banner16

Ağustos 2018 dergilerine genel bir bakış-3

Cımga, Dil ve Edebiyat, Tahrir dergilerinin Ağustos 2018 sayıları hakkında Mustafa Uçurum yazdı.

Ağustos 2018 dergilerine genel bir bakış-3

Ne çok ihtiyacımız var edebe

Cımga dergisi 4. sayısını “edep” vurgusu ile çıkardı. Bir dosya konusu belirlenmemiş olsa da beş yazıda edep anlatılıyor. Edep hep edep. Her işin başı edep. Evveli, ahiri, kıyısı, köşesi edep. Başka söze ne hacet.

Beş yazıdan da paylaşım yaparak edebin söze nasıl düştüğünü görelim.

“Seküler toplum yapısı, bireyin ahlâk değerlerini de baltalamış, köküne kastetmiştir. Hatta “ahlâk”ı fazla köktendinci bulmuş onun yerine din ile bağlantısı olmayan yeni bir kelime aşılamaya çalışmıştır. Bunda da başarılı olduğunu söyleyebilirim. Evet, ‘etik’ kelimesini artık birçok ağızdan duyar olduk. ‘Ben, bu davranışı hiç de etik bulmadım.’ İslam toplumlarında davranışın şekli mutlaka bellidir. O hareket yapıldığında adam ahlâksız bile olsa yaptığı davranış ahlâka uygun olduğu için o şahıs da ahlâklı görülür. Ne de olsa insanın Edep Toplumuyuzdur Vesselam Mehmet Akbulut kalbini ve niyetini okuyamıyoruz. Bakın, bireysel anlamda şahsa ‘ahlâklı’  demiyorum. Edep kriterlerine uyduğu için öyle kabul ediliyor. Canım adam, edepsizin tekiymiş. Olabilir. Davranışın çıktığı, yansıdığı kaynak kim olursa olsun edeple örtüştüğünde ortada sorun yok.” 

Mehmet Akbulut 

“İnsanın, edep gereği, kendini bilmesinden daha ne üstün olabilir? Kim ki kendini bilir, ulu bir makam kazanır ve güzide kullar arasına girer. İstanbul’un Fatihi’nin hocalarından olan Akşemseddin Hazretleri’ni yetiştiren Hacı Bayram-ı Veli (ra) dememiş mi: ‘Sen seni bil, sen seni!’”

Hayati Yolcu

“Eğer dünyada yaptığımız her edepsiz davranışla kul hakkını çiğnemeye devam ediyorsak, öbür dünyadaki durumumuz vahim demektir. Çünkü telafisi olmayan bir kaybediştir bu! Mevla, cümlemizi özellikle ahret müflisi olmaktan korusun ve kurtarsın.”

Yaşar Koca

“Edebin en faziletlisinden başlayalım önce. Allah’a karşı olan edep gibi insanın edebi de vardır evin edebi de. Hayâ ve edep, öncelikle insanı yoktan var eden, onu hadsiz nimetlerle besleyen, her yerde hazır ve nazır olan, bütün kâinatı ve yarattığı her mahlûku denetleyen Cenab-ı Hakk’a karşı olmalıdır. Kişi, önce Cenab-ı Hak’tan, sonra da insanlardan utanmalıdır. Allahu Teâlâ’nın emirlerini yerine getirmek, nehiylerinden kaçınmak, ihsan derecesine ulaşmaktır edep.”

Şeyma Y.

“Edep yolu kıldan ince, kılıçtan keskindir. Ya kıldan ince yolda edeple; eğilmeden, bükülmeden, sapmadan yürüyecek ve menzile varacaksınız ya da edepten saparak kılıçla bin bir parçaya bölüneceksiniz. Siz edep ile hemhâl olun ki kıldan ince, kılıçtan keskin yollar ipekten bir okyanus olsun önünüzde. O vakit incinmez ayaklarınız da kalbiniz de... Vesselâm.”

Sevgi Yiğit

Toprak koksun ellerimiz

En sahih kokuların başında gelir toprak kokusu. İnsana kul olduğunu hatırlatan, aslını unutmamasını sağlayan bir koku. Yağmurdan sonra ya da taze sürülmüş bir toprak kokusu. Bereketin en içli kokusudur toprak.

Ali Bal’ın “Babamın Toprak Kokan Elleri” hikâyesini okurken düşündüm tüm bunları. Anadolu var hikâyede. Taşıyla, toprağıyla Anadolu’yu işlemiş satırlarına Ali Bal. Bereketin izini süren elleri nasırlı Anadolu insanının toprakla bütünleşen bedeni ve ruhu anlatılıyor hikâyede.

