Avrupa, Victor Hugo ve Goethe’yi örnek almalı

Avrupa tarihinin en büyük iki yazarının Avrupa ülkeleri tarafından büyük tehdit olarak görülen İslam'la olan ilişkisine dair bir şeyler söyleyelim.

Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832) İslam medeniyetine son derece yakın birisiydi. Goethe "Mahomets gesang" adlı şiirinde Hz. Muhammed'i bir nehre benzeterek övmüştür. Ercan Aslaner'in çevirisiyle:

...Ülkeler açılır uğradığı yerlerde
Yeni şehirler doğar ayaklarının altında…
Kulelerin alev zirvelerini
Ve haşmetli mermer saraylarını
Bırakıp arkasında
Yürür mukadder yolunda
Dalgalanır başının üstünde binlerce bayrak
İhtişamının şahitleri
Evlâtlarını Rabbine ulaştırarak
Karışır İlâhî ummana coşarak!

"Divan" adlı eserinde ayet ve hadisleri ele alarak onları açıklamaya çalışan yine Goethe'dir. Şubat 1816'da ise kendisinden bahsederken "şair Müslüman olduğu iddialarını kesinlikle reddetmez" yazmıştır.

Victor Hugo da İslam'a yakın duruşuyla Goethe'ye benzemektedir. Hz. Muhammed'e mersiye niteliği taşıyan "L’An neuf de l’Hégire / Hicri Dokuzuncu Sene" adlı uzun şiiri Hassan bin Sabit'inkiler gibi küfre karşı İslam'ı şuurlu bir müdafaa gibidir. Yakup Yaşa'nın çevirisiyle bir alıntı:

"...Dalgındı; birden, şöyle dedi: "Herkes duysun!
Allah benim adımı andı! Bundan emin olun
Topraktan insan, nurdan bir peygamberim
İsa'nın getirdiği dini tamamlamaya geldim.
Ashabım, ben sabır taşıyım, İsa tatlı dilliydi.
Zira her şafak, doğacak güneşin müjdecisi
İsa benden önce, ama ne Tanrıdır ne de oğlu
O, gülü koklayan Bakire Meryem'den doğdu.
Unutmayın, ben de etten kemikten bir faniyim
Kuruyan bir balçıktan başka bir şey değilim..."

 

Burada meselemiz Hugo veya Goethe'nin inancını sorgulamak değildir. Avrupa'nın dünya için barış üretebilmesi, Müslümanlara daha sıcak bakabilmesidir. Stockholm'un %20, Marsilya'nın %25, Köln ve Frankfurt'un % 12 Müslüman nüfus barındırdığı bir Avrupa'nın yöneticileri İslam'la yakınlıklarını gecikmeden tesis etmelidir.

Avrupa'nın meselesi entegrasyon olmalıdır. Mesele, Fransız milli takımının en iyisinin Zidane veya Pogba olmasıdır. Sonuçta toplum bir değerler sistemidir ve Avrupa için bu değerlerin yeniden inşa edilmesine ihtiyaç var. Avrupa insan haklarına yabancılaşan değil, sahip çıkan bir yeni bir inşa faaliyetine girişmelidir.

Biz devletlerin ayakta kalmak için kültüre dayandıklarını vurgulayalım. Burada Goethe’nin veya Victor Hugo’nun kültür bilincinin Avrupa felsefesinde konumlandırılma gereği ortaya çıkıyor.


 

YORUM EKLE