Çingeneler Edebiyata Girince

Çingeneler Edebiyata Girince, ismiyle bile dikkatleri çeken bir kitap. Bunun yerine "Romanlar Edebiyata Girince" olsaydı daha mı iyi olurdu demeden edemiyor insan. Fakat "Çingene" ifadesi kullanılmışsa demek ki başka bir anlamı var diye düşündürüyor. Sayfaları çevirdikçe görüyoruz ki hayır, başka bir anlamı yok. Bu kitap düpedüz, bizzat ve alenen Romanlardan bahsediyor. Üstelik Romanlara Çingene demeyi uygun gördüğünü belirterek...

Şerife Çağın ve Özlem Nemutlu tarafından hazırlanan kitap, okurlarına kendilerine has yaşam tarzlarıyla yaşama sıkı sıkıya bağlı Çingeneler hakkında bilindik-bilinmedik birçok bilgiyi sunuyor. Uzun bir girişle ise neyin hedeflendiği, neden Roman değil de Çingene denildiği ve makalelerin neleri anlattığı izah ediliyor. İlk makalede Sabahattin Çağın'ın gözlemleri ve anıları yer alıyor. Ne kadar içinde olunsa da Çingenelerin dış müdahalelere kapalı bir yaşam sürdüğünü tekrar hatırlıyoruz. Baskılara boyun eğmeyen, bildikleri yoldan şaşmayan, homojen yapılarını koruyan ve belki de varlıklarını ancak bu şekilde devam ettirebilen bir gruptan bahsediliyor. Küçükken bize de hatırlatılan kışın bile çıplak ayakla dolaşabilen çocuklar ve bir Çingene tarafından kaçırılma korkusu bu satırlarda da var. Bu içiçeliğe rağmen anlatım yine dışarıdan. Sanki başka bir milletten bahsediliyormuşçasına yaşam şekilleri, alışkanlıkları ve sıra dışı yetenekleri bizleri şaşırtmaya devam ediyor.

Müzik kültürlerinin küçük yaşta geliştiği, aralarından bir müzik aletini dünyanın en iyi çalan kişilerin çıkıyor olması; takdir edilesi olmaya devam ediyor. Çünkü biliriz ki Çingeneler, varlıktan değil yokluktan beslenirler. Azla mutlu olmasını bilir, çokla kendilerini bozmazlar. Günlük yaşayıp eldekiyle yetinirler. Sayfaları çevirdikçe zaten bildiğimiz bu konuları yeniden ve örneklerle hatırlıyoruz. Fakat Çingeneler Edebiyata Girince kitabı, akademik bir kitap. Yani soran, araştıran ve cevap veren makalelerle hazırlanmış; konu itibarıyla da az bulunur bir kitap. Bu yönüyle epey bilmediğimiz ayrıntıya da yer verilmiş oluyor. Makaleler ilerledikçe Çingenelerin kökeni, nereden çıktıkları, Çingene adı, Çingene dili gibi meseleler tartışılıyor. Buralarda çok önemli teknik bilgiler bulunuyor. Bu bilgiler tam olarak sahaya uygun mudur bilemiyorum. Çiçek satan bir vatandaş, bunların ne kadarını biliyor ve ne kadarını kabul ediyor orası ayrı bir konu.

Kitapta, Çingenelerin edebiyattaki yeri son derece detaylı bir biçimde incelenmiş. Her biri özel çalışmanın ve araştırmanın ürünü olan veriler ve örnekler konuyu tam manasıyla anlamamıza ve konuya ilgi duymamıza yardımcı oluyor. Türk edebiyatında daha çok aşağılanan, hor görülen ve biraz da dışlanan Çingeneler, birçok eserde yerlerini almış ancak başrol seviyesinde değil. Daha çok yardımcı ya da üzerlerinden mesaj verilen karakterler olarak kullanılmışlar ve karakter çeşitliliğini sağlamışlardır. Baştan belirtmeliyim ki edebiyatçılar Çingenlere acımamışlar, onlara merhametin zerresini göstermemişlerdir. Toplumca sürekli tepeden bakılan bu insanlara, edebiyatçılar da öyle bakmıştır.

