Çizgi sanatıyla mâna âleminde seyir ve seyahat

Ömer Lekesiz “Çizgi Sanatında Dil ve Mesaj” kitabında; zor bir konuyu, en azından bana zor gelen bir konuyu inceliyor. Hasan Aycın Çizgilerinden Örneklerle Çizgi Sanatında Dil ve Mesaj, çizgi sanatını, resim sanatını, imgelemeyi, sembolizmi aynı anda anlatan ve piyasa kitaplarından çok farklı saiklerle yazılmış bir eser.

Yazar, çizgiyi resmin temeli olarak gördüğü satırlarda çizginin tarihsel gelişimini anlatıyor. On altıncı, on yedinci ve on sekizinci yüzyıllardaki değişim, gelişim, bakış açısı ve kullanım şekli çizginin karakterini gösteriyor. Lekesiz, on altıncı yüzyılda çizginin resim içinde belirleyiciliğinin keskin olduğunu, on yedinci yüzyılda gölgelemeyle beraber hareket ettiğini, on sekizinci yüzyılda ise renklerde gizli kalmaktan kurtulamadığını belirterek çizginin resim sanatından ayrılan noktalarını maddeler halinde sıralar. Sonra da bu maddeleri teker teker izah eder.

Birinci maddede tüm alanlarda karşılaştığımız ve benzer şekilde ifade edilip bizleri şaşırtmayan siyah beyaz kıyası belki de ilk yapılması gereken yerde yani resim üzerinde yapılıyor. Beyazın simgelediği temizlik, arılık ve "istikrarlı lekesizlik” siyahta anlatılanların tam tersi olarak anlaşılabilir. Yalnız siyah, kendine ait asaletiyle kitapta geçtiği biçimiyle "tınısız"dır. Yazar, bu iki rengin karışımıyla oluşturulan griyi ise siyaha daha yakın görmektedir. İkinci maddede ise çizginin belirlilik ülküsü açıklanıyor. Zaman içinde değişen üsluplar sanatçılardan verilen örneklerle anlatılmış. Belki de hepimizin en çok ilgisini çeken madde çizgi ile mesajın birlikteliğidir. Burada yine tarihsel süreç ve mevcut eğilimlerden bahsedilmektedir. Zamanın getirdiği yeni şartlara uygun olarak çizgi-mesaj birlikteliğinin özellikle haberleşme alanında epey değişikliğe uğradığını görüyoruz.

Yazar, karikatür konusuna geçiş yaptığı bölümde çizgi sanatı içinde yer alan bu üretimin aşamalarını anlatıyor. Birbirinden ayırmanın imkânsız olduğu ikili yeni bir ifade tekniği olarak kendini gösterir. Abartılı hatlar, zaman zaman mizahi fakat sonunda yine aslına benzeyen bir ürün çıkar ortaya. Elbette karikatür de günümüze gelene kadar çeşitli aşamalardan geçmiş ve başka başka nitelikler kazanmıştır.

Meselenin bir biçimde İslâm’a ve İslâm’ın çizgiye ve dolayısıyla resme bakışına geleceği verilen mesaj da dikkate alınarak beklenen bir şeydir. Lekesiz, bu kısma ucundan kıyısından hat sanatı vasıtasıyla değiniyor. Değinirken de Arapça ve bu dilin tarihçesini, özelliklerini ve daha önemlisi İslâm’la beraber geçirdiği evrimi anlatıyor. Konuyu buradan alıp hat sanatının özelliklerine getiriyor ve çizgi sanatı ile hat sanatının farklarını vurguluyor. İslâm konusu kitabın ilerleyen satırlarında çok daha fazla karşımıza çıkacak, Hasan Aycın’ın çizgileri İslâm üzerinden bol bol analiz edilecektir.

En derin konulardan biri de dil konusu. Diğer konularda olduğu gibi dilin de tarihine iniliyor ve Hz. Ȃdem’e kadar gidiliyor. Bu arada insanlık tarihinin dil ile başarılar elde ettiği, bu başarıları dil ile nesilden nesile aktardığı ifade ediliyor. Yazar, ayetlerden destekle dil hususunda anlatmak istediklerini güçlendiriyor. Dilin farklı kılınmış olması yani tek olmaması ya da sonradan bölünmüş olmaması diğer ayrıntılar olarak dikkat çekiyor.

Hasan Aycın’a ve onun çizgilerinden verilen örneklere ayrılan bölümlerde sanatçı hakkında kısa bilgiler yer alıyor. Sonrasında ise onun çizgilerine, ifadelerine ve bunların ifade ettiği anlamlara geçiliyor. Aycın'ın farklı imgelerle farklı bir dil kullandığını görüyoruz. Birtakım örneklerle de konu izah ediliyor. Hasan Aycın’ın kullandığı dil ve semboller heyecan verici. Sanki yeni bir dil, yeni kelimeler öğreniyorsunuz. Lekesiz’in çizgilerden verdiği örnekler iyice incelenirse ilk akla gelen anlamların çok dışında anlamlara ulaşabileceği görülecektir. Ayrıca başta şiir olmak üzere edebiyatın diğer dallarında okuyucuların çıkardığı anlam ne kadar fazlaysa eser o kadar değerlidir. Karikatürde ya da çizgi sanatında da bu düşünceyi tatbik edebiliriz. Bu bakımdan gerek Hasan Aycın’ın gerekse de başka sanatçıların çizgileriyle insan beyni bir anlam arayışına giriyor ve kurgularla, hayallerle bazen de beslendiği kültürle farklı farklı anlamlar çıkarabiliyor. Elbette ki sanatçının istediği ya da umduğu şey çizgilerinin kendi işaret ettiği anlamları bulmasıdır. Hatta sanatçı, muhataplarının en kısa yoldan anlatılmak istenileni anlamasını ister.

Ancak Ömer Lekesiz, sembolleri anlama ve onları çözme hususunun o kadar da kolay olmadığını gösteriyor. Verdiği örnekte öyle kriterlere göre anlamlar çıkarıyor ki sıradan bir vatandaşın bunları eğer özel bir eğitim almadıysa çözmesi mümkün değil. Kitabın bu kısmı ilgi ve merakla okunsa da ümitleri kıracak düzeyde ciddi bilgilere işaret ediyor. Bu nedenle bir esere çizgidir ya da karikatürdür deyip geçmemek gerekiyor. Barındırdığı anlamlar tam manasıyla anlaşılabilirse bir kitap gibi pekâlâ aynı uzunlukta ve belki daha uzun bir yazı, çizgi eserleri için de kaleme alınabilir.

Yazar, Hasan Aycın’ın çizgileri üzerinden dünyayı, yaratılışı anlamlandırmaya, simgeler üzerinden de özellikle ayetlerle izaha girişiyor. Simgeleri anlattığı bölümde su, gül, kalem, ay, yıldız ve kuş simgesinin ne ifade ettiği, Kur’an-ı Kerim’deki yeri anlatılıyor. Bu simgelerin İslâmî yönleri ve esasında simgelere hayat verenin İslâm olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Gülün Peygamber Efendimiz’den ayrı düşünülmesi onu hem edebiyatta hem de çizgide eksik bırakacaktır.

Şule Yayınları’ndan çıkan Hasan Aycın Çizgilerinden Örneklerle Çizgi Sanatında Dil ve Mesaj kitabı, bakmakla görmek arasındaki farkı ortaya kayan ve adı üzerinde çizgilerin de bir dilinin olduğunu anlatan öğretici ve en ilgisiz kişilerin dahi okurken zevk duyacağı güzel bir eser.

YORUM EKLE

banner19

banner26