“Bir Başkadır” dizisi bizi ne kadar yansıtıyor?

Berkun Oya’nın senaryosunu yazdığı ve yönettiği “Bir Başkadır” isimli dizi 12 Kasım’da 8 bölüm halinde Netflix’te gösterime girdi. Çekimleri 2 ay, yapımı ise 2 yıl süren dizi hem konusu hem de meseleleri ele alış tarzıyla Türk dizi tarihinde bir ilk olma özelliğini taşıyor. Netflix’in yayınladığı dizileriyle ülkemizde çoğunluğu temsil eden muhafazakâr camia tarafından tepkiyle karşılaştığı herkesin malumudur. Özellikle LGBT, eşcinsellik, şiddet, sapkınlık, içki, kumar, fuhuş gibi toplumumuzun kökten reddettiği alışkanlıkları ısrarla gündemimize sokma çabası Netflix’in en bilinen yönü. ABD merkezli bu film platformu dizilerini bilinçli şekilde ve bir ajanda dâhilinde sürdürüyor. Bu bakımdan son bir yılda ülkemizde yoğun şekilde abone kaybetmesi, en son RTÜK tarafından cezalandırılması ve bazı dizilerini gösterimden çekmesi Netflix konusundaki tepkilerin etkisini gösteriyor. Tam da bu tartışmaların yoğunlaştığı bir zamanda Netflix’in “Bir Başkadır” isimli diziyi gösterime sokmasını tepkileri dindirme çabası olarak yorumlayabiliriz.

Berkun Oya’nın başarısı

Dizi pek çok kesimde yoğun ilgi görüyor. İlginç olan ise “Beyaz Türk” olarak adlandırılan laik, ulusalcı kanattan bile diziye dair olumlu görüşler geliyor. Dizinin senaryosunu yazan Berkun Oya önemli bir işi başarmış. Aynı zamanda filmi yönetmesi dizinin atmosferinin yakalanması anlamında avantaj sağlamış görünüyor. Berkun Oya’nın zihnindeki tasarımını beyaz perdeye yansıtma biçimi “gerçekçi” sinemanın yetkin örneklerinden biri haline dönüşmüş. Sekiz bölümlük dizinin her bölümünde verilmek istenen mesajlar, diyaloglar ve sahne arkası büyük bir özenle ayarlanmış. Dizi büyük oranda yavaşlatılmış anlara ve konuşmalara dayandırılmış. Herhangi bir evde, herhangi bir sokakta insanımızın kurduğu diyaloglar olduğu haliyle yansıtılmaya çalışılmış. Bu bakımdan Berkun Oya’nın objektif diyebileceğimiz bir işe imza attığını söyleyebiliriz. Buna rağmen pek çok klişenin de dizide yer aldığını belirtmek durumundayız.