Edebiyatımızda Çingene karakterlere yer verme Ahmet Mithat Efendi ile başlamıştır. Diğer yazarlar da onun izinden giderek daha çok onun bakış açısına uygun olarak eserlerinde Çingenelere yer vermişler ve onun olumsuz bakış açısını korumuşlardır. Hüseyin Rahmi, Halide Edip, Sabahattin Ali, Refik Halit ve Halikarnas Balıkçısı gibi isimler de eserlerinde Çingene karakterleri kullanmış ve Anadolu’nun zengin kültürünü arka mahallelere kadar göstermeye çaba göstermişlerdir. Sait Faik de bu isimlerden biridir ama o, Çingenelere karşı daha ılımlı bir yaklaşım içinde olmuştur. Sait Faik’te imalar olsa da daha olumlu mesajların verildiği örneklere denk geliyoruz.

Roman ve hikâyelerde Çingenelerin oturduğu mahalleler anlatılırken genel olarak belediye hizmetlerinden payını alamayan, geri kalmış ve merkezin dışındaki yerler tarif edilir. Sosyolojik bir olgu olarak yaşanan göçler sonucunda bu mahallelere yerleşen Anadolulu ile bir çatışma hâli de söz konusu olmuştur. Hatta Çingenelerin azınlığa düşüp istenmeyen kişiler hâline geldikleri görülmüştür. Bu toplumsal gerçeklikler, romanlara ve hikâyelere de yansımıştır. Hüseyin Rahmi’nin İffet’inde, Refik Halit’in Sarı Bal’ında, Metin Kaçan’ın Ağır Roman’ında ve daha birçok ismin birçok eserinde sadece karakter analizi yapılmamış, Çingenelerin yaşadıkları mahalleler, evler, komşuluk ilişkileri, meslekleri, yetenekleri, düşkünlükleri, kavgaları, ekonomik durumları, toplumca hakir görülüşleri resmedilmiştir. Fakat asıl önemlisi bir Çingene mahallesi algısıdır. Genellikle yokluk ve yoksulluk içinde bulunan bu mahalleler, geleneksel Türk ve Osmanlı mahallesi biçiminde oluşturulmamıştır. Yani bir camiden, çeşmeden, mezarlıktan çoğu zaman mahrumdurlar. Eserlerin yazıldığı dönem de çok büyük önem arz etmektedir. Şimdilerde kentsel dönüşüm dolayısıyla yok olan yerler, eski eserlerde geçmekte ancak bir anı olarak hatıraları süslemektedir. Belki ilerleyen zamanlarda bu okunanlar, birer masal gibi gelecektir.

Çingenelerin mahalle bazlı olarak yaşam biçimini somut biçimde Zehra Hamarat’ın makalesinden okuyoruz. Burada “Çingene” denildiğinde ilk akla gelen mekân olan Sulukule anlatılıyor. Sulukule’nin tarihi, burada yaşayanların durumu ve özellikle toplumun genelinden ayrıştıkları noktalar anlatılmıştır. Kitabın genelinde anlatılan ve edebi eserler vasıtasıyla aktarılan birçok bilginin ve kurgunun müşahhas örnekleri, bu makalede yer almaktadır. Sulukule’nin eski hâli, sosyolojinin esaslı konularından biri olduğu gibi son yani dönüşmüş ve topluma entegre edilmiş hâli de sosyolojinin konusudur. Bu değişimin muhakkak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Çingenelerin geçim kaynakları konusu aynı zamanda yaşam biçimlerini anlatması bakımından değerli.  Müzisyenlik, ayı oynatıcılığı, ayakkabı boyacılığı vs. benzer birçok alanda çalışan Çingenelerin bu faaliyetleri meşru kazanç yolları başlığı altında incelenmiştir. Bir de tekinsiz yollarla elde edilen kazançlara göz atılmış, bunlara örnek olarak cellâtlık ve hırsızlık gibi örnekler verilmiştir.

Dergâh Yayınları’ndan çıkan ve Çingeneleri tüm yönleriyle ele alan Çingeneler Edebiyata Girince, konusu ve bu değişik konu üzerine yazılmış makaleleriyle önemli bilgiler veren güzel bir kaynak.

YORUM EKLE

banner26