“Bu sene mahsul iyi, diyordu baba. Sabah erken gelmişlerdi tarlaya, iyi iş çıkarmışlardı oğluyla. Oğlunu iyi bir eğitim için şehre göndermişti baba. Mahsul oğlunun şansıydı aslında. Kimseye muhtaç olmadan, minnetsizce işimizi hallederiz oğlum, dedi. Muhannete muhtaç olmamak için çok çalışmalı, çok, diyordu. “Helalinden, helalinden ver, ya Rab!” diye dua üstüne dua ederken çay demlenmişti.”  

Erbaa yaprağı

Cımga dergisi, çıktığı yörenin sesi olacak çalışmalar vermeye devam ediyor. Yani yaşadığı topraklara yabancı değil Cımga.

Yunus Emre Bolat, Erbaa kültürü ile ilgili yazılarına bu sayı Erbaa Yöresi Bağcılık Kültürü ile devam ediyor. Adlandırmalar, bağ yaprağının özellikleri, bağcılıkta zaman ve dönemler gibi birçok konu var yazıda. Artık ünü Erbaa ve Tokat sınırlarını çoktan aşan, Erbaa’nın patentli ürünü bağ yaprağını daha yakından tanımak için Bolat’ın yazısı bir kaynak niteliğinde. 

İrfan mektebiydi kıraathaneler

Kıraathane kavramı tekrar gündemimize geldi. Aslında tabelalarda göstermelik olarak sürekli hayatımızın içinde olsa da kıraathaneler işlevsellik olarak eski ruhunu yakalayabilecek mi bekleyip göreceğiz ama kıraathane kültürü geçmişimizde önemli bir yeri olan damarlardandı.   

Dil ve Edebiyat dergisi 116. sayısında dergi kapağına da taşıdığı kıraathane konusuna Murat Ertaş’ın arşivlerle desteklediği nitelikli çalışması ile ışık tutuyor. Kahvehane, çay ocağı, gazino kavramlarının kısa açıklamasını yaparak kıraathaneye geliyor Ertaş. Kelime kökeninden tutun da işlevlerine kadar derinlemesine bir yazı bekliyor Dil ve Edebiyat okurlarını. Kıraathane kültürü, adabı, toplanma ayrılma vakitleri derken kıraathanelerin özellikle Anadolu kültüründeki yeri anlatılıyor yazıda.

“Anadolu’da kıraathanelerde beş vakit vardır, namaz vakitleri… Buluşmalar, okumalar, fasıllar, işler, güçler namaz vakitlerine göre tertip edilir.”

Genel bilgilerden sonra Ertaş, Erzurum’un bir zamanlar nadide mekânlarından olan Karasu Kıraathanesi’ni anlatıyor. Kavak Mahallesi’nde oyun oynanmayan ve Karasu Kütüphanesi olarak da anılan mekânı anlatılıyor. Müdavimleri ile emeği geçen emektarları ile örnek bir mekân olan Karasu Kıraathanesi umuyorum ki günümüzde de yeni örnekleri ile canlandırılır. Gençlerimizi “cafe” köşelerinden kurtarıp kıraathane iklimi ile tanıştırmaya başladığımız an iyi bir gelecekten bahsedebiliriz.

Suavi Kemal Yazgıç ile şiire, öyküye dair

Dil ve Edebiyat dergisinde Suavi Kemal Yazgıç ile bir söyleşi gerçekleştirmiş Zafer Acar. Kısa bir söyleşi. Yazmaya başlama serüveninden, dergilerden, öykülerden dem vurulan bir söyleşi bu. Kuşaklar ile ilgili soruya verdiği cevabı buraya almak istiyorum.

“Kuşaklar üzerinden bakmadım şiire. Şiirler üzerinden baktım. Hangi şairin hangi kuşaktan olduğundan ziyade okuduğum şiire odaklandım. Evet, belli bir perspektiften bakınca bu kuşak meselesi işlevli bir ayrım olabilir ama benim ilgimi çekmiyor. Hâlâ etkilenmek için şiir okuyorum. Okuduğum şiirin şairinin hangi kuşaktan olduğu da beni ilgilendirmiyor.” 

Dil ve Edebiyat’tan 2 şiir

Dokunsan yıkılacak duvarlar
selamsız sabahsız geçip giden ömrüm
Ben bu taşlar kadar kederli
Öfkeli ve üzgün kimseyi görmedim

İbrahim Gökburun

Adandığımız kadar aldandığımız
Dünya tuzağı değil dünya bir tuzak
İbrahim’i görsem diyeceğim de
Buradan söylüyorum, o da bir nasip
İnsan üç defa yalnız…

Mehmet Aycı

Evsizler şarkı söyler mi?

