Çocuklardaki merak duygusunu nasıl destekleyebiliriz?

"Çocukta, uçurtmayla göğe çıkmaya gayret;

Karıncaya göz atsa 'niçin, nasıl?' ve hayret."

Dizeleriyle Necip Fazıl Kısakürek çocuklardaki merak ve hayret duygularını ne de güzel ifade ediyor. Sahi çocuk için bu dünya, gizemlerle dolu bir yolculuk değil midir? Bir çocuk, kendi hikâyesini yazarken ve hayatı anlamlandırırken fıtratına yerleştirilmiş olan merak duygusundan büyük destek alıyor. Her yeni gördüğü şeydeki bilinmezlik, onu hayret ve merak duyguları ile başbaşa bırakabiliyor. Ve hayranlığın eşlik ettiği bu bulmacayı çözmek için bitmek tükenmek bilmeyen sorular yumağının içinde buluyor kendini. Sonrasında “neden ve niçin”ler bir matruşka gibi hep iç içe devam edip gidiyor. Sanki çocuğun var olma sürecindeki maceraları, onun soru sormasıyla başlıyor.

Hz. Mevlana, dizelerinde "Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” derken insanın içindeki bu merak ve hayret duygusunu kaybetmeden diri ve uyanık kalmasını kastediyor olmalı. Şayet hayret ve merak etmiyorsan içindeki çocuğu kaybediyorsun demektir. Öğrenilmiş tekrarlar içinde, dünün kalıbıyla yaşamaya başlamışsın anlamına geliyor. Oysa değişen ve dönüşen dünyada kişilerin ve toplumların terakkisi 'neden?', 'niçin?' ve 'nasıl?' sorularının ön planda tutulduğu, keşfe kapı aralayan  bir merakla ancak mümkün görünüyor. Merak duygusu ölen bir insanın nasıl ki hayatla bağı kopuyorsa, merak duygusunu kaybetmiş bir toplumun da içinde yaşadığı çağla irtibatı kesilecektir.

İnsanlık tarihinde bilimden teknolojiye, sanattan eğitime neredeyse bütün keşifler ve bütün buluşlar merak sayesinde ortaya çıkmıştır. İnsanoğlu, içinde var olan merakı sayesinde, yuvarlanan taşı inovatif bir bilgiye dönüştürerek tekerleği bulmuş diyebiliriz. Sadece insanoğlu değil, diğer canlı türleri de hayattaki canlılıklarını merak duygusu ile sürdürüyorlar. Fakat insan, merakla öğrendiği bilgisini transfer ederek kullandığı için bitmek tükenmek bilmeyen icatlar ortaya çıkarıyor. Merak ettiğimiz kadar öğreniyoruz, gelişiyoruz. Yine merak ettiğimiz kadar mutlu olup hayata tutunuyoruz. Peki bu kadar 'merak' dedikten sonra  çocuklarımızda doğuştan var olan fakat zamanla biz yetişkinlerin törpülediği bu merak duygusunu onlara zarar vermeden nasıl geliştirebiliriz? Biz de bu konuyu merak edenler için böyle bir yazı kaleme aldık

Merak, 'bilme isteği' olarak tanımlanıyor. Bu bilmeye duyulan açlık sebebiyle merak için 'ilmin hocası' denmiştir. Öğrenme üzerinde zeka ve çok çalışmak kadar etkili olan bir diğer etkense meraktır. Merak, kalıcı öğrenmede kolaylaştırıcı rolü olan duyguların başında gelir ki bu nedenle 'Öğrencilerin merakı nasıl yeşertilir?' sorusu eğitimcilerin zihnini meşgul eden bir konu olmuştur. Çocuklar merak ettikleri konuyu en iyi şekilde öğrenirler. Merak, yaratıcı performansa katkıda bulunan motive edici bir güçtür. Eğer ki bizler, küçük mucitler yetiştirmek istiyorsak  çocuğun keşif duygusunu ve öğrenme isteğini teşvik eden merak duygusunu merkeze almamız gerekir. Zira, merak duygusuyla öğrenilen konu daha uzun süre hafızada kalıyor. Bizde genelde 'Merak kediyi öldürür' derler. Oysa merak, ancak cehaleti öldürür, diyebiliriz.

Bir bitkinin büyümesi için nasıl beslenmesi gerekiyorsa tıpkı bunun gibi merakın da beslenmesi gerekir. Merak, bir nevi zihinde oluşan anlam boşluklarını doldurmaktır. Bu noktada diyebiliriz ki hiçbir bilgimiz olmayan ve hatta varlığından haberdar olmadığımız bir konuya merak duymayız. Fakat küçük de olsa bir bilgi kırıntısı, bizim o alana ilgi duymamızı sağlar. Ve beynimiz, öğrendiğinin üzerine gördüğü veya duyduğu şeylerle ilintili olarak merak duygusunu doyurmaya çalışır. Burada merak bildiklerimizi temel alarak ilerler. Çocuklar yapıları gereği çok soru sorarlar. Soru, bir merak belirtisidir. Çocuğumuzun merak duygusunun körelmemesi için onların sorularına yaş ve gelişimlerine uygun cevaplar vermemiz gerekir. Yine bilgiden önce ilgi uyandırmak merakı celbeder. Bir şeyi bilinenin dışında nasıl yapabiliriz? sorusuna aranan cevap, çocuklarda merak ve ilgi uyandıracaktır. 'Ne', 'neden',  'niçin',  'nasıl' şeklinde onun düşünmesini sağlayacağımız açık uçlu sorular sorabiliriz. Sokrates sürekli soru sorarak insanların yanlış düşüncelerini değiştirmeye ve dönüştürmeye çalışıyordu. Bizler de çocuklara herhangi bir konuda tahminler yaptırarak düşünme egzersizleri yaptırabiliriz. Kişi kendi tahmin ettiği sorunun cevabını merak eder. Merak etmenin kökeninde düşünme vardır. Düşünen insan, anlama arzusu ile merak eder, merak eden de soru sorar.

