Bir at kendini en fazla ne kadar saklayabilirdi?

Senem Gezeroğlu’nun kısa sayılamayacak Sakat At adlı öyküsünün farkındalık oluşturan en önemli yanı şüphesiz metinde kullanılan anlatım biçimleri ve anlatının dil özellikleridir.

Metnin fantastik kurgusu; masal, efsane, destan türlerinin biçem özellikleriyle hikâye anlatı tekniğinde buluşturulmuştur. Bu anlamda Sakat At adlı öykü tam bir metinler arası geçişe sahne olmaktadır.

Bu metinlerarasılık, parodi gibi anlatıyı ciddiyetten uzak kılan bir teknikle değil daha çok pastiş gibi ağırbaşlı bir teknikle sergilenmiştir. Genel kurgu fantastik ögeler üzerine kurulu iken dil ve anlatım özellikleri bu kurguyu daha çok masal, efsane ve öykü üçgenli bir iskelet üzerinde taşımaktadır.

Destansı ve efsanevi anlatım, eserde şiirsel bir üslûp oluşturmuştur. Bu şiirsel akışın metnin başından sonuna kadar aynı ölçüyle devam etmesi yazarın başka bir başarısı olarak nitelenebilir. Gezeroğlu’nun alışık olduğumuz edebî, sanatsal yönü ağır basan metinleri bu kez yerini edebiyatın ve sanatın akışkanlığına bırakmıştır, diyebiliriz.

Yazarımız genellikle kavramlar arasında soyut ve somut geçişlerle sözcük ve söz dizini tekrarları yaparak, yakın anlamlı kelimeleri eş zamanlı kullanarak, benzer ifadeleri farklı tümcelerle dile getirerek bazen de farklı ve zıt anlamları şekilce yakın ve benzer cümlelerle ifade ederek hatta çoğu kez bu zıtlıklardan ustaca yararlanarak Sakat At’ı şiirsel, coşkun anlatımıyla sürükleyici kılmıştır.

Bu biçem özelliği bazen Gezeroğlu’nun, biten cümlenin son sözcükleriyle yeni cümlelere başlaması, eylem tekrarına başvurması, tezatlardan doğan gücü kullanması, bazen de ibarelerin sonlarını kafiyelendirmesi şeklinde de kendini göstermektedir. “At murattı ama atın muradı böyle köle gibi yaşamak değildi.”, “… sözümden çıkmayacak, gözümden sapmayacak, yolumdan ayrılmayacaksın…” cümlelerini yukarıda bahsedilen dil işçiliğinin örneklerinden sayabiliriz. Bu tarz bir anlatı, doğasıyla yazarımızın leitmotiv tekniğini de sıkça kullanmasını berberinde getirmiştir. “… çak çak, tak tak, bundan sonra, böyle…” bu örneklerden sadece birkaçıdır.

Sakat At’ın kulak tırmalayan tek menfi yönü de yine Gezeroğlu’nun bu dil işçiliğinin üstüne fazlaca düşerek belki de bazı yerlerde tasvir ve tahlil cümlelerini yakın anlamlı söz dizinleriyle fazlaca ayrıntıya boğmasıdır, diyebiliriz.

Sakat At’ı okurken atın yaşadıkları ister istemez bize Şeyhi’nin Harnâmesi’ni; atın macerası, Feridüttün Attar’ın Mantıkut Tayr’ını ve öykünün sonunda atın düştüğü durum ile seyisin davranışları Yunan mitlerini düşündürüyor. Bu yolla da yazarın kurguda bir metinlerarasılık sağladığı kanaatindeyiz.

Gezeroğlu’nun anlatım ve dil özellikleri üzerinde bu kadar durmuşken Sakat At’ın tamamen şekil özellikleri üzerine temellendiğini düşünmemeli, tematik özelliklerine haksızlık etmemeliyiz. Zira Senem Gezeroğlu, bu masalsı anlatımın içine hikmetlerini çok ustaca yerleştirmiş bu yolla da okurun kalbine hitap ettiği gibi aklına da hitap etmeyi ihmal etmemiştir. Yazarımız hikemî tarzı o kadar başarılı kullanmıştır ki toplumsal iletilerini yerli yerinde esere yerleştirmiş, eserin akıcılığına ve coşkunluğuna halel getirmemiştir. “Bazı şeyler sırf hayal olduğu için güzeldir.”, “Yalnızlar kendi gölgelerinden bile hoşlanmazlar.”, “Bir salyangoz olsa kabuğuna çekilirdi ama bir at kendini en fazla ne kadar saklayabilirdi?” sözleri okuru düşünmeye sevk eden aforizma niteliğinden sözlerden sadece bazılarıdır.

Gel gelelim atımızın sonuna… O konuda da yazarımız öyküye yaraşır bir son kurgulamıştır lakin atımızın sonu hakkında okurun zihninde en az üç ihtimalin şekillenerek sonun bir muammaya dönebileceği kanaatindeyim. İster istemez ben de Sakat At’ın düşündüğü ve yaşadığı gibi: “Bazı şeyler sırf hayal olduğu için güzeldir.” düşüncesine kapılmaktan kurtulamıyor ve Gezeroğlu’nu böyle güzel hayaller kurup da bu hayalleri bu denli güzel dile getirdiği için kutluyorum.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Öğretmen Hanım
Öğretmen Hanım - 3 ay Önce

Ellerinize kaleminize sağlık, hikaye okuma ustalığı bu olsa gerek

banner26