“Camiler çocuk dolsun, ahlakı Kur’an olsun”

Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl yaz Kur’an Kurslarının açılışını bir tema belirleyerek gerçekleştiriyor. Bu sene “Camiler Çocuk Dolsun, Ahlakı Kur’an Olsun” temasıyla çocuklarımıza bırakacağımız en güzel mirasın güzel ahlak olacağı hadis-i şerifini bizlere bir kez daha hatırlatıyor. Elbette çocuk yaşta verilecek dini eğitimin ve ahlaki değerlerin evlatlarımızın kişilik inşasında katkısı olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) “Çocuklarınıza ilk öğreteceğiniz kelime, «Lâ ilâhe illâllah» olsun!” buyururken bu hakikate işaret etmektedir.

İnsanı doğru yola ileten, dünya ve ahiretini mamur eden, kitapların sonuncusu, ilk emri “Oku” olan Kerim Kitap Kur’an. Bilgiyle doğru inanca ulaşan, bu inançla rıza-i ilahiye uygun hayat yaşayan mümin, ilk emir gereği henüz çocuk yaşta tanışır yüce kitapla. Heyecanla öğrenilen dualar ve namaz sureleriyle bir ömür ibadetini devam ettirir ve hiç unutulmaz ilk hocalar. Zira dini hayatını şekillendiren önemli etkenlerden biridir ilk hocası ve camiler.

Yaz mevsimi Kur’an mevsimi

Çocukların Kur’an ile buluştuğu yaz Kur’an kursları, Kur’an ikliminin en canlı yaşandığı zaman dilimlerinden biridir. Okulların tatil olmasıyla sokaklarda tatlı bir telaş başlar. Elinde Elif Ba cüzüyle, sımsıkı tutunduğu yüce kitabıyla caminin yolunu tutan çocuklar adeta meleklerin yeryüzüne inmiş hali gibidir. Çocuk sesine hasret kalmış camiler yaz boyunca onların cıvıltılarıyla şenlenir. Güler yüzlü, tatlı dilli, sabırlı, fedakâr, merhamet timsali hocası farkındadır rahlesine oturan emanetin. Her gün yeni bir heyecanla hazırlanarak geldiği derste fethetmeye başlamıştır minik gönülleri.

Kur’an’a geçmenin sevinci, heyecanı unutturur tatili ve oyunları. Heceleyerek okunan satırlarda sevaplar katlanır. Ailelerde, çocuklarda, hoca da “Sizin en hayırlınız Kur’an-ı öğrenen ve öğretendir” müjdesine nail olmanın mutluluğu yaşanır.

Hep bir ağızdan okunan surelerle sözlerin en güzeli Kelamullah, cami kubbelerinde yankılanır. Siyer dersinde siret-i sureti güzel âlemlere rahmet olarak gönderilen kutlu nebiyle tanışan tertemiz gönüller onun yüce ahlakında öğrenirler sevgi, saygı, merhamet, nezaket,  zarafet ve birçok ahlaki değerleri. Fıtrat gereği Rabbe yakın olan masum kalpler namazla daha da yakınlaşırlar yüce yaratıcısına. Anlatılan peygamber kıssalarında bazen İbrahim olur yaratıcısını keşfeder, bazen Yusuf olur kardeşlerini affeder.

Çok sevdiği Peygamberinin her biri Süreyya yıldızı olan güzel arkadaşlarıyla tanışır. Ebubekir olur yol arkadaşlığı yapar kutlu elçiye hicret yolculuğunda. Ömer olur adaletle dünyaya hükmeden, Ali olur korkusuzca Hayber’in kalelerini fetheden. Tutunmuştur her biri ayrı yol gösterici olan nice yıldızlara.

Kur’an’la buluşan minik yürekler

Paylaşmanın, kardeşliğin, hoşgörünün birliğin beraberliğin ne büyük erdem olduğunu yaşayarak öğrenir akranları arasında. Arkadaşlarının en az kendisi kadar değerli olduğunu idrak ederek kendisi için istediğini başkaları içinde ister.

Kur’an ikliminde yetişen çocuklar, idrak ederler hayatın ve varoluşun gayesini. Fark ederler kendine, topluma, çevreye ve Rabbine karşı sorumluluklarını. Yaklaşırlar tüm mahlûkata karşı sevgi şefkat ve merhametle. Hürmet ederler anne -baba, akraba ve tüm çevredeki büyüklerine. Öğrenmiştirler Yüce Yaratıcının insana verdiği değeri. Düstur edinmiştirler kendilerine Kerim Kitap rehberliğinde yürümeyi.

Camide çocuk sesi cemaatin neşesi

Teneffüslerde en büyük keyiftir cami cemaatinin yaptığı ikramları tatmak. En çok da ikram edilen dondurmalarla fethedilir minik yürekler. Allah Resulünün namazda iken sırtına binerek oyun oynayan, torunlarının halinden hoşnutluğunu bilen camii cemaati bu nebevi davranışı örnek alarak müsamaha gösterir çocuklara. Camide neşeyle koşuşturan çocuklar Hasan olur, Hüseyin olur birden. Sevgi şefkat gören minik cemaat saf tutar neşeyle büyüklerinin ardından.

Kısa zaman diliminde Kur’an ile tanışan onun iklimini teneffüs eden çocuklar için okulların açılmasıyla camiye veda vakti gelmiştir. Bir hüzün kaplar camiyi, cemaati, çocukları ve hocalarını. Keşke sadece yaz tatillerinde değil tüm sene boyunca çiçek açsa camiler. Anne babalar farkındadırlar Kur’anî değerlerin evlatları üzerindeki tesirinden.

Yüce kitapla bağı koparmamak üzere “Mermeri delen suyun çokluğu değil, sürekliliğidir.”sözünün gereğince bu eğitimi zamana yaymak dert edinilir. Kur’an eğitimini yaz etkinliği olarak görmeyen aileler, çocukların gönlünde taht kuran hocaların kapısını çalarak daimi bir eğitim süreci hep birlikte planlanır.

Sorulacaktır elbet tertemiz emanet edilen neslin muhafazasından ve sorumludur tüm toplum bu emanetten. Çocukları, gençleri sarmışken nice tehlikeler tuzaklar, esir almışken cam ekranlar, oyunlar. Onları Kur’an ile buluşturmak, Kur’an ikliminde özgürlüklerine kavuşturmak elbette vazifesidir tüm toplumun. 

İnancını kaybedenin varlığını da kaybedeceği, kültürünü kaybedenin kimliğini de kaybedeceği bilinciyle Allahın emaneti, geleceğin mimarı olan neslin, zihni bilgiyle, gönlü imanla doldurularak “Gencin süsü güzel ahlakıdır” prensibiyle yetiştirilmesi gaye edinilir.

Ve insan unutmamıştır Rabbine bezm-i eleste verdiği sözü. Yüklendiği emanette en büyük sorumluluğun neslini muhafaza etmek olduğunu. İnsanı insan yapan değerlerin Kur’an ikliminde bulunduğunu ve bu iklimde yaşamak ve evlatlarını yaşatmak gerektiğini. Şüphesiz ki bu iklim insanı eriştirecektir kurtuluşa ve ebedi saadete.