“Bir eğitimci olarak Hz. Muhammed (sav) ve öğretim metodları” üzerine

Eğitimci olmaya aday, öğretmenlik sevdasında ve bu işin davasını güden her Müslüman için elzem kitaplardan birisi de sanırım “Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed (sav) ve Öğretim Metodları”dır. Sadece kitap olarak düşünmemeli, içinde muazzam bir hava, bir iklim, bir hayat var. Çünkü biricik örneğimiz, önderimiz, rehberimiz ve dahi öğretmenimiz var: Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem.

Söz konusu bu eserde, O’nun hem öğretmenliğini hem de bu yoldaki ve bu yöndeki yöntemlerini, deyim yerindeyse akla, hayale gelmeyen taktiklerini buluyoruz. Öğretmen ama nasıl bir öğretmen? Hangi usullere göre hareket etmiş, hangi metodları uygulamış, hangi yöntemlerin takibinde kalmış, hangi ilkelerin izini sürmüş, hangi olmazsa olmazlarını hayata geçirmiş? Rahmetli ve pek değerli ilim adamımız Abdulfettah Ebu Gudde, işte bu soruların ve daha aklımıza gelmeyen nice soruların cevabını, nice sorunların çözümünü bu mütevazı eserinde bizlere veriyor.

Bir işe koyulmadan evvel, onunla ilgili hâlihazırdaki bilgi ve tecrübelerden faydalanmak gerekir. Aynı şekilde nelerle karşılaşacağını bilmediği bir yola çıkan yolcu misali, nasıl ki yol haritasını dikkate almak elzemdir; bu durum, hele öğretmenliğe adım atacaklar için öğretmenlik yolunda yol alırken adımlarını nasıl atacağını şaşıranlar için, “Bir Müslüman olarak nebevî usullerle öğretmenliğimi nasıl yapabilirim?” diye soranlar ve düşünenler için daha büyük önem taşır.

Ebu Gudde Hoca, eserini; iki bölüme ayırmış. Birincisinde Peygamberimizin öğretmenliğini, ikincisinde de bu yoldaki metodlarını ele almış. Öğretmen bir şahsiyetin nasıl olması gerektiğine ve izlemesi gereken ince detaylara dikkatleri çekmiş. O Efendimiz ki (sav) cehaleti ortadan kaldırmaya, faydasız ilimden Yüce Allah’a sığınmaya çalışan mükemmel şahsiyettir. Bunlar gibi daha nice özelliği ve güzelliğiyle hem kendi zamanındaki hem de tüm zamanlardaki insanlara örnek, önder, rehber ve öğretmen olmuştur. Taşıdığı güzel ahlakı, sözlerine ve davranışlarına da sirayet etmiştir. Bunlarla insanlara gitmiş ve yüreklerine dokunmuş ve dahi onları sarsmıştır. Bizler de O’nun ahlakını kuşanmakla, günümüzde canlandırmakla, nesillerden nesillere aktarmakla yükümlüyüz.

İkinci bölümde müellifimiz, ayrıntılara inerek Efendimizin eğitimciliğini, öğreticiliğini gözler önüne sermiş. O eşsiz güzel ahlakının belirleyip süslediği öğreticiliğinin yanında İslâm’ın hükümlerini belli zamanlara yayarak öğretmesi, itidalli olup usandırmaması, bireysel farklılıkları dikkate alması, sorular sorması ve mantıklı şeyler söyleyerek muhatabıyla konuşması, kendisine yöneltilen soruları muhakkak cevaplaması, münasebetlerinde şaka ve latifeye başvurması, değer verdiğini göstermek için can kulağıyla dinleyip vücudunun tamamıyla karşısındakine dönmesi, incitmemek için hassasiyet göstermesi ve daha nice güzelliği ile bizlere örnek öğretmenlik sunmaktadır Peygamberimiz, Efendimiz.

Müslüman öğretmenler ve öğrenmen adayları veya öğretmenlik istidadına sahip gönüllü öğreticiler, örnekliği öncelikle Peygamberimizden, peygamberlerimizden almalı ve uygulamalıdırlar. Zaten bütün peygamberler, ümmetlerine eğitici ve öğretici olarak gelmediler mi? Bize düşen, usul ve yöntemleri, günümüze uyarlayarak Kur’an ve Sünnet çerçevesinden ayrılmadan insanlara ulaşmak, nesli yetiştirmektir. Muhatap alınacak ya da hedeflenecek kitle, sadece okullardaki öğrenciler değil, bütün bir toplum hatta bütün bir dünyadır aslında. Çünkü onların ailelerinden de sorumludur, sorumlu olduğunun bilincindedir öğretmen. Bu yüzden Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, yaş ve cinsiyet ayırt etmeksizin herkese öğretmenlik yapmıştır, yapmaya devam ediyor ve kıyamet gününe kadar da devam edecektir.

Gündem ettiğimiz hakikatlerin farkında olanlara ne mutlu. Bu çağlar üstü vazifeye talip olanlara ne mutlu. Bu yolda içtenlikle, sabırla ve azimle koşanlara, yorulmak nedir bilmeyenlere ne mutlu.

YORUM EKLE

banner26