Çernobil, neden iyi bir dizi?

26 Nisan 1986 yılında yaşanan Çernobil faciasını konu edinen mini dizi Çernobil, birçok platformda yılın en iyi dizisi olarak ilan edildi. HBO yapımı dizi, önemli tarihi bir hadiseyi oldukça gerçekçi bir şekilde ve olayın arka planını da yorumlayıp sunarak bu övgüleri fazlası ile hak ediyor. Ne var ki dizinin İngiliz-Amerika ortak yapımı ve diziye konu ülkenin Sovyet Rusya olması, acaba dizide olaylara objektif bakıldı mı, sorusunu da akla getiriyor.

Mizansen ve oyunculuktaki başarı

Çernobil dizisini tüm zamanların en iyi dizileri arasına koyan unsur, dizinin mizansen başarısı. Dönemi ve patlamanın gerçekleştiği 4. reaktörü, gerçeğine birebir sadık kalarak sahneleyen ekip, iyi oyuncularla da anlatı gerçekliğini arttırıyor. Valery Legasov’u canlandıran Jared Harris, Baris Shcherbina’yı canlandıran Stellan Skarsgard ve Anatoly Dyatlov’u canlandıran Paul Ritter oyunculukları ile dizideki duygunun ortaya çıkmasını sağlıyor.

Patlamanın yaşanmasından birkaç saat önce başlayan anlatı, sorumluların yargılandığı sahneler ile son buluyor. Olayın müsebbipleri ile felaketin gerçek sorumlularını ortaya çıkarmaya yönelik çaba harcayanların mücadelesi dizinin temel çatışmasını var ediyor. Bu ana çatışma sürerken olaydan etkilenen diğer taraflar da anlatıma dâhil ediliyor. Patlamadan ilk zarar gören itfaiyeciler, santralin bulunduğu Pripyat şehri sakinleri, hastane çalışanları, yerleşim yerlerini boşalmak için çaba sarf edenler…

Soğuk savaş devam ediyor(!)

Çernobil dizisi yaşanan olayları gerçekçi bir anlatımla sunarken olayların politik katmanındaki durumlarını da tartışmaya açıyor.  Dizide yaşanan felaketin Sovyet sisteminden kaynaklandığı yorumu hâkim. Bu sistemin katı ve sorgulanamaz ast-üst ilişkisinin, liyakatten çok sisteme sadakatin ön planda olmasının bu felakete yol açtığı sonucuna varılıyor. Felaketin Sovyetler sistemini de havaya uçurduğu tespitine de dizide yer veriliyor. Bu yorumların gerçeği mi yansıttığı, yoksa bir soğuk savaş taktiği olarak mı uygulamada olduğu üzerine daha etraflı düşünmek ve araştırmak gerekli belki. Nitekim dizinin politik noktadaki tavrını eleştiren birçok yorum da yapıldı. Çernobil felaketinin birincil tanıklarından Yevgeniy Shevchenko, dizideki olayların çarpıtıldığını ve amacın Rusya’nın nükleer faaliyetlerine yönelik bir itibarsızlaştırma olduğu yorumunda bulunmuştu.

Çernobil’in 90’lı yıllarda çocuk olanlar için korkulu bir çağrışımı var. Direkt hatırlanmasa bile tarihin en korkulu ve büyük felaketlerinden biri olduğu bilinçaltımızda bir yerlerde duruyor sanki. Ve dizi tam da bu duyguya temas ediyor. Dizinin ilk bölümünde itfaiyeci Vasily Ignatenko’nun evinde şahit olunan patlama anı Çernobil’in uzak ama korkulu çağrışımının görsel temsili sanki. Dizinin hafızalardakini tazeleyen yanı ve insanlık adına ders çıkarmaya çağıran yönü oldukça kıymetli. Zihni politik yorumlara kapatarak izleyince gerçek anlamıyla değerli bir yapım olarak çıkıyor karşımıza Çernobil.