Birinci Dünya Savaşı bir sömürge paylaşım mücadelesidir

Birinci Dünya Savaşı, dünya tarihi ve bizim tarihimiz açısından büyük kırılmaların yaşandığı bir hadisedir. Yirminci yüzyılı şekillendirmiştir. İmparatorlukların tarih sahnesinden silinmesine ve rejimlerin değişmesine sebep olmuş, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, Avrupa’da, Afrika’da, Balkanlarda, Anadolu’da, Kafkasya’da, Ortadoğu’da ve Pasifik’te, neredeyse dünyanın büyük bir bölümünde çarpışmaların yaşandığı büyük bir savaş, büyük bir yıkımdır. Bu mühim hadiseyle ilgili olarak bir çalışmaya temas etmek istiyorum: İlkin Başar Özal’ın, 2018 yılında Timaş Yayınları tarafından yayınlanan Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi isimli kitabına. Özal çalışmasında, savaşa giden yoldaki uzun süreç ve bu süreçte Avrupa’da meydana gelen gelişmeler, bunların savaşa etkileri hakkında kıymetli bilgiler veriyor. Savaşın teknolojik ve endüstriyel yönünü işliyor. Savaşın cephelerini, cephelerde yaşananları canlı bir şekilde tasvir ediyor. Savaşın tarafları olan devletlerin ittifak arayışlarını, savaş öncesi gelişmeleri, meydana gelen krizleri ele alan kitap, “Savaşa Giden Uzun Yol,    Batı Cephesi’nde Değişen Bir Şey Yok, Savaş Her Yerde, Kutsal Savaşın Cepheleri, Savaşın Yeni Yüzü ve Savaşı Sona Erdiren Antlaşmalar” başlıklarını taşıyan bölümlerden oluşuyor.

Savaşa giden uzun süreç

Savaşı başlatan hadise her ne kadar 28 Haziran 1914 yılında Avusturya-Macaristan Veliahdı Franz Ferdinad ve eşi Sophie’nin Saraybosna gezisi sırasında uğradıkları suikast sonucu hayatlarını kaybetmeleri olarak gözükse de, yazara göre savaşa giden süreç en az iki asır öncesine dayanmaktadır. “Veliahdı öldüren silah, aslında 16. yüzyılda imal edildi, 17. yüzyılda çekildi, tetiğine 18. yüzyılda basıldı ve namludan çıkan mermi 19. yüzyılı baştan sona geçerek 1914 yılında önce Ferdinand’a saplandı, ardından da dört yıl boyunca bütün dünyayı dolaştı. 1914-1918 yılları arasındaki “Bütün Savaşları Sona Erdirecek Savaş” yirminci yüzyılın başında yaşandı ama Avrupa’nın geçmişinin ağır yükünden kurtulması o kadar da kolay değildi. Yük üç yüz sene boyunca birikmiş ağır bir yüktü” sözleri, savaşın çok uzun bir süreç sonunda gerçekleştiğini vurguluyor. Savaşın sebebinin görünürdeki bu hadiseden ibaret olmadığını, savaşı meydana getiren sebeplerin çok kabarık bir liste oluşturacağını belirten yazara göre Birinci Dünya Savaşı’nın sebeplerinden biri sömürge paylaşım mücadelesidir. Bu yüzden savaş Avrupa sınırlarını aşarak sömürgelere sıçramış ve en kanlı mücadeleler Avrupa’nın Batı Cephesi’nde değil de Afrika sömürgelerinde yaşanmıştır.

Savaşa giden süreçteki gelişmeler

Eserde, savaşa giden süreçte Avrupa’da meydana gelen gelişmelere ve yaşanan çatışmalara temas edilir. Bunlardan bazıları, büyük keşiflerden elde edilen zenginlikler ve bunun meydana getirdiği gelişmeler ile Rönesans ve Reform hareketleriyle ilim, kültür ve sanatta yaşanan hızlı değişimlerdir. Avrupa’da büyük çatışmalar da olmuştur. Büyük ölçekli en son din savaşı olarak belirtilen Otuz Yıl Savaşları, yine Avrupa’da dengeleri tamamen değiştiren ve küresel boyutlarda etkileri olan Yedi Yıl Savaşları da, bu süreçte önemli etkileri olan çatışmalar olarak gösterilir.

1763 yılında sona eren Yedi Yıl Savaşları’yla 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı arasında da Avrupa’da ve dünyada önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çekilen çalışmada, Sanayi Devrimi, Amerikan Bağımsızlık Savaşı, Fransız İhtilali ve Napolyon Savaşları bu dönemdeki belli başlı gelişmeler olarak zikredilir. 1870 yılında İtalyan Birliğinin sağlanması, 1871 yılında da Alman Birliğinin kurulması, Birinci Dünya Savaşı’na giden süreçte etkisi olan diğer hadiselerdir. Yirminci yüzyıla doğru emperyalist güçlerin dünya genelindeki sömürgeleşme mücadelesi, sömürgelerdeki faaliyetleri, buralardan elde ettikleri imtiyazlar da, bu güçler arasındaki rekabeti sertleştiren ve onları hızlı bir şekilde savaşa yaklaştıran gelişmelerdir.

Birinci Dünya Savaşı var olan sorunlara yenilerini eklemiştir

Birinci Dünya Savaşı İngiltere’nin başını çektiği, Fransa ve Rusya’dan oluşan, sonradan İtalya’nın taraf değiştirerek katıldığı İtilaf Devletleri bloğunun zaferiyle sonuçlandı. Bu bloğa ilerleyen süreçte Amerika Birleşik Devletleri de katılmıştır. Savaşı kaybeden ve liderliğini Almanya’nın yaptığı İttifak Devletleri bloğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan oluşur. Daha sonra bu bloğa Bulgaristan’da girmiştir.

İlkin Başar Özal, Birinci Dünya Savaşı’nın hiçbir sorunu çözmediğini, var olanlara yenilerini eklediğini, savaşın kazananları bile memnun etmeyen bir şekilde sonuçlandığını belirtir. “Savaş bitmişti ama tamamlanmamıştı, ucu açık bırakılmıştı” sözleri, savaşın günümüze yansıyan etkilerinin hala devam etmekte olduğunu gösteriyor.

Kitapta, bu savaşın sebep olduğu savaş sonrası gelişmeler hakkında da bilgi veriliyor. Bugünkü Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın ilk şekli olan Milletler Cemiyeti’nin kurulması, 1929 yılındaki küresel ekonomik bunalım, savaştan sonra ortaya çıkan Totaliter rejimler ve İkinci Dünya Savaşı, bu yönde zikredilen gelişmelerden bazılarıdır.

Yazarın, “Yaşadığımız günlerdeki bölgesel sorunların büyük bir kısmı bu savaşa dayanmaktadır” şeklindeki değerlendirmesi, I. Dünya Savaşı’nın önemini belirtmek için yeterlidir sanırım.

“Kısa Birinci Dünya Savaşı Tarihi” isimli bu çalışma, yaklaşık yüzyıl önce yaşanan, en az iki asır öncesindeki gelişmelere dayanan ve bugün hala etkileri devam eden hadiseyi bütün yönleriyle aydınlatmaya çalışan önemli bir kaynak.

YORUM EKLE