Bir “Mukaddime” okuması: İbn Haldun’un Mukaddimesi’nde Maişet Yolları

Vakıfbank Kültür Yayınları, kısa sürede nitelikli işler peşinde olduğunu kanıtladı. Fikir, tarih ve edebiyat sahasında nitelikli birçok eseri yayınlama iradesini ortaya koyan yayınevi, kendisine sağlam bir fikri izlek tutturmuş gözüküyor.

Bu yazıya söz konusu edeceğim Ozan Sağsöz’ün yayına hazırladığı, danışmanlığını Dr. Hasan Aksakal’ın üstlendiği, İbn Haldun’un Mukaddime’sinde Maişet Yolları isimli çalışma da Vakıfbank Kültür Yayınları sayesinde okuyucuları ile buluştu.

İbn Haldun, tarihe ve topluma bakışında mantık ölçüsünde bir usul gözetmiş; birçok yeni kavramsallaştırma denemesinde bulunmuş, tarihi bir ilim olarak esaslara bağlayan ve hatta günümüzde sosyoloji ilminin “baba”sı olarak anılan büyük bir isim.

Ozan Sağsöz, bu büyük ismin büyük eseri olan Mukaddime okumaları sonrasında zihninde yer eden ve üzerinde düşünmeye değer bulduğu başlıkları bu kitapta detaylandırmaya çalışmış; Mukaddime üzerine oluşmuş müktesebattan istifade ederek bir bakış açısı ortaya koyma çabasına girişmiş. Bu çabası hacim olarak mütevazı gözükse de günümüz okuyucusuna bu önemli eserde temas edilen temel kavram ve mevzularla tanışma imkânı tanıması bakımından son derece kıymetli fikrimce.

İbn Haldun’un 14. yüzyılda kaleme aldığı Mukaddime, antik dönemden İslam sonrası döneme kadar uzanan süreçte insan ve toplumu anlama hususunda İslam dünyasına farklı bir perspektif kazandırdı kuşkusuz. Haldun’un Mukaddime’de,  asabiyet, hadarîlîk, bedevilik ve umran gibi birçok yeni kavramdan hareketle günümüz otoriteleri tarafından da hala itibar gören tarih ve toplum okuması Sağsöz’ün hazırladığı bu eserde ana hatları ile ele alınıyor.

Mukaddime’yi, insan ve toplum karakterini belirleyen;  yaşam kültürünü oluşturan temel dinamikler bağlamında, tarihi serüveni de dikkate alarak özlü bir okumaya tabii tutuyor Sağsöz. Haldun’un coğrafyanın belirleyiciliğinden, iklimin insan tabiatı üzerindeki tesirleri konusundaki tespitlerinden söz açıyor ilkin ve buradan hareketle Mukaddime’deki iktisadi düzenin esaslarına daha yakından bakmaya davet ediyor okuyucusunu.

Mukaddime’de İbn Haldun’un düşüncelerini temellendiren kavramlardan yola çıkarak iktisadi yaşama uzanan yönlerini mercek altına alan Sağsöz, eserin ikinci bölümünde “İbn Haldun’da İktisadi Vaziyetler, İş Bölümü ve Emek, Bolluk Kıtlık ve Refah” başlıklarıyla Haldun’un kendi çağının gerçekliliklerine şahitliğini ve vardığı genellemeleri değerlendiriyor.

Eserin üçüncü bölümünde İbn Haldun’un geçim yolları konusunda yaptığı tasniflere yer veriliyor. İnsan yaşamında ihtiyaç temelli bir iktisadi döngüye dikkat çeken İbn Haldun’un bedevi-hadari ayrımı üzerinden bir tahlile giriştiğini; her iki hayat tarzının kendine has bir üretim-tüketim kültürü oluşturduğunu öğreniyoruz Sağsöz’den.

Yemek yapma, yemek yeme gibi asli ihtiyaçların giderilmesi gibi göstergeler üzerinden toplum içindeki mertebelerin netleştiğini tarihi bir tecrübeyi de göz önünde tutarak ortaya koyan İbn Haldun’un meslekleri çeşitli yönleri ile tasnifini, Sağsöz daha akılda kalıcı hale getiriyor.  “Tabii Geçim Yolları”,  “Tabii Olmayan Geçim Yolları” gibi başlıklarla çeşitli mesleklerin ortaya çıkış sebepleri ve toplum içindeki itibarları konusunda Haldun’un temel görüşlerini şematize ederek okuyucunun işini kolaylaştırıyor Sağsöz.

Dursun Ali Tokel Hoca’nın tabiri ile söylersek bir “zemin metin” olması bakımından Mukaddime, hiç şüphesiz İbn Haldun’un zihin dünyasına bizi yaklaştıran, yüzyıllardır toplumları anlamak adına rehberlik eden önemli bir eser. Ozan Sağsöz de eser boyunca İbn Haldun ve eseri Mukaddime’nin bütüncül bir yaklaşımla ve anakronizme düşülmeden ele alındığında günümüz ve gelecek adına da son derece ilham verici olacağı kanaatini ifade ediyor. Öyle görülüyor ki Ozan Sağsöz’ün bu çalışmada yapmak istediği haliyle Mukaddime gibi zemin metinleri, samimi bir anlama çabasıyla, yeni bir gözle okumaya çalışmak öngörülenin de ötesinde bir verimi temin edecektir. İlginize.