'Biz vazifemizi yapacağız, anlatacağız'

Ömrünü ilim, irfan ve sulha adayan Şeyh Muiniddin Aydın Hazretleri, muhterem babasının 1940 yılında Siirt’ten irşat için hicret ettiği Muş-Hasköy’de 31 Aralık 1955 yılında doğar. Babası ŞeyhMuhammed Kazım Halidi Nakşibendi’dir. 1958'de Şeyh Şerafeddin’in vefatından dolayı Şeyh Muhammed Kazım (k.s.) irşad vazifesi için Siirt’e tekrar geri döner.

Şeyh Muiniddin Hazretleri küçük yaşta Kur-an’ı Kerim’i Seyyid Abbas Erravvas’ın yanında öğrenir. İlkokul ve imam hatip okulunu Siirt’te okuduktan sonra 1977 yılında Siirt Cerrah Camii'nde imam-hatiplik görevine atanır. 1978-1979 yıllarında Siiirt Eğitim Enstitüsü’nü bitirir ama öğretmenlik vazifesini yapmaz, imam-hatiplik görevine devam eder. Askerliğini ise Burdur’da 1981 yılında kısa dönem olarak gerçekleştirir.

Devlet okullarında öğrenim gördüğü ve görevli bulunduğu bu yıllarda aynı zamanda babasının (Şeyh Muhammed Kâzım k.s.) yanında medrese ilmini tahsil eder. Muhterem pederinden Nevbahar, Arapça Kürtçe Mevlid, Nehcül Enam, Bina, İzzi, Avmil-i Bergevi, Avamil-i Cürcani, Zuruf, Terkip, Şerhul Muğni, Şerhul Ecrumiyye, Sa dini, Hallül Maakid, Şerhül Katr, Sadullah Kebir, Molla Cami, Muhyeddin, Fil Mantık, Riseletül Vadıh, Üsamul vadıh, Üsamul İstiâre, Şerhuşşemsiyye, Havaşi, Muhtasarul Mââni, Şerhul Akaid, Cem-ul Cevami, Cevheretut Tevhid ve bunların yanında Tefsir-i Kadi, Celaleyn Tefsiri, fıkıh olarak Beycuri, İanetut Talibin, Muğnil Muhtaç kitaplarını ve Tuhfe kitabının bir miktarını ve de Faraid Risalesini okur. Alet kitaplarının yanısıra Hadis-i Şerif’te Sahih-i Buhari ve Tacül Usul, Akide'de Senusiyye, Arap edebiyatında Makamatül Hariri ve İbnu Farıd’ın Divanı, Cebir ilminde Hesap Risalesi, Tecvid ilminde Karabaş Tecvidi, Tasavvuf ilminde Hikemul Ata’iyye adlı kitapları okur. Bu ilimlerin tahsilinden sonra üstadı, mürşidi ve babası Şeyh Muhammed Kâzım (k.s.) tarafından icazet almaya layık görülür.

Muhterem pederinin vefatından sonra Şeyh Muiniddin Hazretleri, imamlık vazifesinin yanında babasının kurmuş olduğu Kazımiyye Kur-an Kursu’nda ders vermeye başlar. 2006 yılında ise imam hatiplik görevinden emekli olur ama Kazımiyye Kur-an Kursu’nda fahri olarak ders vermeye devam eder.

Şeyh Muhammed Kazım’ın (k.s.) 1996 yılında vefatından bu yana İslami ilimlerin yanı sıra tarikat ve tasavvufla da meşgul olan Şeyh Muiniddin Hazretleri, Nakşibend-i Tarikatı’nın Halid-i Osman-i kolunun postnişinliğini üstlenir.

Gün içinde mu’tad iki sohbet

Böylece kısaca hayatından birkaç kesit sunmaya çalıştığım manevi terbiyecim Şeyh Muiniddin Hazretleri, sohbetini Divan denilen (bir bakıma dergah) yerlerde yapar. Divan irşat, eğitim, talim, nasihat, ibadet ve sulh yeridir. Ana Divan Siirt’tedir diyebiliriz ve Şeyh Hazretleri çoğunlukla da burada kalmaktadır. Siirt dışında Muş-Hasköy, Gaziantep, Bursa ve İstanbul’da da Divan bulunmaktadır. Şeyh Hazretleri’nin yılın içinde irşat dönemleri vardır. Yıl içinde Batman, Diyarbakır, Bitlis, özellikle Muş’un köyleri ve yaylaları, Gaziantep, Adana, Mersin, Bursa ve İstanbul illerine giderek vaaz u nasihatta bulunur.

