Buyurun ‘Hayvan Geçidi’ni izlemeye

Kitapların daha ilk adımda cezbeden bir yanı olmasını çok önemli buluyorum. İsmiyle, cismiyle okuyucucunun kalbine dokunmalı kitap. Okuyucuyu kendine çağıran bir albenisi olmalı kitabın.

Hümeyra Yabar’ın Hayvan Geçidi isimli kitabı, adından ve kapağından başlayan bir çağrı ile okuyucuyu davet ediyor kendine. Hayvan Geçidi, Yabar’ın ikinci öykü kitabı.

Daha ilk öyküden başlayan bir çağrı var. Farklı bir dünya, ses, görüntü ve efsunlu bir hava… Sıradan öykülerle karşı karşıya olmadığınızı anlıyorsunuz. Harmanlanmış bir tat gelip zihnininiz en güzel yerine otağ kuruyor. Masal, fabl, öykü derken bir efsaneyi yaşıyorsunuz hatta. Gözlerinizi kapattığınızda kendinizi Nuh’un gemisinde hissetmemeniz için hiçbir sebep yok.

Farklı bir dünyaya girer gibi

Otuz öykü var kitapta. Şule Yayınları arasından ulaşmış kitap okuyuculara. Sıradan hayvan öyküleri değil bunlar. Ruhsal çözümlemeler öykülerin içine o kadar ustalıkla sızmış ki ders vermek değil yazarın yapmak istediği. Bir resmigeçit havasında hayvan geçidi sunmak istiyor Yabar. Mesleğinin inceliklerini bir huzur eşliğinde veriyor. Psikolog olan Yabar, bizleri farklı bir geçide davet ediyor. Hem de ruhlarımıza farklı bir dünyanın nefesini kuşanarak.

Hayvan Geçidi’ni okurken algılarımızı da değiştirmek istiyor yazar. Hayvanlara bakışımızın da yeni bir hâl alması için incelikli göndermeler yapıyor. Yer yer şiirsel bir ses eşlik ediyor bize. Bazen bir masal havasında gerçek dünyadan hayal dünyasına geçişler yapıyoruz.

Bir anda karşımızda bir aslan belirebiliyor. Görkemli görünüşüne, ürperten heybetine rağmen içindeki ses hiç de bildiğimiz gibi değil. “Hayır, seni bugün öldürmeyeceğim. Hava çok güzel, canım tatlı yemek istiyor. La Vie En Rose’ye gidip fondü sipariş edeceğim, yanında buz gibi naneli soda.”

Sadece aslan değil dünyaya farklı bir gözle bakan. Çatı katında dostuyla şehrin gürültüsünden kaçan zebra da gönlünü hoşnut etmek için şiirler öğreniyor, öğrendiği şiirleri dostuna büyük bir coşkuyla okuyor. Hikmetli sözler söylemeyi de ihmal etmiyor zebra:

“Onlar çok tehlikeli. Kalırsan seni koruyamayabilirim, korkmuyor musun bundan diye sordum.” Dostunun bu sorusuna zebranın cevabı, yaşadığımız çağ düşünülünce binbir surat ile yaşayan insanlığın halini çok da manidar şekilde ifade ediyor:

“Vahşi olanlardan değil bana benzeyenlerden korkuyorum.”

Sevginin, umudun ve şefkatin farklı bir dünyadan kapısını aralıyor Yabar. Özgün bir anlatımla karşı karşıya olduğumuzu hissettiren kurgusu ile bu öyküler gönüllere de dokunmayı başarıyor.

 Bir yılan ile arkadaş olan çocuğun ders veren öyküsüne şahitlik ediyoruz. Dünyaya sevgiyi öğretiyor bize uzak olan ne varsa…

Efsunlu bir yolculuk

Yazar hepimizi efsunlu bir yolculuğa hazırlıyor. Bunu her öyküde yaparak içimizdeki heyecanın ve yeni keşiflerin kapısını aralıyor. Öykülerden önceki girizgâh atacağımız adımı daha gizemli hale getiriyor.