Bu sorunun cevabını kim verirse ona göre değişir cevap. Aslolan bir evsize sormak ama bunun cevabını bize Gülhan Tuba Çelik veriyor. Tahrir dergisinin 14. sayısında İbrahim Aslaner Gülhan Tuba Çelik ile bir söyleşi gerçekleştirmiş. Söyleşinin merkezinde Çelik’in Evsizler Şarkı Söyler kitabı olsa da öykülerin ve dergilerin kulağını çınlatan bir söyleşi var karşımızda. Sorular da bir öykücüden gelince ortaya öykü tadında bir söyleşi çıkmış.

Gülhan Tuba Çelik’in şiirle olan irtibatı onun öykülerinin üstüne şiir tozunu serpiyor. Şiir tadında öykü diyebileceğimiz ifade serbestliği var onun öykülerinde. Tezimi doğrulamak gibi bir amaçtan dolayı kurmuyorum bu cümleleri ama söylemekte fayda var; şairler iyi öykü yazar. Çünkü ellerinde hem şiirin hem de öykünün hazinesini taşıdıkları için zengin bir şölen çıkar ortaya.

Söyleşiden birkaç önemli kesiti paylaşmak istiyorum.

“Külli iradeyle nerelere götürülüp cüzi iradeyle nerelere kaçabiliyorsam oralar geçiyor yazdıklarımdan da.”

“Kalbi yüzlerine vuran herkesi çok seviyorum ben. İnsanları tarihi binalardan ya da mükemmel manzaralardan daha değerli buluyorum.”

“İnsanlarımı sokaklardan toplayıp içimde birikenlerle buluştururum. Yazdığım önce beni inandırıp ikna etmeli.”

“Tanıdığım en güzel insanları dergiler sayesinde tanıdım.”

Baştaki soruya dönecek olursak; evsizler şarkı söyler mi diye bir merakın içine düşenler için Gülhan Tuba Çelik’in kitabını tavsiye ediyorum. Okuyun, pişman olmayacaksınız.

Tahrir’de öyküler geçidi

Öykü yönü ağır dergilerden Tahrir. Dergide iki söyleşi yer alıyor; ikisi de öykücülerle yapılmış. Bir de şair/öykücü söyleşisi de derginin sayfaları arasında öykünün varlığını pekiştiriyor. On altı öykü var bu sayıda. Son yıllarda öykünün hissedilir bir yükselişi var. Her türlü edebî ortamda kabul görüyor öyküler ve öykücüler. Hatta şiir şölenleri gibi öykü okuma günlerinin düzenlenmesi bunun en somut göstergesi.   

Dergide Çehov öyküleri üzerine iki yazı da yer alıyor. Derginin öykü atölyesi de işlemeye devam ediyor.

Müzeyyen Çelik K.’nin öyküsüne değinmek istiyorum. “Etek” kısa bir öykü. Sembolist bir bakış açısıyla kurgulanmış, klâsik bir yaklaşımı var gibi görünse de yazarın anlatımındaki sıcaklık ve kıvraklıkla kendini okutturan bir öykü Etek.

“Benim annem upuzun bir etekti.” Cümlesiyle başlayan öyküde aslında bütün kartlar açılıyor. Bundan sonrası yazarın maharetine kalıyor. Genelde bu tarz öykülerde gizem sona saklanırken Müzeyyen Çelik K. daha ilk cümleden her şeyi paylaşıyor okuyucu ile. “Bir çocuğun gözünden annesi” diyebileceğimiz bu öykü hızlı geçen anlarını gözümüzde canlandırıyor. Anlatımdaki akış bunu sağlıyor. Arada uzayan mesafeyi kapatmak için adımlar yetmiyor. Çocuk etekten uzaklaşıyor bir rüzgâra kapılıp.

“Ziller çaldı sonra. Annem çıkışta beni almaya gelmişti. Elimi tutmak istedi. Vermedim. Yanında yürüdüm, sonra adım adım arkasında kaldım. Sabah yine olsun. Okul, öğretmenin sıcak kucağı yine olsun istedim. Annemle aramda git gide uzayan mesafeye baka baka annemin ardından yürüdüm.”  

Belgrad radyosunda Lili Marlen çalıyor

1940’lı yıllar, savaş, Belgrad radyosu, barut kokusu ve beş dakikalık ara. Herkes bilir ki radyoda Lili Marlen çalacak. Ahmet Kaya’nın şarkısına, Attila İlhan’ın şiirine konuk olan Lili Marlen.

Tahrir’in bu sayıdaki Müzik Kutusu bölümünün orkestra şefi Güven Adıgüzel. Lili Marlen üzerine bir yazı bu. Savaşın harareti arasında radyoda çalan ve bir milletin sesi olan şarkı. 

Sabahın sisi dağıldığında
Lambanın altında olacağım
Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen
Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen

Mustafa Uçurum


 

Güncelleme Tarihi: 11 Eylül 2018, 12:33
banner12
YORUM EKLE
banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6