Allah tahammül gücümüzü artırsın

Bir kadın Allah'ın rahmetinin en bariz tecellisi olarak rahminde bir can/cenin taşımaya başladığında artık anne olur. Atılmış bir damla su / meniyyün yümna, Allah'ın rahmeti sayesinde ana rahminde insan olur. İnsanoğlu sadece bu gerçeğin farkına varıp anlasaydı (bilseydi demiyorum, zaten biliyor ve teknoloji sayesinde bebek olma sürecinin filmini kayda bile alıyor) diğer hakikatleri anlaması daha kolay olacaktı.

Neden yaratıldığını, nasıl yaratıldığını unutan insan, kendini yaratıcının yerine koymaya başladı. Kibrinden dolayı bu gerçeği anlamak istemeyenlere Allah hatırlatıyor:

“İnsan neden yaratıldığına bir baksın!  O atılan bir sudan yaratıldı.”[1]  

O bir damla suyu anne merhameti ile yüklenen kadın, aslında yeryüzünün en kıymetli varlığını taşımaya başlamıştır. Yüklenip taşıdığı değerden dolayı artık ona hâmile denir. Yani yüklenen, taşıyan…

Günlük hayatında yük taşımayı iş ve adet edinenlere ise hamal denir.

Kendilerine torpil ve ayrıcalık yapılmasını isteyen kimseler makam ve mevki sahibi yakınlarından aldıkları “hâmili kart yakınımdır” yazılı bir kart ile çalarlar önemli kapıları. Bilmezler ki taşıdıkları bu kart işleri kolaylaştırırken hesabı zorlaştırır. Aslında bu kart ile taşıdıkları şey vebaldir.

Taşınabilen şeylere mahmul, taşınamayan şeylere ise gayrimahmul denir. Tıpkı menkul ve gayrimenkul gibi…

Erdemin ve insani değerlerin yukarıdan aşağıya doğru menkul olduğu bir dünyada hâmili kart olmaya rıza gösterip iş ve makam sahibi olmak makul görülürken, helal rızık için hamallık yapmak gayrimakul görülmektedir.

Oysa insan diğer varlıklardan farklı olarak yeryüzünde en ağır sorumluluğu yüklenmiştir. Bir vebal olarak yüklendiği şey emanettir:

“Biz emaneti göklere, yerlere ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir.[2] 

Hâmili Kur'an olmanın bilincinde olan insanın hayatı Kur'an ile değişir. Bir su damlası olarak başladığı insan olma yolculuğunda ahseni takvim derecesine ulaşır. Kur'anî sorumluluğu yüklenmek fakat sorumluluğun gereklerini taşımamak da onu esfele safiline düşürür. Aslında insanoğlunun hayatı bu iki nokta arasındaki iniş çıkışlardan ibarettir. Hâmili Kur'an olan kişi Kur'an'ın mesajını hem kendinde / kendine taşır, hem de başkalarına.

Hâmili olduğumuz sorumluluklardan kaynaklanan zorluklara tahammül edebildiğimiz ölçüde ahseni takvime yaklaşırız. Peygamberler tahammülün en geniş sınırlarını gösteren model insanlardır. Usvetü’n Hasene / en güzel örnek olan Peygamberimiz (sas) Hâmili Kur’an olduktan sonra eziyet görmüş, acı çekmiş, aç bırakılmış, boykot edilmiş, sürgün edilmiştir. Yüklendiği ve taşıdığı değerler için savaşmış, yaralanmış, en yakınlarını bu davaya şehit vermiştir.

Yüklendiğimiz değerler hak olduğunda, o değerler için gösterdiğimiz tahammül bizim Allah nazarındaki değerimizi belirler.

Bugün en temel sorunlarımızdan biri hâmili olduğumuz şeylere tahammül edemiyoruz. Tahammül sınırlarımız daraldı. Sadece İslami konularda değil, insani konularda bile tahammül gücümüzü kaybettik.

Evlat kendisine hâmile olup, onu hem rahminde hem sırtında taşıyan anasına tahammül göstermiyor. Anneler sanki evlat değil de kendilerine efendi doğruyorlar. Anne hâmile kalıp karnında taşıdığı, sırtında taşıdığı evladına karşı tahammülünü kaybediyor ve yeni hamilelikler istemiyor.

Evliliğe tahammül azaldı. Aile mahkemeleri boşanma davalarına yetişemez oldu. Birinci yılını bile tamamlayamayan evlilikler çoğaldı. Müzmin bekârlar arttı.

Komşuya tahammül azaldı. Öfkeli bir şahıs, müziğin sesini çok açtı diye komşusuna kurşun sıkabiliyor.

İnsana tahammül azaldı. Agresif bir sürücü, kornaya bastı diye başka bir sürücünün üzerine levye ile yürüyebiliyor.

Misafire tahammül azaldı. İnsanlar kimseye gitmek istemiyor, kimseyi evine davet etmek istemiyor.

Zamana tahammül azaldı. Artık insanlar yarım saat de olsa bir konuşmayı dinleyemiyor, bir programı izleyemiyor.

Açlığa tahammül azaldı. Toplumun geniş bir kesimi obez oldu. Üç öğün yemek az geldi. Hayatımız fast food oldu.

Çalışmaya tahammül azaldı. İnsanlar kendi yapabileceği basit işleri bile ücret mukabilinde başkalarına yaptırmaya başladı. Temizlik işini şirketler, çocuk bakım işini kreşler, yaşlı bakım işini huzurevleri(!) yapmaya başladı. Belki yeni iş alanları açıldı; baca temizleme, halı yıkama, oto yıkama, ağaç budama, odun kesme gibi çalışma alanları oluştu. Fakat bir işte uzun süreli çalışma alışkanlığı yok oldu.

Zorluklara tahammül azaldı. Çocukların psikolojileri bozuldu. Büyükler stres oldular. Bunalım, depresyon aldı başını yürüdü.

Bütün bunların üstüne bir de biz okurlarımızın tahammül sınırlarını zorlamayalım. Unutmayalım ki zorluklara tahammül İslamî bir bilinçle ve Allah rızası için olduğunda Sabır’a dönüşür.

“Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”[3]  

 

[1] Tarık, 5-6

[2] Ahzab, 72

[3] Bakara, 153

YORUM EKLE
YORUMLAR
Turgut Akça
Turgut Akça - 8 ay Önce

Güzel, kaleminize ve yüreğinize sağlık.

Halide Kılıç
Halide Kılıç - 8 ay Önce

Hocam çok guzel bir yazi katiliyorum Allah razi olsun

Süleyman ekşi
Süleyman ekşi - 8 ay Önce

Yüreğine sağlık her yazınız birbirinden güzel ve anlamlı

banner19

banner13

banner26