Bir eseri eser yapan, aktarıldığı form ve biçimdir

Öykücü Cemal Şakar ile öykücü Akif Hasan Kaya’nın gerçekleştirdiği söyleşi Aşkar dergisinin 33. sayısında öykücülere ışık tutacak önemli notlarla yer aldı. Mustafa Uçurum bu söyleşi üzerine yazdı.

Bir eseri eser yapan, aktarıldığı form ve biçimdir

Edebiyatımızın en canlı ve sürekli gelişme gösteren türü öykü, yeni çıkan eserlerle ve isimlerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Gençlerin öyküye karşı artan bu ilgisi, usta öykücülerin eserleriyle de pekişiyor ve usta öykücülerimiz hem yayınladıkları yeni kitaplarla hem de yol gösterici yazı ve söyleşileriyle öyküye dair ilgiyi canlı tutuyorlar.

Cemal Şakar, Türk öykücülüğünün önemli isimlerinden olmayı hak edecek çalışmalarla eserler vermeye devam eden önemli bir öykücü. Okunması, takip edilmesi öykücülüğümüz adına çok önemli bir kazanç olan Cemal Şakar, yazdıklarını bir mümin duyarlılığıyla şekillendirmesiyle de edebiyat dünyamızda önemli bir yere sahip.

Yazdığımız öykü bizi bağlar

Aşkar dergisi, 33. sayısının büyük bölümünü Cemal Şakar’a ayırmış. Özenli bir dosya ile okuyucularına Cemal Şakar’ı daha yakından tanıtacak eserlere yer vermiş dergi. Cemal Şakar’ın öykücülüğümüzdeki yeri düşünülünce, onun söyleyeceği her sözün özellikle genç öykücüler için değeri tartışmasız çok önemlidir.

Dergide söyleşiyi yine bir öykücü olan Akif Hasan Kaya gerçekleştirmiş. Soruları soran da işinin ehli olduğu için ortaya çok kaliteli bir söyleşi çıkmış. Cemal Şakar’ın Portakal Bahçeleri kitabı bağlamında şekillenen söyleşide, tespitler ve cevaplar bir öykü kuramı titizliğinde ortaya konmuş.

İnsan, yaptığı her şeyden mesul olduğuna göre, Allah katında her şeyin kaydedildiği gerçeği varken, yazılan öykülerin de yazarını her şeyiyle bağladığını söylüyor Cemal Şakar. Yani öyküde takınılacak tavrın mümin tavrı olması gerektiğinin altını çiziyor. Bu sebeple yazdıklarımızın bize şahit olabilmesi için şahitlik kavramını doğru algılamamız gerektiğini anlatarak; nasıl ki mahşer günü azalarımız bize şahitlik edecek, durum böyleyken her an teyakkuzda olmamızı tavsiye ediyor. “Allah’ın koyduğu sınırlar mümin olarak bizi nasıl bağlıyorsa, yazdığımız öykü de aynı sınırlar içinde olacaktır.” diyerek öykü yazarken izlenecek yolun sınırlarını belirliyor.

Sanatın tek kelimeyle tarifi biçimdir

Cemal Şakar öykücülüğünden bahsederken biçimden bahsetmemek olmaz. Çünkü onun öyküsünün değişmezleri arasındadır biçim. Akif Hasan Kaya, bu konuda da fikrini soruyor Şakar’ın. “Bir dönem çokça tartışılmış olan öz-biçim tartışmasında ben oyumu biçimden yana kullanıyorum.” diyor ve bunun sebebini de anlatıyor. Biçimi önemseme sebebini açıklarken anlamın nasıl verildiğine dikkat çekiyor. Anlamı sanat eserine dönüştürmek için biçimi önemsemek ve biçimin imkânlarını keşfetmek gerektiğini söyleyerek; öyküyü sunma konusunun da dikkate değer olduğunu anlatıyor.

Söyleşinin devamında hikâye anlatma geleneğinden, öykücülüğünün aşamalarından, hikâye anlatmanın sanatına etkisinden de bahsediyor. “Hikâye anlatarak 'ben' oluyoruz.” diyerek bunun önemini vurguluyor. Kişisel hikâyelerle kendini onaran insanın başkalarının hikâyeleriyle de başkalarına katıldığını söylüyor. Yani öykücü, yazarak herkes oluyor biraz.

Öykümüzün gün geçtikçe geliştiğini, zenginleştiğini, güçlü bir hikâye geleneğimiz olduğunu ve bu bundan beslenerek daha güzel öykülere ulaşılacağını belirterek söyleşiye noktayı koyuyor Cemal Şakar.

Dergide Mehmet Narlı, Ertan Örgen, Oktay Yivli, Vehbi Başer, İsmail Isparta, Selvigül Kandoğmuş Şahin, Emine Batar Cemal Şakar üzerine yazan isimler. Öykü sesinin en gür çıktığı dergilerden biri olan Aşkar’ın Cemal Şakar dosyası, derginin öyküye verdiği değerin bir göstergesi olarak okuyucuları ve özellikle genç öykücüleri bekliyor.

 

Mustafa Uçurum yazdı

Yayın Tarihi: 17 Şubat 2015 Salı 10:57 Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2015, 10:57
YORUM EKLE

banner19

banner36