Abdurrahman Arslan Umran'da!

Abdurrahman Arslan, ağırlıklı olarak İslam, modernlik, iktidar ve akıl konuları üzerine çalışıyor. Tabii bunun yanında modern dünyanın başat sorunlarıyla da uğraşıyor.

Abdurrahman Arslan Umran'da!

Umran dergisi Nisan ayında 176.sayısı ile okurla buluştu. Toplumun genelinde zihnen yaşanan kaos ve kirlenme, insanların kimliklerinde çözülme ve savrulmalara sebep olurken ve bunu da kendileri tasdik ederken bir taraftan da o kadar ciddi bir memnuniyetsizliği dillendirmediklerini gözlemliyoruz.  Çevrelerindeki kirlenmeye çok da ciddi bir rahatsızlık duymadan, sıradan, normal bir hayatmış ve kendileri de bu hayatı paylaşıyormuş gibi bakan bir toplum var Derginin kapak konusu bu kayıtsızlıktan hareketle Hz. Peygamberin örnekliğini vurgulamak amacıyla “Toplumsal Kirlenmeye Karşı Arınma Çağrısı” olarak belirlenmiş. Dosya dışında da yazılar yer alıyor dergide. Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili “Adam Gibi Adam” başlıklı bir anma yazısı yayımlanmış. Ancak yazının Umran adıyla yayımlanması dikkat çekici.Keşke belli bir adla yayımlansaydı bu yazı dedim yazıyı okurken.Belki dergi adına kaleme alınan bir yazı olduğu için böyle yayımlanmış olabilir. 

 

Dergide dikkatimi çeken diğer yazılar şöyle: Mustafa Erdoğan'la Anayasa tartışmaları bağlamında bir söyleşi gerçekleştirilmiş. Kültür Sanat sayfalarında Sırat-ı Müstakim odaklı bir söyleşi ve soruşturma yer alıyor. Atasoy Müftüoğlu Ramazan Dikmen odaklı bir yazı kaleme almış. Turgut Cansever'in mimari düşüncesine değinen bir yazı da yer alıyor dergide.Umran dergisinde dikkatimi çeken konulardan biri de Abdurrahman Arslan'la gerçekleştirilen söyleşi oldu. Dolayısıyla bu söyleşi ve Abdurrrahman Arslan üzerinde duracağım bu yazıda. 

 

Abdurrahman Arslan'ı Nasıl Tanıdım?

1947 yılında Van'da doğan; ilk, orta ve lise tahsilini aynı şehirde tamamlayan ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitiren Abdurrahman Arslan günümüz Müslüman düşüncesinin önemli isimlerinden biridir. Hatta ne zaman onun bu yönü aklıma gelse onu Nakıp El-Attas'la kıyaslayan bir yazı kaleme almak gelir içimden. Serüvenleri, kavramlara olan vukûfiyetleri, eleştirel düşünce biçimleri oldukça birbirine yakın bu iki ismin. Lakin bunu henüz başarabilmiş değilim.

Abdurrahman Arslan'ı Selam gazetesinden, Bilgi ve Hikmet, Bilgi ve Düşünce, Birikim, Umran, Haksöz Gelecek,İlim ve Sanat,Renkli,Bilge Adamlar,Özgün İrade,Köprü,Özgün Düşünce dergilerindeki yazılarından tanıyorum. Yüz yüze ilk karşılaştığımız yer Yöneliş Yayınları'nın bir iftarında oldu. En son Hamza Türkmen'in kitaplarının değerlendirildiği oturumunda dinleme imkanı buldum Arslan'ı.  Onun yazılarını okuduğumu gören bir arkadaşım Abdurrahman Arslan'ın az yazması noktasında onun yerine Ali Bulaç yazıyor demişti. Tabii bir espriydi bu. Ama gerçek yanı olan bir espri. Bir de her hafta sonu yapılan Beyan Yayınları toplantılarından tanıyorum onu… 



İslamcılılık: “İslâmi mesajın 'özgün' anlamının keşfi için yapılmış bir davettir”

Abdurrahman Arslan, ağırlıklı olarak İslam, modernlik, iktidar ve akıl konuları üzerine çalışıyor. Tabii bunun yanında modern dünyanın başat sorunlarıyla da uğraşıyor. Örneğin yayımlanan ilk kitabı Modern Dünyada Müslümanlar bu sorunları analitik düzeyde ele aldığı yazılarından oluşur. Yirminci yüzyılın sonu, modernist düşünceye yöneltilen eleştirilerin yoğunluk kazandığı bir dönem oldu. İslâmcılık, bu eleştirilerin belki de temelli olanlarını ortaya koymaya çalıştı. Bunun yanında etkilenmeler ede oldu kuşkusuz. Söz konusu eleştirilerin gündeme getirdiği, İslâmcı düşüncenin, entelektüel ve siyasi kökleriyle ilgili değişiklikler doğurmaya aday tartışmalar, Abdurrahman Arslan'ın yazılarının çıkış noktası.

