Zorlu dönemin sembol isimlerinden!

Prof. Numan Kurtulmuş 2009 yılında bir programda babasını, İlim Yayma Cemiyeti'nin önde gelen isimlerinden merhum Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş'u anlatmış. Çalıntılıyoruz.

Zorlu dönemin sembol isimlerinden!

 

İlim Yayma Cemiyeti, hayırseverliği ve örnek kişiliğiyle binlerce öğrencinin yetişmesine vesile olan Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş'u anma ve anlama konulu bir program düzenledi. Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, babası Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş'u anlattığı programa İlim Yayma Cemiyetine emeği geçmiş önemli isimlerin yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı.  "Bir Sosyal Tabip Dr. İsmail Niyazi Bey ve Dönemi" konulu program İstanbul Fatih'te Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş'un ismini taşıyan yurtta gerçekleştirildi.

Programda, Prof. Dr. Mahmut Kaya, Doç. Dr. Nedim Urhan, Asım Taşer, Yrd. Doç . Dr. Zülfikar Tüccar, Av. Fehim Çelikkol gibi isimler Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş ile olan anılarını paylaştılar.

Programda babasını anlatan Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, programa katılanlar tarafından ilgiyle dinlendi. Başta babası Dr. Niyazi Kurtulmuş olmak üzere İlim Yayma Cemiyeti'ne hizmet eden herkesin hayırla yad edilmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, "Çünkü onlar korkusuzca bu dava için mücadele etmişlerdir. İlim Yayma Cemiyeti Türkiye'deki bütün hayır kurumlarının öncüsüdür. Herkesin gerici ve irticacı diye dalga geçtiği bir dönemde bu cemiyet İmam Hatip Okulları'na sahip çıkarak yeni bir neslin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Başta rahmetli babam olmak üzere İlim Yayma Cemiyeti'ne hizmeti geçen herkesten Allah razı olsun" dedi.

"Babamı nasıl anlatabilirim diye düşündüğümde benim açımdan 'yetişme tarzı, kişiliği, aile içindeki ilişkileri ve sosyal ilişkileri" olmak üzere 4 ana başlık ortaya çıktı" diyen Kurtulmuş babasını şöyle anlattı:

Nasıl yetişti?

Babamın yetişme tarzında "Amentü Şerhi"nin yazarı Dedem Numan Kurtulmuş Bey’in çok büyük emeği var. Babama, amcalarıma ve halama hayatlarında hem dünyalarını hem de dinini öğretmeyi başarmış. Küçük yaşlardan itibaren hem dünyayı iyi okuyabilme kabiliyetini kazanmaları için ne gerekiyorsa yapmış hem de dinlerini anlamak ve yaşamak noktasında çok büyük etkisi olmuş. Ayrıca kişiliklerinin oluşmasında da İslami hassasiyetlerinin kişiliklerinin baskın vasıfları haline gelmesinde de, rahmetli dedemin hem öğretici hem de mürebbi vasfıyla çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca babaannem de, dedemin tamamlayıcısı olmuştur.

Tevazusu sahibiydi

Kişiliğinde 7 vasfı öne çıkıyor. Bunlardan en önemlisi gerçekten artık şahsiyetine yansımış olan tevazusuydu. Olağanüstü bir mütevazılığı vardı. Kendi sosyal konumu ne olursa olsun hiçbir zaman asla o konumunun tevazusunu bozacak bir davranışı olmadı. Özellikle de toplumsal statü olarak kendisinden aşağıda olan insanlara karşı daha dikkatli davranırdı. Dolmabahçe Sarayı'nda doktor iken beni defalarca uyarmıştır. Kapıcılara ve odacılara efendi diye hitap edildiği bir zamanda o özellikle onlara 'bey' derdi. Müdürlere gösterdiği saygıdan daha fazlasını bahçıvanlara ve kapıcılara gösterirdi. Apartmanımızın kapıcısı vardı ve ona her zaman bey derdi ve bunu yaparken de asla mübalağa yapmaz içselleştirilmiş bir davranış olarak yapardı.

