"Yanına ilk gittiğimde parlayan bir güneş, ismi ile müsemmâ bir kandil buldum."

"Mehmet Emin Saraç Hocaefendi ümmetin ışık kaynağı, Güneş'idir. Diyebilirim ki o mütevâzı insanlar içerisinde Ay gibidir." Dr. Öğr. Üyesi Youssef Mohamad, "İslâmi İlimler Hocalarının Dilinden" isimli eserde, hocası M. Emin Saraç’ı anlatıyor.

"Yanına ilk gittiğimde parlayan bir güneş, ismi ile müsemmâ bir kandil buldum."

Merhum Mehmet Emin Saraç Hocaefendi ile tanışma hikayenizi anlatabilir misiniz?

Bismillâhirrahmânirrahîm, Hamd ancak âlemlerin rabbinedir. Salât ve selâm Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'e, onun ailesine, ashâbına ve onu sevenleredir.

İstanbul’a 2014 yılında Fatih Sultan Mehmet VakfÜniversitesi’nde eğitim vermek için geldim. Bahsedilen rahbâni şahsiyeti ilk defa Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan’dan duydum. Bana hocasının Mehmet Emin Saraç Hocaefendi olduğunu söyleyip. Kendisinden bahsetmeye başladı. Subhânallah, anlattıkça kalbim ferahladı. Özellikle bunları dile getiren sevdiğim ve konuşmalarını dinlemekten mutluluk duyduğum Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan olunca, hocaefendiyi görmek için daha güçlü bir istek duymaya başladım.

Daha sonra hocaefendiin her cuma namazının akabinde Fatih Camii'nde bulunduğunu ve bu sürede insanların onu ziyaret ettiğini öğrendim. Ben de yanına ilk gittiğimde parlayan bir güneş, ismi ile müsemmâ sanki bir kandil buldum. Subhanallah, kendi hocam Şeyh Ebû Zer El-Habîbî'yi hatırladım, birbirlerine çok benziyorlardı.

 Emin Saraç Hocaefendi ile görüştüğümde bana nereli olduğumu sordu. Ben de Şamlı olduğumu söyledim. Bunun üzerine Şam halkına dua etti ve benimle sohbet etmeye başladı. O sırada kendisinin; benim üzüntülerimi, Şam halkının kederini ve tüm Suriye Müslümanlarının sıkıntılarını paylaştığını düşündüm. İşte o an üzerimde ilginç bir ferahlık hissetmiştim. Ayrıca, hocaefendinin mütevâzı ve etrafindakilere muhabbet nazarıyla bakan biri olduğunu anladım. Etrafındaki herkes kendisini severdi. Hakikaten onun nasıl büyük bir insan olduğundan bahsedersem bu konuşma uzar gider. Başka bir sorunuz varsa onu alabilirim.

-Öyleyse siz hocaefendi ile Türkiye'ye geldiğiniz ilk yıl tanıştınız değil mi?

Evet, buraya gelişimden yaklaşık olarak bir ya da iki hafta sonra tanıştım. Kendisini tanıdıktan sonra her hafta Cuma namazından sonra yanına gitmeye başladım. Çocuklarımı da hocaefendi ile bereketlenmeleri için yanımda götürüyordum. Ayrıca zaman zaman Irak'tan ya da Şam'dan gelen misafirlerimi de hocaefendinin yanına götürürdüm.

Hocaefendi, yüce gönüllülüğünden ötürü bana hadiste icâzet verdi. Nitekim yanına âlim kimseler gittiğinde bana ikram ettiği gibi onlara da ikram ederdi.

Kendisi pek çok ilim ehli insana icâzet vermiştir. Emin Saraç Hocaefendi'nin yanına gidip de onu sevmeyen yoktu, kendisini hocaefendiye götürdüğüm ve yanından kalbi ferahlamadan ayrılan kimse hatırlamıyorum.

Subhânallah, bu gerçekten ilginç bir durum. Çünkü insanlar onu hemencecik severlerdi. Çünkü hocaefendi, mütevâzıydi; insanların dertleriyle dertlenirdi, onları birbirinden üstün görmezdi. Zirâ hocaefendiye göre herkes çok iyiydi, hayırlıydı. Kelâmında daima güzellik, zarâfet ve yumuşaklık bulunurdu, cana yakındı.

Hiç ders aldınız mı?

Ben, Abdulfettâh Ebû Gudde Hoca'nın talebesiydim. Kendisi bana icâzet vermişti. Sonraları öğrendim ki hocamın hocası, Emin Saraç Hocaefendi'nin de hocası olan Muhammed Zâhid el-Kevserî Hoca imiş. Bunun üzerine, hocaefendiyi daha çok sevdim. Kendisinin bazı hadis usulü derslerine katıldım. Bu derslere zaman zaman Doç. Dr. Halil İbrahim Kutlay ve Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan da katılırdı. Derslerine katılmaktan mutluluk duydum. Kendisinden ilim ve hâl ilmi yani tevâzû, üstünlük, ihsan hallerini öğrendik.

Tüm bunlar bile tek başına yeterli esasında. Ayrıca çok olmamakla birlikte hocaefendinin evinde olan bazı derslere de katıldım. Dolayısıyla evet, kendisinden sözlü icâzet aldım daha sonra kendi elleri ile yazdığı icâzet belgesini de verdi hocamız.

Hiç unutamadığınız bir anınız oldu mu?

Hocaefendinin Suriye ve Şam halkına gösterdiği ilgi ve verdiği önem benim dikkatimi çok çekmişti. Kendisini, sanki bizden biriymiş gibi hissettim. Bu konuda kalbindeki üzüntüyü ifade ederken yaptığı konuşmalar beni çok etkilemişti.

Kendisiyle ne zaman Şam hakkında konuşsak onun ümmetin derdini yüklendiğini hissederdim. Çünkü böyle konularda hep harâretle ve Müslümanlara dualar ederek konuşurdu. Yine söylüyorum o, güneşti; ümmeti aydınlatan bir güneşti.

Son olarak hocaefendiyle alakalı ne söylemek istersiniz?

Mehmet Emin Saraç Hocaefendi ümmetin ışık kaynağı, güneşidir. Diyebilirim ki o mütevâzı insanlar içerisinde ay gibidir. Eğer sekînet, gönül rahatlığı, huzur ve tevâzû bulmak istersek onu hocaefendinin şahsiyetinde buluruz. O sanki şefkatli ve merhametli bir baba gibiydi. Öyle ki, hocaefendinin yanına giderken sanki babamın yanına gidiyormuş gibi hissederdim. İşte kendisinin yanına gittiğimde yaşadığım duygular bunlar.

Allah Teâlâ'dan onu illiyînin en yüce makâmında ağırlamasını; bizleri de onun bereketleri, nurları, esrârları ve öğrencileri ile faydalandırmasını niyâz ederim.

Dr. Öğr. Üyesi Youssef Mohamad

Tasavvuf Ana Bilim Dalı

Yayın Tarihi: 12 Ocak 2023 Perşembe 18:00
YORUM EKLE

banner19

banner36