Aynalıkavak Kasrı yazılarında Osmanlı-İran rekabeti

Aynalıkavak Kasrı, Haliç’te bir zamanlar “Tersane Sarayı” adı verilen yapı topluluğundan günümüze kalan özgün bir eserdir. Geniş bahçesiyle birlikte hâlen Milli Saraylar’a bağlı bir müze durumundadır. Kasrın Okmeydanı tarafına açılan bahçe kapısındaki kitabe ve kasrın iç duvarlarını süsleyen yazılar, mimari özellikleriyle birlikte büyük önem taşıyor. Son demlerini yaşayan klasik Osmanlı mimarisi burada klasik Osmanlı şiiri ve hat sanatıyla buluşuyor.

Kasır bugünkü şeklini Sultan III. Selim devrinde almıştır. Sanatkâr padişahın kaderi burada devrin üç önemli ustasıyla kesişiyor; Şeyh Galip Dede Efendi, Enderunlu Fazıl ve hattat Yesari Mehmet Esad Efendi. Aynalıkavak’ta öncelikle hat sanatında İran’a bir meydan okuma söz konusudur. Yesari, ünlü Safavi hattat İmad-ı Haseni tarafından zirveye taşınan Talik hattını Osmanlı zevkine uygun şekilde kendine özgü tarzıyla geliştirdi. Bunun için “İmad-ı Rum” lakabını aldı. Vücudunun sağ tarafında rahatsızlığı olduğu için sol eliyle yazmış, bunun için kendisine “solak” anlamında “Yesari” lakabı verilmiştir. Beylerbeyi Camii, Hacı Selim Ağa Kütüphanesi, Emirgan Camii gibi birçok yapıdaki Celi Talik kitabe onun eseridir.

Beyitlerde görülen rekabeti hakkıyla anlamak için Osmanlı ile İran arasındaki tarihi ilişkileri hatırlamak gerekiyor. Rekabetin sembolik geçmişi Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail devrine kadar gidiyor. Bu etnik bir karşılaşma değildir. Çünkü iki tarafta da Türk unsurunun ağırlığı vardır. İran topraklarında bin yıla yakın Türk hakimiyeti söz konusudur. İslâm öncesi dönemlere dayanan Fars kimliği inşası modern zamanlara ait bir olgudur. Rekabet, Osmanlı ve Safavi hanedanları arasındadır. Osmanlı Sünni dünyanın, Safaviler Şii dünyanın lideridir.  Dini ve siyasi rekabetin, günlük hayatta kendini gösteren, kültürel boyutları vardır.  

Hafız, Hayyam, Mevlana ile aynı kaynaktan beslenmiştir. Bu nedenle lakabı “Rumi” de olsa İran, Mevlana’yı sahiplenir. Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim amansız rakiptir. Ama ikisi de dönemin önemli şairleri arasındadır. Şah İsmail “Hatayi”, Yavuz Sultan Selim “Selimi” mahlasıyla Türkçe divan sahibidir. Birçok Osmanlı şairi Türkçe, Farsça ve Arapça divan yazmıştır.     

Lale Devri rekabet ve çatışmanın en yoğun yaşandığı dönemlerden birisi oldu. Haliç’teki ünlü Sadabad Kasrı sanıldığı gibi sadece Versay ve Fransız rokokosunun etkisi altında yapılmadı. Osmanlı kültürünün İran’a üstünlüğünü göstermek için inşa edildi. O zaman Safavi başkenti olan İsfahan abartılı bir şekilde “nısf-ı cihan” (dünyanın yarısı) diye tabir ediliyordu. Merkezinde ünlü Çehel (Kırk) Sütun Sarayı vardı. Sadabad Kasrı, Çehel Sütun sarayından “daha ihtişamlı” olmak üzere yapıldı.

Ünlü divan şairi Nedim, Lale Devri’nin ruhunu temsil eder. Şiirlerinde Osmanlı-İran rekabeti yoğun bir şekilde kendini gösterir. Birçok mısraında Osmanlı padişahının İran şahına olan üstünlüğünü dile getirir. Sadabad Kasrı onun için önemli bir vesile olmuştur.

