banner17

Bakan ve görülmesi gerekeni görendir sanatçı

Aşkar dergisinin son sayısında Hasan Aycın’la yapılan bir söyleşi var. Bu söyleşi üzerine Mustafa Uçurum yazdı.

Bakan ve görülmesi gerekeni görendir sanatçı

Aynı çağda yaşamaktan mutluluk duyacağımız, gurur duyacağımız insanlar şükür ki hâlâ var. Duruşuyla, çalışmalarıyla ve ortaya koyduğu her türlü eserle özel olan insanları tanımak, onlarla aynı zamanları paylaşmak; her şeyin kül olup uçtuğu bu çağda elde edeceğimiz en büyük zenginliklerdir.

Hasan Aycın ismi, edebiyat dünyamızda her zaman saygıyla anılan bir değer olarak kendine yer bulmakta. Selvigül Kandoğmuş Şahin, dergilerin sayfaları açılmaya başladığında bizi selamlayan sıcak, yoğun ve düşündüren çizgilerin ustası Hasan Aycın’la Aşkar dergisinin 34. sayısında bir söyleşi gerçekleştirdi. Sanatı, kitapları, hayata bakışı çerçevesinde gerçekleşen söyleşide Aycın’ı daha yakından tanımak için satır aralarına gizlenen ipuçlarının ardına düşmek yeterli olacaktır.

Çizgi benim asamdır”

Çizgilere hükmetmek tarifi imkânsız bir derya açar insanın önüne. Özellikle Hasan Aycın gibi derinliği yüksek çizerlerin kaleminin ucundan dökülen her çizgi, sayfalarca şerh edilecek bir yoğunluğa sahiptir. Hasan Aycın bu yüzden çizgiyi asası olarak görüyor. Dünyayı keşfetmesine yarayan, yolunu bulduran, farkına vardıran bir asa.

Çizgiyi hayatının başköşesine koyuyor Hasan Aycın. Yol gösteren çizgileri izleyerek doğru olanı bulmak ve anlatmak için bir araç onun için çizgiler. Hayat bir sınavsa her şey sınava tabi onun gözünde. “Sınav, yaşarken ne varsa onlarla yüzleşmektir bir bakıma.” derken de inandığı hakikati dile getiriyor Aycın.

Sanatçı bakar ve görülmesi gerekeni görür.” diyor Hasan Aycın. Görülmesi gereken de hakkın emrinde olan hakikattir. Hakikati görmek ve göstermek sanatçının en önemli görevidir. Hasan Aycın, sanatını icra ederken bu hakikatin ardına düşmeyi ihmal etmeyen bir hakikat yolcusudur.

Çizgiler, masallar, romanlar

Hasan Aycın’ı her yönüyle konuşturuyor bu söyleşi. Çizgilerden başlayıp masallara, oradan da romanlara uzanan serüvenini anlatıyor Aycın. Gönül zenginliğini nasıl olup da çizgilerin dünyasından masalların dünyasına geçirdiğini, oradan romanlarla nasıl uzun soluklu bir yolculuğa çıktığını örneklerle anlatıyor.

Romanlarını yazarken edindiği kaynakları, el yazması eserleri, onları okuyuş sürecini de okuyucu ile paylaşıyor Aycın. Destanların, masalların dünyasında geçirdiği vakitlerin kendisine kattığı zenginliği içtenlikle anlatıyor. Romanlarını yazarken izlediği süreçten özellikle bahsediyor Aycın. Bir plan yapmadığını, ön çalışması olmadığını, Bismillah deyip başladığını ve yazdıkları nereye giderse oraya gittiğini anlatıyor. Hasan Aycın, kalbiyle yazan ve konuşan bir usta. Bunu, hem yazdıklarında hem de konuşmalarında görebiliyoruz.

Sanat Allah vergisidir

Hasan Aycın, sanatını hakikat çizgisinde oluşturan bir sanatçı. Sanatın Allah vergisi olduğunu söylüyor ve bunun bir nimet olduğu kanaatini dile getiriyor. Sanatçıya düşen de kendisine sanatı bahşeden Allah’ı her fırsatta anlatmaktır. Allah’ı anlatan da haddini bilir düsturunu sanatçının baş tacı etmesini işaret ediyor.

Hasan Aycın, değer katan kişiliği ve sanatı ile aramızda sanatını icra eden bir usta. Kibri bir kenara bırakmış, hakikatin ardına düşmüş, sözlerini ve çizgilerini Rahmani tecellilerle süsleyen bir yeniçağ dervişi. Ömrü bereketli, çizgisi ve sözleri kavi olsun.

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2015, 13:12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20