banner17

Yusuf Kaplan dunyabizim'i yazdı

Sitemizin sıkı takipçilerinden Yusuf Kaplan Yeni Şafak'taki köşesinde dünyabizim'i yazdı.

Yusuf Kaplan dunyabizim'i yazdı

Bir duyarlığı yeşertmek mi istiyor/sun/uz? “Dünyabizim”; öyleyse…

Teknolojinin hayatımızı çepeçevre kuşattığı ve çoraklaştırdığı bir tekno-paganizm çağında yaşıyoruz. "Teknoloji tanrısı" hükmediyor hayatımıza… Cep telefonlarından, i-pod'lara, i-phone'lara, facebook'lardan twitter'lara teknoloji, hayatımızı çalıyor ve teslim alıyor bizi ve her şeyimizi.

"Teknoloji tanrısı"nı nasıl dize getirebiliriz? Elbette ki, yine teknoloji vasıtasıyla… Teknolojiye teslim olmak yerine, teknolojiyi teslim alarak…

Yusuf Kaplanİyi de, nasıl? Teknolojiye esaslı bir ruh üfleyerek meselâ… Kendi gökkubbemizi, kendi tekevvün mekânlarımızı ve imkânlarımızı inşa etme çabasına soyunarak teknolojiyi dönüştürerek… Kendi normlarımız, aslî dinamiklerimiz doğrultusunda teknolojinin türlü formlarını yeniden-formatlayarak… Ama önce mevcut kodları kırmak ya da dönüştürmek şartıyla… Sonra da kendi normlarımız doğrultusunda teknolojinin türlü formlarına hayatımızda ancak hak ettiği yeri vererek ve ihtiyaç duyduğu ruhu üfleyerek…

Bunun örnekleri var mı peki? Az da olsa var… Yaklaşık 7-8 aydır yayın yapan http://www.dünyabizim.com sitesi, bu az ama öz güzel örneklerden biri. Dünyabizim sitesi, bir duyarlığın canlı tutulmasına, hatta bir adım daha ötesine giderek yeşertilmesine kapı aralıyor.

Burada "canlı tutma" ve "yeşertme" fiillerini edilgen kullandığıma özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Bir duyarlığı canlı tutuyor, yeşertiyor demedim; bir duyarlığın canlı tutulmasına, yeşertilmesine kapı aralıyor, dedim.

"Ne var bunda?" demeyin. Bütün hikâye burada gizli çünkü…

Şöyle ki…

Tekno-paganizm, münhasıran, "araçsal aklı"n hükümferma olduğu bir aralık. Araçların, dolayısıyla niceliğin amaç / nitelik katına yükseltildiği, süblime edildiği, hayatımızın bu teknolojik araçlar etrafında ve çerçevesinde döndüğü, döndürüldüğü bir aralık tekno-paganizm çağı.

Aralık diyorum; çünkü insan yok artık; cyborg dediğimiz yarı-makine, yarı-insan türü bir varlık, teknoloji tanrısının ayartılarıyla, estetize edilmiş ışıltılarıyla, göz kamaştırıcı türlü tuhaf gösterileriyle varlığını sürdürebiliyor yalnızca. Teknoloji, hayatımızın her alanını işgal etmiş durumda; iç dünyamıza bile çeki düzen verecek kadar nüfûz etmiş ve bizi teslim almış durumda.

İşte burada sinemanın, televizyonların bizimle kurduğu ilişki, bizi nesneleştiren bir ilişki. Aynı şey internet ortamı için de geçerli; ama kısmen. İnternet ortamına biz, dolaylı özne olarak da olsa müdahale edebiliyoruz; ama bu kez, internetin sanal âleminde kaybolma, orada içeriden teslim alınma tehlikesi beliriveriyor…

