banner17

Ani gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz

Yedikıta dergisi, 86. sayısında Ümit Burnu'ndaki Osmanlı mirasını merkeze alıyor. Dergide ayrıca Ani Kalesi'nin nasıl fethedildiğine dair güzel bir yazı da yer alıyor. Mehmet Erken yazdı.

Ani gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz

Yedikıta tarih dergisi, Ekim 2015 tarihli 86. sayısında Ümit Burnu'ndaki Osmanlı mirasını merkeze alıyor.

Güney Afrika'da ilk Müslümanların, bölge İngilizler tarafından sömürgeleştirildikten sonra, bir başka sömürge ülkesi olan Hindistan'dan getirildiği biliniyor. Bölgede Osmanlı etkisinin başlangıcı ise 19. yüzyılda, bölge Müslümanlarının arasında doğan ihtilaftan ötürü Hilafet merkezinden yardım istemeleri ve Halife'nin kendilerine bir âlim göndermesi ile başlıyor. Ebubekir Efendi de bu vesile ile bu topraklara ayak basıyor ve izleri bugün dahi görülen, Güney Afrika'nın ve bölgenin en hürmet gören isimlerinden bir tanesi oluyor.

Dergide Ebubekir Efendi'ye dair mufassal bir yazının yanında esas konu, bu meşhur ismin yanında, unutulmuş bir "Efendi" olan Mahmud Fakih Emin Efendi. Yazı, akademik çalışmalarını Güney Afrika'da Cape Town Üniversitesi'nde sürdüren Halim Gençoğlu tarafından kaleme alınmış. Gençoğlu, Güney Afrika'daki İslam mirası üzerine çalışmaları ile biliniyor.

Dergide yer alan "Efendi"lerin hikayeleri, ufak adımların, samimiyetle atıldığında nasıl büyük dalgalara sebep olabileceğini gösteriyor. Ve tabi kıymete değer isimlerin nasıl da çarçabuk unutulabildiğini...

Ani gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz

Derginin dikkat çeken bir diğer yazısı, Veysel Sekmen tarafından kaleme alınan Ani Kalesi'nin fethine dair yazı. Güney Afrika'ya dair yazıları heyecan ve merakla okurken bu yazıyı Ani'den kalan hatıraları gözümün önüne alarak okudum. Bu nedenle şu iki nokta ilk etapta dikkatimi çekti: Birincisi, Ani, Ortaçağ'da Viyana ve İstanbul'dan sonra Hıristiyan dünyanın kıymet verdiği üçüncü büyük kale imiş. Diğeri ise, "ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz" sözü yanlışmış da bu sözün aslı "Ani gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz" imiş.

Ani, Anadolu'da Cuma namazının ilk kılındığı yer. Ben de bu bilgi ile bu büyük şehri ziyarete gitmiştim. Fakat bu bilgi ile meşhur mekanın manevi hazzından ziyade aklımda kalan şeyler yüksek duvarlar, büyük bir şehir, çok derin yamaçlar. Şehrin bitiminde, karşınızda Ermenistan toprakları, altınızda Ani Nehri, insanın başını döndüren bir uçurumun kenarında beklediğinizde Alparslan'ın ne kadar önemli bir şey yaptığını da anlıyorsunuz: "Bu Kale Nasıl Fethedilebilir!" Allah'ın yardımı ile pek tabi...

Dergide yer alan yazının, 4 sene önce bilgisizce yaptığım bir seyahatten hatırımda kalan dağınık görüntüleri mantıklı bir bütün haline getirdiğini söyleyebilirim. Bu vesile ile hem yazıyı hem de Ani'yi, mümkünse bahar mevsiminde ziyaret etmenizi tavsiye edebilirim. Yol üzerinde zaten Harakanî hazretlerine uğramadan geçemezsiniz.

Yedikıta, politik tartışmaların, güncel meselelerin dışında, tarihi rahat ve doyurucu bir dille okuyucuya aktarıyor. Bu sebeple tarih meraklıları tarafından düzenli takip edilmesi gereken bir dergi Yedikıta...

 

Mehmet Erken yazdı

Güncelleme Tarihi: 17 Ekim 2015, 22:38
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20