Merak, gözlemle el ele gider. Günlük hayatta ev, okul ve oyun ortamları çocuğun laboratuvarı gibidir. Çocuklar, etraflarını merakla izlemeye başladıkları andan itibaren farklı uyaranların olduğu ortamlarla haşır neşir olmaları onların merak duygularını ateşleyecektir. İçlerine atılan ilgi tohumları onların içten bir merak duygusu geliştirmelerini sağlayacaktır. Çünkü çocuklar daha çok etkileşim içinde bulundukları, sürekli gördükleri, ilgi duydukları fakat tam olarak algılayamadıkları konuları merak ederler. Onların kendi yeteneklerini keşfedecekleri bilim, sanat ve eğitim atölyeleri bu konuda işe yarayacaktır. Çocuklara proje bazlı çalışma şartları sağlayarak ilgi ve yatkınlıklarına göre projeler geliştirip deneme yanılmalarına izin vermek, onları meraklı birer mucit hâline getirecektir. Yine onların dikkatlerini çekecek fen bilimleri deneylerini gözlemleyecekleri veya yapacakları ortamlar bu konuda etkili olacaktır. Çocukların hayatı doğal yollardan gözlemleyebilecekleri doğa gezileri onların hayretlerini ve meraklarını artıracaktır. Doğada gördükleri bilgiyi transfer edip harmanlayarak yenilikçi (inovatif) fikirlere yelken açabilirler. Onların yapacağı gezi, gözlem ve araştırmalar meraklarını artıracaktır. Bu ise onlara tetkik ve tahkikin kapısını açarak onları bilmeye götürecektir.

İnsan, kelimelerle ve kavramlarla düşünür. Kelime sayısı arttıkça kavrama ve sorgulama da artacaktır. Sözcük sayısının artması için çocuklarımızın kitap okuması faydalı olacaktır. Çocuk edebiyatında çocuğun merak duygusunu kışkırtan güzel eserler mevcuttur. Çocuklarda var olan bilişsel şemalar ne kadar fazla ise aldıkları yeni bilgileri yorumlayıp üzerine yenilikçi fikirler katarak düşünmeleri o kadar kolaylaşır. Tahayyül ve tasavvur kabiliyetleri artar. Okul öncesi dönemde çocuklarımıza masal anlatırken masalı bir yerde kesip 'Sonrasında ne olmuştur?' diyerek hayal etmelerini sağlayabiliriz. Yine bu dönemde aile büyükleri ile birlikte yapılan görsel okumalar, çocuğun zihninde kavram oluşturmada ve düş gücünü geliştirmede fayda sağlayacaktır. Merakın gelişmesi, yeşermesi için öğrencilerin bilmediklerinin farkında olmalarını sağlamak işe yarayacaktır. Bu konuda ailecek belgesel izlemek ayrıca kütüphane ve müzeleri gezmek, çocukların farkındalıklarını besleyerek merakı geçici bir heves olmaktan çıkaracaktır.

Birçok aile çocuklarının zekası kadar yaratıcılık yönlerinin de gelişmesini isterler. Bu konuda takınılıcak olumlu ebeveyn tutumu ise önemli duruyor. Aşırı korumacı anne baba tutumunda aile, çocuğun yerine devrede olduğu için onun yeni şeyler denemesini ve keşfetmesini engeller. Bu konuda çocuğun yapabileceği alanlarda sorumluluklar vererek onu cesaretlendirmek onun girişimciliğini destekleyecektir. Eğer çocuğa belirli sınırlar dahilinde yeteri kadar deneyimleme fırsatı verilmezse çocuk merakını giderip keşfedemez. Bir çocuk deneyerek ve zorlanarak bir beceri öğrendiğinde onu coşku ile tebrik eden bir aile, onun bu yönünü takdir etmiş olacaktır. Takdir ve onay cümleleri çocukları teşvik edecektir. Çocuğumuzun gözleri parlayarak gelip bizimle paylaştığı herhangi bir konuya karşı onu ilgiyle dinleyip  heyecanını destekler tutum sergilememiz ilgilendiği konuya karşı ilgi ve merakını daha da artıracaktır. Çocuğun keşfini, yaramazlık olarak gören ebeveynler çocuğun merak duygusunu köreltir. Yine otoriter tutum ağırlıklı bir aile ortamında çocuk çok fazla soru sormaz. Yanlış konuşmaktan, eleştirilmekten veya susturulma korkusu ile kendini ifade edemez. Merakın en büyük düşmanı ise korkudur. Çocuklar yeni şeyler keşfetmek için kendilerini rahat hissettikleri ortama ihtiyaç duyarlar. Bu konuda oyun ve oyuncaklardan da faydalanılması onların daha çok ilgisini çekecektir. Ebeveyler olarak onların kendi oyuncaklarını kendilerinin yapmasına rehberlik yapabiliriz.

Albert Einstein; "Hiçbir özel yeteneğim yok, yalnızca merak tutkusu olan bir insanım."diyerek bizlere çağlara damga vuran bir insan yetiştirmedeki merak duygusunun önemini gösteriyor. İçindeki merak duygusunu yitirmeden hayretini iyi ve güzel adına gayrete dönüştüren çocuklar yetiştirebilmek duasıyla...

Asuman DÜZGÜN

Eğitimci

YORUM EKLE

banner26