Dizinin konusu

Dizinin merkezinde ağabeyi, yengesi ve iki yeğeniyle İstanbul’un bir kenar mahallesinde yaşayan Meryem karakteri yer alıyor. Başörtülü, dindar bir aileden gelen Meryem gündelik temizliğe giden, evinin her işine koşturan, kafasına takılan her sorunu mahallenin hocasına danışan, yoğun stres ve psikolojik sorunları nedeniyle bazen baygınlık geçiren saf temiz bir Anadolu kızını temsil ediyor. Dizideki en büyük klişe de burada başlıyor. Laik tayfanın bilinçaltında başörtülü genç bir kıza biçilecek ilk rol gündelikçi temizlikçi rolüdür. Maalesef Berkun Oya da bu klişeden kurtulamamış. Dizide başörtülü olan tüm oyuncuların ortak yönleri cahil, dindar ve saf olmaları. Şiveli konuşmaları da cabası. Buna rağmen Meryem’i canlandıran Öykü Karayel’in oyunculuğu şaşırtıcı bir gerçekliğe tekabül ediyor. Benzer şekilde Meryem’in ağabeyi Yasin rolündeki Fatih Artman, mahallenin Hocası rolündeki Settar Tanrıöğen, Gülan rolündeki Derya Karadaş diziyi sürükleyen ve oyunculuklarıyla parmak ısırtan bir performans sergiliyor. Bu tür dizilerde hocaları genellikle olumsuz bir karakter olarak görmeye alışmıştık. Lakin “Bir Başkadır”da “Hoca” karakteri sağduyuyu ve samimiyeti ile öne çıkartılmış. Dizi boyunca Meryem’in terapi için gittiği psikiyatristin(Peri/Defne Kayalar) karşısındaki konuşmaları, “Halk TV” izleyen bir ailenin laik/modern kızı olan bu psikiyatristin kendini sorguladığı, başörtülülere karşı içindeki ön yargıları atmaya çalıştığı bir sürece dönüşüyor. Dizinin yapmaya çalıştığı da Psikiyatr Peri’nin nezdinde ön yargılı bu kesimin kendilerini sorgulamaya davet olmalı. Meryem’in saflığı, samimiyeti, hayata olan bağlılığı ve ailesi için verdiği mücadele, Peri’yi o denli etkiliyor ki ayırıcı bir sembol olan başörtüsü süreçle birlikte görünmez hale geliyor ve Meryem’i bir insan olarak görmeye başlıyor. Aslında dizinin burada verdiği mesaj, ülkemizin en derin sorunlarından birine de parmak basıyor.

Senaryodaki eksikler

Dizide benlik ve varoluş kaygısı, dürtüler, çocukluktan gelen kalıp düşünceler, aile yapısının psikolojik yapımızdaki kurucu tesiri, ön yargılar, bastırılmış duygular, yalnızlık gibi temel psikolojik durumlar başarıyla yansıtılmış. Bunların yanı sıra köyden şehre göç, politize olmuş hayatlar, mahalle baskısı, dindarlık, öteki Türkiye, aile içi ilişkiler, Kürt sorunu gibi sosyolojik pek çok durum da dizide yansıtılmaya çalışılmış. Berkun Oya dizinin senaryosunu yazarken belli yerlerden yardım almış görünüyor. Buna rağmen dizide sırıtan bariz hatalar da yok değil. Dindar olan Meryem’in genç bir kız olarak bekâr bir adamın evine her hafta temizliğe gitmesi, evde bu bekâr adamla yalnız kalması, aynı şekilde kendi evinde aşığı olan Hilmi ile baş başa oturması, yine dindar biri olan ağabeyinin bir barda koruma olarak çalışması, dizi boyunca dindar rollerin selamsız sabahsız karşılaşmaları senaryonun gerçekliğe uymayan yönlerini oluşturuyor. Çünkü muhafazakâr kesimde bir genç kızın bir erkekle baş başa kalması, bir bekârın evine hem de o kişi evdeyken temizliğe gitmesi asla düşünülemeyecek temel gerçeklerdir. Peri’nin sorgulamalarının neticesinin yansıtılmaması, Gülbin’in ve ailesinin durumunun askıda kalması da dizinin eksiklerinden sayılabilir. Her dizisinde olduğu gibi bu dizide de Netflix’in müdahalesiyle zorlama bir lezbiyenlik durumunun senaryoya dâhil edildiğini görüyoruz. Tüm eksiklerine rağmen “Bir Başkadır” dizisi şimdiye kadar görmezden gelinen ve toplumda çoğunluğu oluşturan muhafazakâr camianın yaşamına içeriden özgün bir bakış özelliğini taşıyor. Netflix Türkiye’de tutunmak istiyorsa bu ve benzeri dizileri gerçekliğe uygun şekilde gündeminde tutmalıdır. Çünkü bu milletin büyük çoğunluğunun ahlaki değerleri, kültürleri ve yaşam tarzları dikkate alınmadan başarı sağlamaları mümkün görünmüyor.  

YORUM EKLE

banner26