çıkan kitapların tanıtılması, bir İslâm mütefekkirinin hayatından karelerin yer aldığı, İslâm âleminden ve dünyadan ilgi çekici haber, resim ve mülakatların bulunduğu bir mecmua ortaya çıkması hedeflenmiştir. Mahir İz, Sezai Karakoç, Salih Tuğ, Ali Ulvi Kurucu, Selçuk Eraydın, Esad Coşan, Muhammed Hamidullah, Y. Ziya Kavakçı ve Sabahattin Zaim, yazılarını gördüğümüz isimlerin bir kısmıdır. Seyyid Kutub ve Mevdudi’den çevrilmiş yazılara alıntı olarak yer verilmiştir.”1

İslâmcı Dergiler’in dönemin siyasi olaylarından ve toplumun ihtiyaçlarından bağımsız olarak değerlendirilmesi eksik bir bakıştır. Dönem itibari ile Müslüman halkın ihtiyacı olan her ne ise o konular ele alınmaya çalışılmış, gönüllere dokunmak ve fayda sağlamak amaçlanmıştır. İslâmcılık ideolojisinin kendisini ifade ettiği “İslâmcı Dergiler” aynı zamanda Müslümanlar tarafından da ilgi ile takip edilmiş ve pek çok fikir de halk tarafından karşılık bulmuştur. İdeolojik ve sosyal anlamda ifade edilen fikirlere ek olarak dini, sanatsal, edebi ve ilmi yazılar da kaleme alınmıştır. İlmi derinlik bilimsel yetkinlik anlamda kendi donanımını kanıtlamış yazarların kıymetli kalemlerinden çıkan kelamlara dair şu satırlar dergide bizi karşılamaktadır:

“Bak!

Yaradılışımızdan maksad:

Kemâle ermek.

Bu Kemâlden sonra: Cemâl seyretmek…

Bunun tek bir yolu:

İSLÂM yoludur!

Yazmış olduğu dizeleri ile Mahmud Kirazlı maksadımızı da yolumuzu da bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Yolumuzu ve yöntemimizi açıklamanın yanında hedefimizi de “Cemâl” olarak bize sunmuştur. Kişinin hayata dair yeniden düşünmesine neden olan satırlar da şu şekilde karşılar bizi: “Bugünün tükenmez veya dolma kalem nesli, geçmiş asırlarda dedelerinin mürekkeb mevzuundaki gayretlerini acaba hiç düşündüler mi?2

Günümüzde dolma kalem nesli de yavaş yavaş geride kalıyor, tükenmez kalemler dahi azalıyor. Hatta Modernizm’in hakim olduğu dijital çağımızda kalem dahi kullanılmıyor. Fakat kalem ile kelam iç içedir. Mürekkep ise candır, özdür. Sayfalara yazılmasa da mürekkeple ve kalemlerle satırlar, gönüllere mürekkep ile yazılan yazılar ve sözler gerektir. İçsel bir bakış ile kalbimizdeki kendi satırlarımızı okuma yine de satırlar ve satırlarda kendini buluş vaktidir. Bu sayede geçmişteki satırların ve İslâm aşkının da diriliğini yeniden hatırlarız. Sezai Karakoç da bu aşkı yeniden hatırlamış ve demişti ki:

“Gökten bir kartal geçse Ve yere düşse gölgesi Bu acaba Şemsin mi gölgesi

İşte böyle böyle kurdu Mesneviyi Şemsin ağırlığı Dudaklara dokunup da Ağza konamayan Bir bengisu gibi”

Şems bir basamak idi. Ve hasretin muhabbeti artırdığı bir arayıştı yol... Yolumuzda aşk, hasret ve gayret vardır. Sonu ise Cemâl’e vuslattır. Şems’i görünce kendini onda bulan ve onu kaybedince hasretince aşkı artan Mevlânâ, ayna oldu bizlere. Ve bir yolculuktu bizim için bu satırlar. En özümüze… Kendimize…

Kıymetli kalemleri ve kelamları ile gönüllere dokunan her bir yazar ve şairimizi rahmetle anıyor, gönülden çıkan sözlerinin gönülleri bulmasını niyaz ediyoruz.

Elif Merve Peker

Hüma Dergisi, Sayı:17

Dipnot:

1 https://katalog.idp.org.tr/dergiler/80/islam-dusuncesi

2 https://katalog.idp.org.tr/pdf/3648/6947

3 https://katalog.idp.org.tr/pdf/3649/6948

Yayın Tarihi: 19 Kasım 2022 Cumartesi 10:00
YORUM EKLE

banner19

banner36