Edepliydi

Kendisi tam bir edep abidesiydi. 100 metrekare bir evde biz 5 kardeş annem, babam hep birlikte yaşadık. Ama hayatımız boyunca biz babamı atletle dahi görmedik. Edebini göstermek bakımından bunu ifade etmek isterim. 6 ay komada yattı bu dönemde bile edebine çok dikkat etti.

Diğergamdı

Üçüncü bir özelliği diğergamlığıydı. 1974 yılında babamın yakın dostu Adalettin Bey'in annesi hasta olmuş, o dönemde kendisinde de kalp krizi başlangıcı var. O halde gidip hastayı tedavi ediyor ve eve geldiğinde ağır bir kalp krizi geçiriyor. Sonradan bize anlattı ki, hastaya gitmeden önce bir şeyler hissetmiş. Ona rağmen çok yakın bir arkadaşının annesini tedavi etmekten geri kalmıyor ve o diğergamlığı ortaya koyuyor.

Yardımseverdi

Bir başka hasleti, yardımseverleğiydi. Tabelasında Perşembe günleri muayene ücretsiz yazardı.  Ha Perşembe günleri almazdı da, diğer günleri alır mıydı o da şüphelidir. Gece üçte, birisi telefon ederdi hiç tereddüt etmeden kalkar, gider ve yardımını gösterirdi. Son hastalğına kadar sürekli Perşembe günleri ücret almazdı. Onun her zaman 'karz-ı hasen' kesesi vardı. O kesede sürekli altınları bulunurdu ve sürekli ihtiyacı olanlara altın verirdi, o kesede altınlar hiç eksilmezdi. Bu halka ve kendi vicdanına karşı yaptığı bir şeydi.

Samimiydi

Biz sürekli başkalarının çocuklarını İmam Hatip Liselerine gitmelerini teşvik ediyoruz ama biz neden İmam Hatip bitirmedik diyerek bir tıp doktoru olarak 51 yaşında İHL diploması almış bir insan. Bu onun samimiyetinin en açık örneklerinden biridir. O dönemde hocalardan Arapça, Farsça ve kıraat dersleri aldığını ben biliyorum. Ayrıca biz herkesin çocuğunu İHL'lere davet ediyoruz kendi çocuğumuzu da buraya göndermeliyiz diye düşünerek evin tek erkek çocuğu olan beni de İmam Hatip'e göndermiştir. Bu da onun samimiyetini gösteriyor.

Aile içi ilişkileri

Aile içi ilişkiler açısından bizlere her zaman örnek olmuştur. Bizler namazı anlayana kadar da cemaatle kendi evde kıldırdı. Ne zaman ki, biz büyüdük ondan sonra tamam artık ben cemaate gidebilirim diyerek, Sanki Yedim Camii'ne cemaate başlamıştır. Kendisi "sahib-i tertip" birisiydi. Hiçbir vakit namazını kaçırmamış bir insandı. Vasiyetinde iki tane sabah namazında güneşin doğup doğmadığı konusunda şüphesi olduğunu ve yine iki tane de orucunu erken açmış olabileceğini belirtmiş ve bunun için sadaka vermemizi istemiştir. Okumayı teşvik etmiştir. O dönemlerde kız çocuklarının okutulmadığı dönemlerde kız çocuklarının eğitim alması gerektiğini savunmuş ve bütün kardeşlerimi okutmuştur. Bizim sosyalleşmemiz için önemli çaba harcardı beni ve bütün kardeşlerimi bütün açılışlara, panellere, konferanslara, tiyatrolara ve seminerlere götürürdü. Bir anımı paylaşayım: "İstanbul Valisi Vefa Poyraz Bey bir açılışa gelecek ve babam beni o açılışa götürmek istiyor. Ben de gitmek istemiyorum. Babam da bana 'oğlum bak vali bey de gelecek' diyor. Ben de, 'baba ben valiyi görmek istemiyorum. Bıktım valiyi görmekten' dediğimi hatırlıyorum" Yani sürekli sosyalleşmemizi teşvik ederdi. Geniş ailenin birlik ve berberlik içinde olmasına dikkat ederdi.