Şeyh Hazretleri gün içinde mu’tad iki sohbette bulunur. Birincisi ikindi namazından sonra, diğeri ise yatsı namazından sonradır. Köylere irşada gitmişse öğle namazından önce veya sonrasında da sohbette bulunur. Şeyh Hazretlerinin imamlığıyla kılınan namazdan sonra uzun bir tesbihat yapılır. Tesbihat bitiminde Kur-an’ı Kerim’den bir kısım okunur. Sohbet başlamadan önce yaşlı ve hastaların rahat etmesi için onları döşek veya sedirlere oturtur. Sohbette işlediği konular Ehli Sünnet ve’l Cemaat veya kalbin manevi hastalıkları ile ilgilidir. Sohbete öncelikle ayet-i kerime, hadis-i şerif, selef-i salihin ve diğer manevi büyüklerin sözleriyle başlar, konu hakkındaki görüşlerini belirtir, günümüzde bu olaylara nasıl bir cihetten bakmamız gerektiğini bize anlatır. Günümüz manevi hastalıklarını tesbit ettikten sonra “Her şeyin bir tedavisi vardır. Bunun da tedavisi kulun şunu bilmesiyle oluşur.” sözleriyle hastalıkların manevi reçetelerini anlatmaya başlar.

Aynı zamanda bir sulh şeyhi

Sohbetinde muhibbin ona odaklanmasını ister. Önemli gördüğü yerlerde ses tonuyla konuya vurgu yapar. Bazen bir ayet-i kerime veya hadis-i şerifi birkaç kere tekrar eder. Sohbet anında muhibbe soru sorarak ondan dönüş alır. Önemli gördüğü ayet-i kerime veya hadis-i şerifi o anda mecliste bulunanlara ezberletir. Konu İlmi-Hal ise muhakkak uygulayarak muhibbana öğrettirir. Hadis-i şerifleri açıklarken “Peki bu hadis-i şerifin bize ne faydası vardır? Peygamberimiz (s.a.v.) bu sözü bize niçin söylemiştir?” sorularını sorarak muhibbin konuya olan ilgisini celbetmek ister. Şeyh Hazretlerinin sohbeti konuya ve ortama göre 40 dakika ile bir saat arası sürer.

Şeyh Hazretleri Hasköy’de bulunduğu bir dönemde sohbete halktan kimsenin katılmadığını görünce “Biz vazifemizi yapacağız, anlatacağız. İster katılsınlar ister katılmasınlar. Allah kıyamet günü sorduğunda 'Biz anlattık Ey Rabbim!' diyeceğiz.”

Sohbet bitiminde Fatiha okutup bir dua söyler. Ortamın manevi havası devam etsin diye Farsça, Arapça, Kürtçe veya Türkçe kaside okutur. Daha sonra çay faslına geçilir. Bu fasılda hem güncel konular konuşulur, hem şakalar yapılır, hem de sorusu olanlar Şeyh Hazretlerine sorularını sorarlar. Şeyh Hazretlerine sorulan sorulara cevap verirken daima “Bize şu kitabı getirin. Bakalım bize nasıl bir cevap veriyor?” şeklinde olur. Çay faslı da bittikten sonra muhibbandan Şeyh Hazretleriyle özel konuşmak isteyenler Divan’da bulunan küçük odaya geçerek isteğini Şeyh Hazretlerine iletir.

Ayrıca Şeyh Hazretleri Cuma günü namaz öncesinde Kazımiyye Camii'nde hadis-i şerif dersi verir. Cuma hutbesinide bu camide yapar. Pazar günü ise Hatme-i Hacegan öncesinde de hadis-i şerif dersleri devam eder. Kandil gecelerinde Mevlid-i Şerif okunur, Şeyh Hazretlerinin telkinleriyle topluca zikirler yapılır, dualar edilir.

Şeyh Hazretleri aynı zamanda sulh şeyhidir. Kendisine getirilen davaları hem İslami hem de insani bir cihetle çözer. Çok sayıdaki kan davasını Allah’ın izniyle sonlandırmış, yüzlerce davayı da barışla bitirmiştir. Özellikle son dönemde toplumsal huzur ve sükunet için yoğun bir şekilde çaba sarf etmektedir.