Bir mekân özelinde tipoloji kaosu: Diğer Ev

Kanada doğumlu yazar Rachel Cusk tarafından kaleme alınan Diğer Ev, tam adı söylenmeyen M isimli bir kadının Jeffers adlı birine anlattığı olaylardan oluşuyor. Anlatılanların genel olarak duygu dünyasının bir yansıması ve subjektif yorumlardan ibaret olduğunu belirtmek gerekiyor. Yazarın attığı her adımın "hesabını veriyor" oluşu okuyucunun sıkılmasına ve asıl konuya ne zaman geçeceğini merak etmesine sebebiyet verebiliyor. Gündelik basit işlerin örneğin kapının neden iterek açıldığına dair meraklı olanlar varsa elbette heyecan duyabilirler. Ancak yazarın her şeyin sebebini duygularıyla anlatma isteği okuyucunun canına okuyor. Çeviri sırasında kullanılan gereksiz virgülleri de eklersek okurken bir türlü hızlanamayan ve artık merak etmekten de vazgeçen bir kitlenin azımsanmayacak ölçüde fazla olacağını iddia edebilirim.

Enteresan olmayan olaylar silsilesinde karnı acıkan ve bu durumda ne yapacağını söyleyen bir kadının nihayet bir şekilde resim galerisine adım atışını sevinerek takip ediyoruz. Çünkü kitabın arka kapağındaki tanıtımda; galeride resimleri sergilenen ressam ve onu eşi Tony ile yaşadığı eve daveti var. Davet bir mektup aracılığıyla yapılıyor ama davete icabet ilk mektuptan hemen sonra gerçekleşmiyor. Bu, romanın gerçekçi yapısını ve bizde “olağanüstü bir şeyler olmayacak” korkusunu güçlendiriyor.

M’nin Tony ile olan fikir ayrılıkları süslü cümlelerle uzun uzun anlatılıyor. M’nin karşı tarafın düşündüklerini psikolojide adı konulmamış davranış şekilleriyle açıklaması aynı şekilde uzun ve sıkıcı. Üstelik okuyucunun ilk okuyuşta çoğu uydurulmuş kavramsal analizleri anlamasını beklemek hata olur. Anlatıcının başkası adına düşünmesi, konuşması ve hareket etmesi kitap boyu devam ediyor. Bu nedenle bir an önce sanatçının davete icabet edip yeni evde neler yaşayacağını görmek istiyoruz ki belki bu andan sonra anlatı formundan hikâye formuna geçeriz diye.

