Bilgiyi iyi yönetmeye ihtiyacımız var

Prag’ta güzel bir astronomik saat var. Saat başı Japon turistler önünde toplanır, ahşap havarilerin geçidini izler. Söylenceye göre saat ustası başka yerde bir benzerini yapmasın diye kör edilmiş. Çok uzak olmayan bir başka yerde Çin’dekiler kadar iyi porselen üretmeyi başaran usta uzun yıllar boyunca sarayın mahzenine hapsedilmiş. Sırrı başkasına söylemesin diye… Mahzende porselen üretirmiş. Şimdi mahzenin tabanındaki porselen kırıklarını araştırıyorlar. Efendim, Yahudiler hekimlik bilgisini iyi yönetmişlerdir. Yükselme Dönemi padişahlarının hepsinin yanındadırlar. Fatih’inki Hekim Yakub, II. Bayezid ve Yavuz’unki Jozef Hamon, Kanuni’ninki oğul Moşe Hamon, II. Selim’inki torun Jozef Hamon’dur. Kendilerinden memnun kalınmış ki bu böyle devam etmiş. Bilgileri var, bir disiplinleri var. Bilgi yönetilen bir şeydir, böyle bir boyutu var. Bilgiyi idare etmek, onu edinmek kadar önemli bir iş... Hemen her şeyi bilgi olarak tanımlayabiliriz ve bir ilave daha yapalım, bilginin yayılmadığı yerde palavra hüküm sürebiliyor. Avrupa Parlamentosu üyesi Pavel Svoboda 15 Temmuz’dan sonra twitliyor. "Otoriter İslamcı rejimi mi istiyoruz yoksa laikliği savunan askeri rejimi mi?" Ne kadar saçma değil mi? Ama gerçekten olan biteni bilmiyorlar. Berlin'de sohbet ettiğim bir Polonyalı Antalya’ya sık sık tatile geldiğini söylüyor. Sonra “Türkiye’de kadınların çalışmasına izin verilmiyormuş bu yüzden kalkışma olmuş” diyor. Tatile gelen birisi söylüyor bunu. Avrupa'da böyle birçok palavra var tedavülde olan.

15 Temmuz bize şunu hatırlattı. Yaverler, özel kalemler ne kadar önemli değil mi? En büyük zararı ancak yakındakiler verebilir çünkü. Pers veziri Artabanus prensi öldürüp suçu krala atmıştı. Bir başka vezir Bagoas kralı öldürdü ve tahta çıkardığı Arses haricinde kralın diğer oğullarını da öldürdü. İki yıl sonra Arses’i de öldürdü, yerine geçirdiğini de bir süre sonra zehirlemeye kalktı. Çok tuhaf ilişki ağları var. Akrabalık ve yakınlıkta da tuhaf şeyler var. I. Dünya Savaşı  patlak verdiğinde İngiliz kralı, Alman kayseri ve Rus çarı birbirlerinin birinci dereceden kuzeniydiler. Hepsi kraliçe Victoria'nın torunlarıydı. Bu ülkeler yakın sayılacak bir dönemde birbirleriyle savaş halindeydiler. Ama bugün olma ihtimali fazla değil... Bu, Batı'nın devlet aklının çalıştığını gösteriyor. Çeklere yakın tarihte en fazla sıkıntıyı Almanlar verdi. Bugün ilişkileri gayet iyi... Nedeni karşılıklı 100 milyar dolarlık ticaret yapmaları... Para kazanan bunca insan varken bir normalleşme yaşandı. 

Devlet refahı arttırmaya çalışır, ticareti düzenler. Bunu ortak menfaati en üst seviyeye çıkarmak için yapar. Kural koyar, ceza keser... Peki bir ülkenin başına gelebilecek en kötü şey nedir? İç çatışma...

Bütün bunlardan sonra sanırım şu bilgi devlet aklına dahil edildi. Milletin değerlerini, milletin bilgisini el üstünde tutmak, fitneyi önlemek devletin en önemli görevi. Fransız Devrimi’nde Hristiyanlığı ortadan kaldırmak isteyen Hebertistler var. Paris başsavcısı Pierre Gaspard Chaumette kiliseleri kapattırıyor. Onun yerine Notre Dame'da 10 Kasım 1793'te akla tapınma töreni düzenletiyor. Burada bir kadın oyuncuya tanrıça rolü oynatıyorlar. Büyük bir antipati doğurup tasfiye ediliyorlar. Aynı yüzyılda Edmund Burke çıkıp geleceğin, geçmişten kopuş değil, geçmişin bir devamı olduğunu savunuyor. Mahir Kaynak derin devletin işini “bir ülkedeki iç çatışmayı önlemek” olarak tarif edip Türkiye’de bu anlamıyla derin devletin olmadığını söylüyordu. Son yüzyıla dönüp baktığımızda Alevi-Sünni, Sağ-Sol, ila ahir çatışmalar yaşandı. Peki bu kesimlerin menfaatleri çok mu farklı? Değil... 

Buradaki siyasi bir bilgi. Siyasi bilgiler yöneticilerde bulunan bilginin ayarı, karatı ile ilgili. 78 yaşındaki bir ihtiyar, Köprülü Mehmet Paşa zamanındaki isyanları bastırıp asayişi sağladı. Onda bir kurgu vardı. Oğlu Fazıl Ahmet Paşa 26 yaşında sadrazam oldu. Babasının kurduğu sistemi daha da ileriye taşıdı. O da kendinden sonda gelen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'ya daha güçlü bir devlet bıraktı, altın tepsi içinde sundu. Öyle ki Merzifonlu Kutsal Roma Germen İmparatorluğunu yıkmaya girişti. Viyana kuşatması stratejisinde hata etti ama düşünmek gerekir, bu iyi yetişmiş devlet adamı neden imparatorluğu fethetmeye girişti? Daha önce Macaristan’ın bir kısmını alındığında Macarların yarısı Osmanlı tarafına dönmüştü. Aynı şekilde eğer Viyana’yı alsaydı İmparatorluğun tebaasının bir kısmı Osmanlı tarafına dönebilirdi. Kalan Macarlar, Çekler, Slovaklar, dönebilirdi. Bakın bu önemli bir bilgi...