“Ağaçlardan vazgeçip ormandaki ahşap evi gözüne kestirdi. Vernikli duvarları ne güzel kakılırdı. Bir karışan olmazsa gün ışığıyla başlar hava kararana kadar devam ederdi işine. Pencerelerin etrafında, çatının eteğinde, verandanın kirişlerinde muntazam bir işçiliğin eseri olan delikler hayal etti. Heyecanla hızlandı kalbi. Bir an evle işe koyulmak istiyordu. Hem ağaçlarda hazıra konan küçük hırsızlar buraya gelmeye cesaret edemezdi. Evin dış cephesindeki stokları eriyene kadar bütün bir kış yan gelip yatma hayaliyle gagasını törpüleyip eve doğru uçtu. Kakmaya hazırdı!”

Böyle bir girişten sonra karşımıza çıkacak öyküye hazırlıyor bizi Yabar bir hayvanın resmî geçidine. Sayfa çevrilene kadar merak unsuru had safhaya ulaşıyor.

“Tık, tık, tık… Yatağımdan fırlayıp cama yapışana kadar çoktan gitmiştin. Geride titreyerek havaya savrulan tüylerin kalmıştı.” Böyle başlıyor “Penceremde Sincap Kalıntıları.” Bir ağaçkakanla yapılan giriş;  bizi insana mutluluk veren bir sincap ile burun buruna getiriyor.

Hayvanların psikolojileri o kadar başarılı sunuluyor ki bu öyküleri okuduktan sonra çevremizde gördüğümüz birçok hayvanın hareketlerinden derin anlamlar çıkaracağımız muhakkak.

“Sen saklamaya ve yeniden bulmaya inana bir hayvandın. Bu yüzden ümidini hiç yitirmiyor, sürekli bizi canlı tutacak yeni oyunlar buluyordun. Üç günlük hafızan üç bin yıllık hikâyelerin sessiz eviydi.” (Penceremde Sincap Kalıntıları. s.162)

Bütün algılar değişiyor

Ve algılarımızın ayarlarıyla oynuyor Yabar. Bunu o kadar yumuşak geçişlerle yapıyor ki geçmiş zamanlarda içimizde biriken tüm karanlıkları unutuyoruz. Yaratılan her şeye daha bir güzel bakıyoruz bir Yunus gibi yüreğiyle; Yaradolanı hoş görüp Yaradandan ötürü.

Bir baykuş tüm algıların ötesinde daha sevimli geliyor mesela.

“İlk göz göze geldiğimizde tek kelime etmeden gözlerime uzun uzun bakmış, sonra heybetli kanatlarını bir çırpışta açarak gözden kaybolmuştun. O an nefessiz kaldığıma, yerimden kımıldamaya çalışsam da kılımı kıpırdatamadığıma yemin ederim. Tek başına bozması imkânsız bir büyünün tesiri seninle yeniden karşılaşana kadar devam etmişti. Verandada oturmuş bir şeyler okurken beş altı metre ötede hareketsiz duran bedenini hissetmiştim. Ne zamandan beri oradaydın, nasıl gelmiştin? Hayatıma sezdirmeden nasıl süzülüvermiştin. Uzun uzun birbirimizi izledikten sonra yerimden kalkıp yanına yaklaşmak istediğimde yine yok olmuştun. O gecenin anısına bileğime minik bir dövmeni yaptırdım. Etrafında yıldızlardan bir hâle olan gözlerini kısmış bir baykuş resmi. Halkalı gözleriyle avını hipnotize eden büyülü hayvanım.” (Baykuş Uğultusu)

Bir kirpinin okları artık o kadar da ürpertmiyor bizi.

“Yumuşak başlı bir hayvan olarak doğmuştum avuçlarına. Dikenlerimi yumuşacık tüyleri okşar gibi okşadın. Kadife sayfaların arasında keçeden bir ayraçtım, beni seçtin.” (Kirpinin Günü)

Hayvan Geçidi daha birçok hayvanın katılımı ile devam ediyor. İnsanlarla dost, onlarla sırdaş, dünyanın toz duman yaşantısına inat, sevgiyi çoğaltarak ve hikmetli bir dua gibi içimize dokunarak…

Hümeyra Yabar, günümüz edebiyatına özgün öyküler armağan ediyor. Bu öyküler okununca, yeni bir yol arkadaşı bulmuş gibi bir sıcaklık kaplayacak içinizi. Çevrenize, hareket eden her canlıya farklı bir gözle bakmaya başlayacaksınız ve yazarla uzun bir yolculuğa çıkacaksınız. Buyurun Hayvan Geçidi’ni izlemeye.  

YORUM EKLE