Der Vasf-ı Sadabad-ı Nev Bünyad (Yeni İnşa Olunan Sadabad Hakkında) kasidesinde Sadabad’ı görünce İskender bile parmağını ısıracaktır. Böyle bir saray ne İran’da ne Turan’da görülmüştür. Onu görseydi ünlü İran Kisra’sı Nuşirevan’ın tacı başından düşerdi. Ünlü beytinde şöyle diyor;

Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî-misl-ü behâdır

Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır

Yüzyıllara dayanan rekabet Aynalıkavak Kasrı duvarlarındaki yazılarda da görülür. Kasrın Okmeydanı yanı kara tarafındaki caddeye bakan cümle kapısı üzerinde mermer bir kitabe vardır. Şeyh Galip buradaki tarih kasidesinde Sultan’a övgüler sunarken İran’la karşılaştırmalar yapıyor. Padişah öyle güçlüdür ki kaşının bir hareketiyle İran mitolojisinin ünlü kahramanı Behram derhal itaat eder, teslim olur;

Sa’d-ı râmih nîrû-yi ikbâlinin tirkeş-keşi

Cünbüş-i ebrûsuna Behrâm râm-ı inkıyâd                                

Kasrın kara tarafından girişinde yer alan Divanhane duvarlarını Yesari hattıyla Enderuni Fazıl’ın kasidesi süslüyor;  

Pîşgâhında temâşâsı müferrih hakkā

Sa’d Vakkās’ın o meydânı ile hânkehi

Huzurunda temaşası gerçekten ferahlık verir

Sa’d b. Vakkas’ın o meydanı ile misafirhanesi

Şiirde Kasrın Ok Meydanı’na olan yakınlığı özellikle vurgulanıyor. Bunun için şair meydanı “Sa’d b. Vakkas’ın Meydanı” olarak tanımlıyor. Sahabe’den ve büyük komutanlardan Hz. Sa’d b. Ebu Vakkas, iyi bir okçuydu ve özellikle Uhud Savaşı’ ndaki isabetli ok atışlarıyla Hz. Peygamberin övgüsüne mazhar olmuştu. Bu nedenle okçuların piri sayılmaktadır. Buradaki önemli özelliği; İran’ı dize getiren Kadisiye Savaşı’nda İslam ordusunun kumandanı olmasıdır. İran ordusunun kumandanı ise Rüstem’dir. Bu açıdan, kendilerini sürekli İran’la karşılaştıran Osmanlı şairleri için önemli bir sembol durumundadır.

Sa’d’ın bir özelliği de dualarının makbul olmasıdır. Okları gibi, duaları da isabetlidir. Bu yüzden çevresindekiler onun bedduasından kaçınmıştır. Bütün bu sebeplerden şair, İran’la yapacağı karşılaştırmalar için Sa’d b. Ebu Vakkas’ı seçmiştir. Bu meydan Hz. Sa’d’ın meydanı, bu kasır Hz. Sa’d’ın misafirhanesidir. Artık İran’ın bütün güzellikleri, zenginlikleri ne yapsın? Nasıl olsa Hz. Sa’d’a boyun eğecektir.

Padişah o kadar güçlüdür ki İran’ın büyük komutanı Zaloğlu Rüstem onun yanında ancak küçük bir sipahi olabilir;

Rüstem-i Zâl rikâbında bir ednâ sipehi

Padişahın en çok önem verdiği ve zamanını geçirdiği Beste Odası’nın duvarlarında yine Yesari hattıyla Şeyh Galib’in 36 beyitlik kasidesi yer alıyor. Burada Kasrı ve Sultan’ı överken İran kültürüyle karşılaştırmalar yapıyor. Kasır bakanları öyle hayrete düşürür, hayallere sürükler ki baharın rengini giydiğinde ünlü İranlı minyatür sanatçısı Bihzad, onu tasvir etmekten aciz kalır;

Eğer reng-i bahârı sürse tasvîr edemez Bihzâd

İran hükümdarı Nuşirevan’ın torunu olan Hüsrev’in lakabı Süreyya’dır ki bu yedi parlak yıldızdan oluşan bir kümedir. İşte o yedi yıldız ancak kasrın duvarlarına süs olabilmektedir;

Ne kasr ammâ ki Heft Evreng-i Husrev nakş-ı dîvârı

Osmanlı ve İran arasındaki siyasi ve kültürel rekabet yüzyıllar boyunca devam etmiştir. Aynalıkavak yazılarında bu rekabetin tipik yansımaları görülür.

YORUM EKLE

banner19

banner36