Köprülü’nün elde ettiği bilgiler var. Yetiştirdiği bir devlet adamı modeli var. Köprülü’nün kardeşinin oğlu Amcazade Hüseyin Paşa var mesela. 1697’de Belgrad’ta bir savaş meclisi toplandı. O zaman Sadrazam Elmas Mehmed Paşa dedi ki biz Temeşvar üzerine gidelim. Amcazade Hüseyin Paşa ise Varadin üzerine gidilmesini tavsiye etti. Ama sadrazam aynı zamanda serdarı ekrem yani seferin komutanı hayır dedi. Ve ordu Zenta’da 11 Eylül 1697’de imha oldu. Osmanlı tarihinin en ağır mağlubiyetlerinden birisi. O zaman padişah anladı ve dedi ki sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa olacak. Uzunçarşılı Hüseyin Paşa için şunu yazıyor: Adam yetiştirmeyi sever, meziyetli ve kabiliyetli insanları ileri çekip himaye ederdi. Buradaki fikri etüd etmek gerek. Köprülü bir gelenek oluşturdu. Devlet adamı geleneği… Gelenek dediğimiz zaman aklımıza el sanatları, halk oyunları değil devlet gelmeli. Devletler geleneklerden beslenir. Ki, tarihi olayları iyi sorgulamalıyız. Neden 41 yaşında öldü Köprülü Fazıl Ahmet Paşa? Tarih kaynakları farklı bilgiler de veriyor. Kimisi yorgunluktan öldü diyor, kimisi siroz diyor. Bunu tam olarak bilemiyoruz. Zehirlenmiş de olabilir. Bir aydan daha kısa süre görev yapan 8-9 papa var. VII. Urban, IV. Celestine, II. Damasus, III. Pius… Acaba doğal nedenlerle mi öldüler? Bunu sorgulamak lazım. Bugün Köprülülerle ilgili bir dizi çekilebilir. Çünkü biz diziler üzerinden düşünmeyi, tefekkür etmeyi seviyoruz. Ve şu soruyu da sormak gerekir, 2040'ların, 2050'lerin Türkiye'yi yönetecek kadrolar yetiştirildi mi, yetiştiriliyor mu? Böyle bir vizyon var mı? Bazı kimseler yıllar boyu özel olarak yönetime hazırlanıyor. 

Mesela Ukrayna cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy bir komedyendi. Siyasette kısa süre içinde büyük bir halk desteğini arkasına alarak devlet başkanı seçilmişti. O zaman yüzde 73 oy aldı. Peki, bir komedyen nasıl böyle bir başarı kazandı? 2015 yılında Ukrayna sokaklarında onun fotoğrafının olduğu ve "Halkın başkanı" yazan reklam afişleri ortaya çıkmıştı. Önce pek mana verilemeyen bu reklamların Zelenskiy'nin başrolünde olduğu Sluha Narodu - Halkın Hizmetkârı adlı yeni televizyon dizisine ait olduğu anlaşıldı. Programın ekrana geldiği 1+1 televizyon kanalı, 2019 yılbaşı gecesinde Devlet Başkanı Petro Poroşenko'nun halka seslendiği geleneksel yeni yıl programı yerine Zelenskiy'nin devlet başkanlığı adaylığını açıkladığı konuşmaya yer verdi. Dizide bisiklet kullanan ve yolsuzluklara savaş açan bir devlet başkanını canlandırıyordu. Onunla ilgili iddialardan biri de TV kanalının sahibi olan Kolomoyskiy'nin desteğiyle devlet başkanlığına aday olduğuydu. Ukrayna’nın ikinci veya üçüncü en zengin işadamı olan bu kişinin Ukrayna, Kıbrıs ve İsrail vatandaşlığı var. PrivatBank’ın kurucularından ve Dnipropetrovsk’ta valilik yaptı.

ABD'de Kim Kardashian hapishanelerde kötü muamele gören mahkûmların haklarıyla ilgili çalışıyor ve hukuk tahsili görüyor. Kim Kardashian müebbet hapis cezası almış ve şartlı tahliye olmaksızın yıllarca hapis yatmış yirmiye yakın mahkûmun serbest bırakılmasını sağladı. ABD’de yaklaşık 2.3 milyon mahkum var ve Kardashian’ın çalışmaları büyük bir ses getirdi. Covid salgınının hapishanelere sıçramaması için cezaevindeki mahkûmların serbest bırakılması çağrısında bulundu. “Siyaseti düşünür müsünüz” sorusuna “yapılacak çok şey var” cevabını veriyor. Absürt gelebilir, ama bu modeli iyi analiz etmek gerek.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hamdi Özer
Hamdi Özer - 2 ay Önce

HARİKA bir harmanlama.

Bahtışen Kutalmış
Bahtışen Kutalmış - 2 ay Önce

Rical-i devlete çok güzel tavsiyeler, umarım dikkate alınır, kaleminize sağlık hocam.

engin
engin - 2 ay Önce

kaleminize yüreğinize sağlık hocam. devamını da bekleriz.

banner19

banner36