Anne sessizliğin, yalnızlığın içindedir ama güçlüdür

Şakir Kurtulmuş, Yedi İklim dergisinin son sayısında yayınlanan “Sırlardan Geçtim” şiirini annesine ithaf etmiş. Emre Şahin yazdı.

Anne sessizliğin, yalnızlığın içindedir ama güçlüdür

Anne şiirlerini ne zaman nerde görsem ilgiyle okurum. Hamasi duygulardan uzak, en içten, en samimi duygular yüklenir kelimelere. Başka bir anlam yüklüdür kelimeler.

Anneye duyulan özlem taşar kelimelerden. Anneye duyulan sevgi…

Hangi kelimeyi alıp yerden kaldırsanız anne kokusu yayılır etrafa… Annenin şefkat dolu sözleri tekrarlanır içinizde… Kelimeler yerden göğe aynı seslenişle yükselir her vakit.

Anne deyince içimin en derinlerinde ‘cız’ diye yanan bir kor ateşin sesi ile yanar yüreğim.

Anneden uzakta, yalnızlığı yaşamaya mahkûm olmuş evlatlar gelir aklıma… Yetim çocukların etrafta anne kokusu arayışları gelir. Filistin’den, Suriye’den, Arakan’dan yükselen anne çığlıkları gelir… Yemen’de ilaç sıkıntısı çektiği için hastanede ölüme terk edilmiş, ya da yiyecek mama, bir biberon süt bulamayan çocukların, el kadar küçücük bebelerin yalnızlığı gelir…

Mülteci çocukların denizde üşüyen bedenine sarılmış annenin ağlayışları gelir. Sahilde kumların üzerine vuran bebelerin annelerine son sarılışları gelir… Annelerin çaresizliği, bebelerin kurtuluşu için bir şey yapamamalarının acısı gelir yumruk olur boğazlarında. Seslenmek isterler, sesleri çıkmaz. Bağırmak isterler çığlıklar geri döner hava boşluğunda düğüm düğüm kan olur ciğerlere dolar…

Gene de anne sevgisi besler insanı her yaşta. Anne sevgisi, anne şefkati ne güzel bir ilaçtır… Anneye yaslanan her insan, hangi yaşta olursa olsun alır bu ilaçtan. Onunla beslenir. Heybesini doldurursa bu ilaçla, ne zaman hastalansa, ne zaman açlık hissi duysa oradan beslenir, oradan alır ilaçlarını.

Anneye ithaf edilmiş bir şiir

Şakir Kurtulmuşun Yedi İklim dergisinin son sayısında yayınlanan “Sırlardan Geçtim” şiirini okuyunca düşündüm bunları. Annesine ithaf etmiş şiiri. Çocukluğundan başlayarak annesinin izlerini sürmüş şiirde. Annesinin kendi üzerinde kalan hatıraların izlerinde gezinmiş Kurtulmuş.

Annenin koruyuculuğu hep ön plandadır. Bütün anneler öyledir çünkü. Anne büyük bir sığınaktır evladı için. Büyük bir koruyucudur anne, kol kanat gererek korur evladını.

Şair, şiirin ilk bölümünde çocukluğunda annesinin nasıl kendisini korumaya çalıştığını anlatıyor. Anneyi önce koruyucu bir melek olarak hatırlamamızı sağlıyor. Ağaçlara tırmanma isteği anneden geri geliyor her vakit. Oysa şair çocuktur ve ağaçlara tırmanma isteği ile kıvranıyor ama annenin engeli ile karşılaşıyor. İzin vermiyor ağaçlara tırmanmasına, düşer bir yerini kırar endişesi ön plandadır.

çocukluğumun zerdali ağacına tırmanma saydamlığı

her seferinde annemden geri dönen bir istekle körelirdi

ağaçtan düşen meyvelerin sesine toplanır

arka bahçede tavukların verdiği yumurtaları

pişirip sofrayı iyileştirir, beslerdi

Ağaçtaki zerdalileri, bahçedeki tavuğun taze yumurtalarını getirip sofraya koyuyor, beslenmeleri için. Anne evladı için elbette kol kanat gerip koruyuculuğunu öne çıkarıyor her zaman. Şair annesinin kendisini yağmurdan nasıl koruduğunu şu dizelerde şöyle anlatıyor:

sağanak yağmurlarda

sırtına aldığı çuvalın içinde okula bırakır

ne kadar korursa o kadar

feda ederdi kendini yağmura

Şairin annesi çocukluğunda okula giderken ıslanmasın diye, su birikintilerine girip çıkmasın diye bir çuvalın içine koyup sırtında taşıyor oğlunu. Şemsiye vazifesi görüyor adeta.

Kurban bayramında kınalanan kurbanlıkları unutamıyor şair. Kurbanlıkların nasıl bayrama hazırlandıklarını, annenin buradaki rolünü anlatıyor ikinci bölümde:

kurban bayramını karşılamadan önceki gece

kınalanırdı koyunlar, giydikleri bayramlık örtüler

içinde güzel ve vakur bir duruşla

beklerlerdi bıçakla başlayan esrarlı ritüeli

Kötü anılar birikiyor

Annenin yalnız kaldığını, sıkıntıları olduğunu görüyoruz daha sonraki dizelerde. Kötü anılar birikiyor burada. Annenin başına bir şey geliyor, anne bir yere gidip geri geliyor ve bütün çocukların onu kapıda ağlayarak beklediğini görüyoruz.

kanal boyundaki saz gölgeliklerinde

gün bitti, annem eve döndüğünde

bütün çocuklar ağlıyorduk

sessizlik oturduğunda kucağıma gece

Anne ümmidir, okuma yazma bilmez. Ama yakınlarda dede vardır, dedenin anlattıkları ile doludur anne. Dedenin anlattığı ‘hikmetli öyküler, menkıbelerle derslerle dolu’ annenin torbasından beslenir şair de:

annem okuma yazma bilmezdi

dedemin ilmini taşıdı

hikmetli öyküler ve sırlı menkıbelerle

geçti çocukluğum  

Şairin çocukluk günlerinden kalan anılarla doludur şiir. Anne sessizliğin, yalnızlığın içindedir ama güçlüdür:

annem varlıklı değildi ama

bıraktığı iyiliklerin varisi oldum

fakirdi evimiz yer sofrasında huzur

soğuk kış gecelerinde biriktirdiğimiz sıcak öyküler vardı

Şair anne sevgisini, şefkatini her fırsatta dile getirir. “bir çocuğun anne özlemini, hangi/dalda olgunlaşan meyve giderebilir” diye sorar. Şiirin sonunda yine annenin yalnızlığına vurgu yapar şair:

sırlardan geçtim

bu yalnızlıkta gitti

annem

yalnız gitti

Bu yalnızlık hakkında fazla bir şey söylemez şair. Neden yalnız gitti, bunu bilmemizi istemedi belki. Çünkü yeterince açıklayıcı olmak istemediğini, şairin kısa ve tok sesli dizelerinden anlıyoruz. Şair belki de burada ölüme vurgu yapıyor, ölüm yolculuğunun yalnızlığına dikkat çekmek istiyor. Bütün zenginliğini, eş-dost, akraba, evlatlar, torunlar hepsini geride bırakıp beyaz bir kefenle ayrılıyor insan bu dünyadan.

Emre Şahin

Yayın Tarihi: 17 Ağustos 2019 Cumartesi 11:00 Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2019, 10:04
banner25
YORUM EKLE

banner26