Sanatçı L ile bizim için de sürpriz olan İngiliz hanım arkadaşı Brett nihayet geliyor. M yine uzun uzun, gereksiz ve hayal edilemeyecek benzetmelerle durumu anlatıyor. Hatta çok yerde yaptığı gibi başkalarının yerine de düşünerek... Sonunda gelgit alanında bulunan ve yine kendilerine ait olan diğer eve ulaşıyorlar. Diğer evin de bir hikâyesi var elbette ama bunu M’den dinlemenizi tavsiye ederim. Bir evin az ötesine başka bir ev yapılma fikrinin temellerini ve uygulama aşamasını size müteahhit psikolog uzmanlığıyla anlatacaktır. Bundan sonra "vadedilmiş" ilginçliklerle muhatap olacağımızı bekliyoruz. Bu arada yazarın M aracılığıyla eserde adı geçen herkesi fiziksel görünümünden tutun olası hisleriyle tanıtması polisiye olaylardan yoksun bir kuzeyli hikâyesiyle karşı karşıya olduğumuzu iyice kuvvetlendiriyor. Okuyanlar bilirler ki polisiye eserlerde karakterlerin ruh dünyalarına bu kadar girilmez, bir sonraki adımları söylemeyi bırakın tahmin dahi edilmez.
Romanın yapısı ve belki de en büyük problemi bu. Yani M'nin Tony, L, Brett, Justine ve daha başka kimi tanıyor ya da tanımıyorsa onun adına düşünmesi, küçük küçük psikanalitik kuramlar geliştirmesi ve bunları bir doktor edasıyla anlatması. İlk satırdan son satıra kadar bu üslubun korunduğunu görüyoruz.
L ve yanındaki Brett'in gelgit alanındaki diğer eve gelişi olayların başlangıcı olarak kabul edilebilir. Ancak olaylar bir türlü çığrından çıkmıyor, normal insanların yaşadığı basit sorunlar derinlere inilerek ilk hâlinden uzaklaşıyor. Yani öyle analizler okuyoruz ki nevrotik yanılsamalar, varoluşsal betimlemeler bir kadının kurgularının ve garip dünyasının içine hapsediyor bizi. Okuyucular yorulsa da yazar ve onun konuşturduğu daha doğrusu düşündürdüğü M yorulmuyor. Başını unuttuğumuz uzun ve bir öncekini pekiştirmekten başka işe yaramayan cümlelere, yersiz ve gereksiz benzetmelere devam ediyor. Hep uzun uzun düşünüyor ve uzun uzun konuşuyor. M konuşurken kendinizi bir çalıştayda, konferansta ya da seminerdeymiş gibi hissedebilirsiniz.
L'nin ve Brett'in gelgit alanına gelmesiyle artık altı kişiden bahsedebiliriz. Eşi Tony, önceki eşinden olan kızı Justine, Justine’in erkek arkadaşı Kurt, ressam L, Brett ve kendisi. Kendisi de var çünkü M, kendisinden de fazlaca bahsediyor. Üstelik aynı üslupla ve aynı sıkıcılıkla. Bu arada M’nin olayları anlattığı kişi de Jeffers. Ona anlatıyor, biz öyle haberdar oluyoruz. Zavallı Jeffers…

L’nin sanatçılığından ileri gelen zor karakteri, Brett’in kendini beğenmişliği, Justine’in eve getirdiği arkadaşı Kurt’ün M’ye samimiyetsiz gelen tavırları, Tony’nin bahçesi ve M’nin anlam dünyası birbiri içine girince bir anda her şey karmakarışık bir hâl alıyor.

Küçük bir yerde beraber zaman geçirdikçe karakterlerin iç dünyalarını tanıma fırsatını ediniyoruz. Fakat maalesef bu tanıtımı M yaptığından işin içine yüzde doksan oranında psikanalitik çözümlemeler giriyor. L'nin küçüklüğü, ailesiyle olan münasebeti ve ressam olmaya karar verişi hepsi anormal olaylar silsilesi sonucunda olmuş gibi aktarılıyor. M'nin her şeyi anlayışla karşılama, her olayın deruni boyutuna vakıf olması sinir bozucu ama bir yerde kitap okuduğunuzu hatırladığınızda yatıştırıcı. Sonuçta M anlamasa anlatamaz, anlatamazsa biz anlayamayız. L ve Brett'in geldikten sonra L'nin karabatak gibi kaybolduğunu, arada bir ortaya çıktığını ve olaylara bir tesirinin olmadığını görüyoruz. Tüm hikâyenin L'nin ziyareti üzerine kurulduğunu düşündüğümüzde yazarın L'den başkarakter çıkarmayı bırakın yardımcı karakter dahi çıkarmak istemediğini düşünüyoruz. Ancak onun Kurt'e verdiği öğütler ve sanatçı kibrini gösterdiği sahneler bu algıyı değiştirecektir. Zaten finali de bu kibriyle yapacaktır.

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Diğer Ev”, psikolojik analizlerden hoşlananlar için ideal bir kitap olabilir. Uzun uzun kurulmuş cümleler, hiçbiri basitleştirilemeyecek her şeyi ciddiye alan ifadeleriyle Rachel Cusk, sabırları zorluyor.

YORUM EKLE

banner19

banner36