Dünyabizim sitesi, insanı devre dışı bırakan sanal âlemde teknolojinin ayartıcı dünyasının içinde teslim alan ontolojik saldırısına önce epistemolojik, sonra da ontolojik bir ruh üfleyerek varlığın ve hakîkatin eşyayı teslim almasına karşı nasıl direnç ve varoluş biçimleri geliştirebileceğimizi gösteriyor bize: Elbette ki, teknolojiye değil, hakîkate teslim olarak. Hakîkate teslim olduğunuz ölçüde teknolojiyi teslim alabilmeniz, hakîkatin hayata ve her şeye ruh üfleyen gökkubbesinin yapıtaşlarını tıpkı bir ipek böceğinin kozasını örüşü gibi, sabırla, adım adım her dâim enginlere dalarak, enginlerden zengin ve taptaze ruh devşirerek örebilmeniz imkân dâhiline girebiliyor…

Asım Gültekin'in samîmî ve sabırlı gayretleriyle örülmesine tavassut ettiği bu "hakîkat sarayının bahçesi"ne siz de doğrudan girerek bir gül dikebiliyorsunuz çünkü. Doğrudan iştirak ediyorsunuz hakîkat bahçesindeki "büyük sohbet"e… Sohbet samimileştikçe, derinleştikçe, sohbetle ve sohbeti yeşerten herkesle ashab / dost oluyor, bütün içtenliğinizle musahabe'yi / konuşma'yı ve muhasebe'yi / halleşme'yi büyütüyorsunuz sürgit …

Asım Gültekin, kanımca yaptığı ve yapacağı en iyi işi yapıyor… Dünyabizim'e mâlî destek veren Erhan Erken de yine öyle… İkisini de yürekten kutluyorum…

Birkaç önerim var ikisine de: Teknolojinin insanı ve hakîkati teslim almasına yol açacak bütün yolları tıkamaya devam etmeleri… Ve siteye gereksiz yere yığınla metni yığmaya kalkışmamaları…

İkincisi, dünyaya daha fazla açılabilmeleri… Burada üflenen ruhun, geliştirilen sohbetin halkasını genişletmeleri, dünyanın dört bir tarafından bize sürgit taze ve güzel haberler iletmeleri; dünyanın diğer köşelerindeki sohbetlere de iştirak edebilmemize imkân tanıyabilmeleri…

Üçüncüsü, bazı meselelerin üzerine dalga oluşturacak yoğunlukta gidebilmeleri…

Dördüncüsü, buradaki sohbete iştirak eden herkesin şahsiyetini ve asaletini "gösterebilmeleri"ne daha fazla imkân verebilmeleri…

Dünyabizim artık; teknoloji tanrısı, kaçacak delik aramaya başlayabilir…

 

dunyabizim.com Yeni Şafak'tan çalıntıladı

Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2009, 08:41
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa UĞURLU
Mustafa UĞURLU - 9 yıl Önce

Böyle daha geniş kitlelere sesini duyurabilen kişilerin dunyabizim'i tanıtmaları gerçekten çok güzel. Yusuf Kaplan Bey'e teşekkür ederiz.

Not: Kendimi böyle dünyabizim adına konuşuyormuş gibi hissettim. Bu durum kendimi dünyabizim ailesinden saydığım içindir. Kendileri de bizim dostluğumuzu kabul ederlerse ne mutlu.

birisi
birisi - 9 yıl Önce

üçüncü ve dördüncü öneriler GYY "yalnız ben ve benim izin verdiklerim var" tavrını sürdürdüğü sürece mümkün değil maalesef.

zeynep
zeynep - 9 yıl Önce

bu sitede emeği geçen herkese teşekkürler, GYY ye en fazla.. insanlara böyle bir siteyi açmakla neler kazandırdığınızı tahmin bile edemezsiniz. Allah razı olsun, yolunu aydınlatsın,bu sayfayı iyi niyetle açan herkesin..selametle

İlkay Türkyay
İlkay Türkyay - 9 yıl Önce

teknolojinin bir tanrı olduğu görüşüne katılmamak mümkün değildir.O, tanrıya karşı tanrılığını ilan etmek isteyen bir mukallidin maddedeki ihtirasının ürünü.Fakat tanrıya karşı tanrıyı oynamak yani teslim olan değil alan olmak yine aynı oyunu oynatmayacak mı bize.

BAŞKA BİRİSİ
BAŞKA BİRİSİ - 9 yıl Önce

TENEVVÜ NEDİR BİLİR MİSİN EY BİRİSİ

banner19

banner13

banner20