Sosyal ilişkileri

Babamın önemli bir özelliği de sosyal ilişkileriydi. Babam doktordu ve bu mesleğini hiçbir zaman para kazanma ve sosyal statü sağlama aracı olarak değil, doktorluğun bir sosyal hizmetin aracı olarak kullanmıştır.  'Biz çok zor şartlarda dinimizi yaşadık. Ama diplomalarımız ve kariyerlerimizi bu medeniyetin değerlerini korumak için bir balyoz gibi kullandık' derdi. Bizim evde paraya hiç önem verildiğini hatırlamıyorum ve doktorluğunu da bu yönde kullanmıştır. Herkesle çok iyi ilişki kurabiliyor, ama kişiliğinden de asla taviz vermiyordu. Son derece disiplinliydi. İş hayatında her zaman mesaisine dikkat ederdi. Yaşantısını kimliğini ve fikirlerini gizlemiyordu ve herkesten saygı görüyordu. Kur'an öğrettiği yüzlerce insan vardır. Kendine özel yöntemleriyle Kur'an dersleri verirdi.

İlim Yayma Cemiyeti onun birinci çocuğuydu

Sosyal ilişkileri açısından hayatında en önemli yeri İlim Yayma Cemiyeti tutuyordu. Biz 5 kardeştik İlim Yayma Cemiyeti 6'ncı kardeşimizdi. Ama babamın zihninde her zaman birinci sırada İlim Yayma Cemiyeti vardı. Gece yarılarına kadar neler yapılması gerektiğini düşünürdü. Kurban faaliyetleri, çocukların yurda yerleştirilmesi faaliyetleri ve para toplama faaliyetleri onun zamanının önemli bir bölümünü alırdı. Kurban Bayramı'nda bizi unuturdu. Biz babamla bayramın birinci günü akşamı bayram yaptığımızı çok hatırlıyorum. Bizim ev bu işlerin merkeziydi. Bu işlere o kadar yürekten sarılmıştı ki, o zaman yeni bir araba aldık. Bir şey oldu ve bana 'git şurada bu kadar deri var o derileri al gel' dedi. Benim derdim arabaya deri koyacağız ve araba deri kokacak. Hayatında o kadar kızdığı anlar çok azdı ve en fazla kızdığı anlardan biri de o zaman oldu. Ayrıca İlim Yayma Cemiyeti'nin bütün yönetim kurulu toplantılarına katılmıştır. İlim Yayma Cemiyeti'nin sosyalleşmesinde ve farklı çevrelerle ilişki kurmasında da önemli bir fonksiyon icra ettiğini biliyorum. Hasan Sağlam Paşa 12 Eylül'den sonra Cemiyeti tavsiye etmek üzere Kayyum olarak atanmış ama iyi ilişkiler sayesinde daha sonra kendisinin de önemli faydaları olmuştur. Yine Dr. Cavit Aydın Bey’in de önemli hizmetleri olmuştur. Tabi burada bütün isimleri sayma imkânımız yok ama çok sayıda insanın bu davaya emeği geçmiştir.

Bu neslin hayırla yâd edilmesi lazım. Çünkü onlar korkusuzca bu dava için mücadele etmişlerdir. İlim Yayma Cemiyeti Türkiye'deki bütün hayır kurumlarının öncüsüdür. Herkesin gerici ve irticacı diye dalga geçtiği bir dönemde bu cemiyet İmam Hatip Okulları'na sahip çıkarak yeni bir neslin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Başta rahmetli babam olmak üzere İlim Yayma Cemiyeti'ne hizmeti geçen herkesten Allah razı olsun.

Numan Kurtulmuş anlattı

Milli Gazete'den ç-alıntılandı

Güncelleme Tarihi: 16 Haziran 2017, 13:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13