Seyyid Kutub’un kardeşleri kimlerdir?

Prof. Seyyid Kutub'un kardeşleri Muhammed, Hamide ve Emine'dir. Kardeşleri de Seyyid'in yolunu izleyerek İhvan-ı Müslimin Teşkilatı’na katılmışlar ve İslâm davası için her şeylerini feda etmişlerdir. H. Kâmil Yılmaz'ın "Seyyid Kutub Hayatı, Fikirleri, Eserleri" adlı eserinden ilgili bölümü önemine binaen alıntılıyoruz.

Seyyid Kutub’un kardeşleri kimlerdir?

Prof. Seyyid Kutub'un kardeşleri Muhammed, Hamide ve Emine'dir. Kardeşleri de Seyyid'in yolunu izleyerek İhvan-ı Müslimin Teşkilatı’na katılmışlar ve İslâm davası için her şeylerini feda etmişlerdir. [1]

Mücadelesini sürdürdükleri yıllarda Kahire'de beraber oturdukları evin mülkiyeti bile kendilerine ait değildi. [2]

İslâm davası için beraber hapishanelere düşen ve akrabalarının ancak ev eşyalarını satarak ziyaret edebildiği bu mücahid ve mücahide kardeşleri biraz daha yakından tanımaya çalışalım.

Prof. Muhammed Kutub

Muhammed, Seyyid'in en küçük kardeşidir. Ağabeyi Seyyid gibi çocuk yaşlarda Kur'an-ı Kerim'i öğrenmiş, hıfza başlamış fakat ikmal edememiştir.

Muhammed Kutub, 14-17 yaşlarında iken Freud'u okumuş ve o çocuk yaşlarında ona karşı bir hayranlık duymuş bu hayranlık edebiyat fakültesinin İngilizce bölümünden mezun oluncaya kadar devam etmiştir. Eğitim Akademisi’nde Freud'un nazariyelerini ileri görüşle araştırmaya başlayınca bunların boş ve hakikatle ilgisi olmadığını anlayarak bu sefer Freud'a karşı bir nefret hissi duymaya başladı. Ve gençlik yıllarındaki hayranlığının da bilgisizlikten gelen hissi bir hayranlık olduğunu anladı. Maddi ve manevî selametin İslâm’la mümkün olabileceği gerçeğine vardı.

Çünkü İslâm, Freud ve benzerleri gibi insanın tabii arzularını kirletmiyor ve nefsini de başıboş bırakmıyordu. Muhammed, bu ilahî ışıklara nail olduğu zaman henüz 24 yaşlarında bulunuyordu.

İlk fikri çalışması, Kur'an-ı Kerim'in insan ruhunu nasıl anlattığı mevzuu oldu. Bunu şevkle tetkik edip «İslâm Terbiye Metodu» diye bir eser yazdı. Daha sonraki İslâm iktisadi sahasındaki çalışmalarının hedefi ise İslâm’in iktisadi görüşlerini anlatmak ve tatbikine zemin hazırlamaktı.

Resmî makamların bilmemesine rağmen 1954'ten beri İhvan-ı Müslimin ile irtibatı vardı. O tarihlerde hapse girmesinin tek sebebi ise Seyyid Kutub'un kardeşi olmasıydı. Fakat bu hareket onun İhvan-ı Müslimin’in içine girerek faal hizmet yapmasına müncer oldu. İhvan-ı Müslimin'e girdikten sonra büyük kardeşi Seyyid gibi askerî hükümet tarafından takip edilmiş, çeşitli işkencelere maruz kalmıştır. İdamdan kurtulması mucize kabilindendir. [3]

Muhammed Kutub'un da mücadelesi «Yirminci Asrın Cahilleri» iledir. Bundan dolayı da hapishanenin acısını tatmıştır. Kutub ailesinin fertleri her ne kadar bedenen zayıf iseler de manen çok kuvvetli olduklarından her türlü işkenceye göğüs gerebilmişlerdir.[4]

Halen hayatta olan büyük edip ve değerli mücahid Muhammed Kutub, yirminci asrın cahillerine karşı mücadelesini şevkle sürdürmektedir. Adeta plânlanmış gibi Seyyid Kutub'un eserleri ile Muhammed Kutub'un eserleri arasında bir tamamlama bahis mevzuudur. Seyyid'in yazdıkları daha çok itikadiyat ve iktisadiyat, Muhammed'in eserleri ise ruhiyat ve içtimaiyat üzerinedir.