 

Modern dünyanın yaşadığı kırılma ve dönüşüm, Müslümanları da bir yol ayrımına getiriyor. Müslümanlar, ya modernitenin öngördüğü süreçlere katılarak ona yeni bir 'ruh' verecekler ya da kendi teorik temellerine yaslanarak öncelikle bir hayat tarzı olarak kendini görünür kılmanın ve korumanın imkân ve çıkış yollarını arayacaklar. Modern Dünyada Müslümanlar kitabında yer alan yazıların ortak meselesi, Müslümanların modernite ile düşünce/hayat düzleminde kurdukları ilişki. Arslan'a göre İslâmcılık, modernitenin getirdiği tehdide bir cevap olduğu kadar, İslâmi mesajın 'özgün' anlamının keşfi için yapılmış bir davet aynı zamanda. Müslümanın modern dünyaya 'muhalif' olmak şeklinde başlayan çabası, bugün modern dünya içinde kendisi için bir anlam arayışına dönüşmüş durumda. Arslan'ın yazıları, Müslümanların modernite ile kurdukları 'zorunlu' ve 'sorunlu' diyaloga ışık tutuyor. Tabii bu kitabı okurken aklım sık sık İletişim Yayınları'na da gidip gelmişti.Neden camianın bir yayınevinden çıkmadı bu kitap, diye hayıflandığımı da itiraf etmem gerekiyor. Abdurrahman Arslan tek örnek değil bu noktada. Başka örnekler de var. 

 

Modernizm ve Onun Bedeni Baskıcıdır

Diğer yandan her zaman totaliter ve baskıcı doğası ile öne çıkan Modernizm ve onun bedeni ulus devlete ilişkin olarak da yetkin analizler yapar Arslan: “Din, hakikatin kaynağında tanrının olduğunu söyler. Modernizm ise tanrıyı dışlayarak bir hakikat tanımı yapar. Onun hakikati pozitivizmdir, akılcılıktır. bu yüzden modernizm tanrının olmadığı bir sosyal hayat kurdu. Bu seküler hayatta tanrı müdahale etmiyor. Oysa dindar insan için tanrı hayata ve insana her an müdahale eden bir varlıktır. Tanrı insanlara dinle müdahale eder. Tanrı ihmal edilerek bir toplumsal hayat kurulamaz. Biz, hakikati olmayan bir dünyanın ürettiği değerleri ve hayat tarzını da benimseyemeyiz.” Kuşkusuz şimdi klasik modernizmin  ilkelerinin yıprandığı postmodern bir  dünyada yaşıyoruz. Ama bu ikisi birbirinden sanıldığı kadar da bağımsız değil. Her iki kültüre bireylerin gerçekleri egemen.Bundan dolayı hâkim kültürünün özelliği, her şeyin içini boşaltmaktır. 

 

Müslümanlar Gerçekçi Olmamalıdır

İşte bu minvaldeki görüşlerini Umran dergisinin son sayısında kendisiyle yapılan söyleşide de dile getiriyor Abdurrahman Arslan. Allah'ın birliğine, tevhide inanmanın kaçınılmaz izdüşümü olan hayatın birliği, Müslümanların modernite ile karşılaşması neticesinde açıktan saldırıya uğramıştır. Modern dünya ile karşılaşmanın neticesinde meydana gelen neticelerin maddi ve entelektüel ağırlığı altında yaşamak durumunda kalan Müslümanların sağlıklı bir arınmayı gerçekleştirebilmelerinin nasıl mümkün kılınacağını da ortaya koymuş bu söyleşide Arslan: “zihinle ilgili bir kirlenmişlikten bahsediyorsak, unutmamak lazım ki biz aynı zamanda bir yerden kalkarak, bir kabulden hareket ederek bu tesbiti yapıyoruz demektir. Yani zihin, kendine referansta bulunarak hem kirlendiğini tesbit edecek, hem de bu kirliliğin temizlenmesi gerektiğini hükme bağlayacaktır. Bu mümkün olmaz. Referansta bulunduğunuz bir şey var ki - ve tabii ki bunun da sizin dışınızdaki bir referans kaynağı olduğu açıktır - biz bir şeylerin kirlendiğinden bahsedebiliyoruz. Çünkü zihinle ilgili bir kirlilikten bahsedebilmemiz için, sabit ve “dışsal” olan bir referanstan hareket etmemiz gerekir. Yani bu mevzuyu konuşurken, siz de, ben de İslâm'ı referans alarak Müslüman'daki kirlilikten en azından amentü düzeyinde uygun olmama hallerini zihni bir kirlenmenin neticesi olarak algılıyoruz, anlıyoruz.” Müslüman'ın idrakini Müslüman'ca nasıl kurabiliriz meselesine odaklanmamız gerektiğini ifade eden Arslan Müslümanların gerçekçi olmaların en büyük sorun olduğunu düşünmektedir: “müslümanların hızla bir nefis tezkiyesinden geçmeleri gerektiğini düşünüyorum. Nefislerini terbiye etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü onların nefisleri günümüzün bu beden merkezli dünyasında, kültüründe büyük oranda kirlenmiştir artık. Müslüman eğer nefsini temizleyemezse, zihnini asla Müslüman'ca kuramaz.” Böyle yaparsak “ Müslümanlar günümüz kapitalist ilişkilerinin dünyasında kârın maksimizasyonunu meşrulaştırmak üzere ihtiyaç duydukları fetvalar için hocaların kapılarını aşındırmamış olurlar” diyor Abdurrahman Arslan. 

 

Birinci kitabından sonraki iki kitabını bulup okuyamamış oluşuma hayıflanıyorum bu düşünceleri okuyup düşündüğümde. Dördüncü kitabının çıkışına kadar bu iki kitabını bulmayı ümit ediyorum. Bunun için fazla vaktimin olmadığını da biliyorum.

 

Abdurrahman Arslan'ın Müslümanlar cihetinden hayırlara vesile olacak düşüncelerinin istikamet üzere, devamını diliyorum.

 

Ahmet Yasin Sezer yazdı

Yayın Tarihi: 22 Nisan 2009 Çarşamba 09:50 Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2011, 22:57
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
murat çalmık
murat çalmık - 12 yıl Önce

hocamızın çabalarını destekliyoruz Allah kendisinden razı olsun.

banner26