Hamide Kutub

Şehid Seyyid Kutub'un büyük kız kardeşidir. Kuvvetli imanı ile herkes tarafından sevilen, İhvan-ı Müslimîn'in evlerini, toplantı yerlerini gece gündüz bakıp koruyan bir İslâm hanımefendisidir. Bilhassa İhvan Müslimin'e olan mali yardımları, sosyalist devrimci Nasırcılar tarafından hiç de hoş karşılanmıyordu. Bunlar bir taraftan fakir ve ezilen halktan bahsedip bu işin edebiyatını yaparak istismar ederlerken diğer taraftan halkı her türlü kötülük, yokluk ve rezalete itmekten asla çekinmiyorlar, İhvan-ı Müslimîn'in ev ve çalışma yerlerini bile kapatıp sahiplerini sürgün etmekten ayrı bir zevk duyuyorlardı.[5] 

Böylece Marksistler’in sadece fukara edebiyatı yaptıkları, aslında her türlü çirkinlikleri ortaya sermekten başka maksatlarının olmadığı gerçeği ortaya çıkmış oluyordu.

Gerçekten de bu idare, iktidarı müddetince aile reisleri hapishanede bulunan Kutub ailesini aç, susuz ve yoksulluk içinde bırakarak onlara her türlü zulmü reva gördüler. Hamide Kutub da «Kutub» ailesinden olduğu için on yıl hapse mahkûm oldu.[6]

Emine Kutub:

Seyyid Kutub'un küçük kız kardeşidir. Şuurlu bir mü ‘mine ve iyi bir edebiyatçı olan Emine Kutub, İslâm davasına ayrıca eserleriyle de hizmet etmiştir. Kuvvetli bir iman ve dinamizmin hâkim olduğu, gerçek manada mümin bir nesil yetiştirmeyi hedef aldığı, kadın-erkek bütün müslümanlara hitap ettiği eserlerinde «İslâmi bir ruh» hâkimdir.

Emine Kutub da diğer kardeşi Hamide gibi İhvan-ı Müslimin'in ailelerine yardım etmek suçundan on yıl hapse mahkûm olmuştur.

Bir büyükelçi ile evlenmeyi reddeden Emine Kutub'un müebbet hapse mahkûm bir müminle nişanlanıp tarihin kaydettiği on yıl gibi en uzun nişanlılık devresinden sonra evlenmesi, O'nun imanının yüceliğini gösteren en güzel örnektir. [7]

Görülüyor ki Seyyid Kutub ve ailesi erkek ve kadınları ile beraber imanlı ve cesaretli bir nesli temsil etmektedirler. Ailece derin bir inanç ile İslâm davası için yaşayıp ölmüşler, mes'ut bir ebediyeti kazanarak düşmanlarına utanç ve lânet dolu bir sayfa bırakmışlardır. Böylece bu aile bu davanın fikrî lideri durumuna yükselmiştir.[8]

 

H. Kâmil Yılmaz

Seyyid Kutub Hayatı, Fikirleri, Eserleri

Dipnot:

[1] Işmavi, a,g.e. Sh. 36

[2] Abdullah Azzam, Müctema Mecmuası, S. 263.

[3] Işmavi, a.g.e. Sh. 36

[4] Işmavi, a.g.e. Sh. 37

[5] Işmavi, a.g.e. Sh. 36

[6] Abdurrahman Azzam, Müctemâ Sh. 263.

[7] Işmavi, a.g.e. Sh. 18 ayrıca aynı eser Sh. 39-40.

[8] Seyyid Kutub'un kendinde ve diğer aile fertlerinde devam etmekte olan Hindli renginin altıncı dedesi Ubeydullah'ın Hind fakiri oluşuna bağlanmaktadır. Bak Nedvi, Hatıralar. Sh. 153.

Yayın Tarihi: 03 Mayıs 2021 Pazartesi 15:15 Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2021, 15:50
banner25
YORUM EKLE

banner26