Sertarîk Mesnevîhân Şefik Can Dede'nin Mesnevî Üzerine Çalışmaları

Şefik Can merhumun vefat yıldönümünde, H. Nur Artıran’ın 2013’te düzenlenen bir sempozyumda sunduğu tebliği özet olarak alıntılıyoruz.

Sertarîk Mesnevîhân Şefik Can Dede'nin Mesnevî Üzerine Çalışmaları

Şefik Can merhumun vefat yıldönümünde, H. Nur Artıran’ın 2013’te düzenlenen bir sempozyumda sunduğu tebliği özet olarak alıntılıyoruz.

SERTÂRİK MESNEVÎHÂN ŞEFİK CAN DEDE’NİN MESNEVÎ ÜZERİNE ÇALIŞMALARI

Cenâb-ı Hakk’ın “Kün” emri tecellisiyle semâdan yeryüzüne İlâhî rahmet olarak inen Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’si, yazıldığı XIII. yüzyıldan günümüze kadar yüzlerce mütercimin kalemiyle farklı dillere çevrilmiş, birçok insan yaşadığı ülkenin sosyal ve kültürel şartları, maddi mânevî kişisel görüş ve düşünceleri doğrultusunda bu müstesna eserden faydalanmaya çalışmıştır. Tüm zamanların en önemli klasik eserlerinden biri kabul edilen Mesnevî-i şerîf, yurt dışında olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi görmüş, çeşitli zamanlarda birçok kişi tarafından tercüme, şerh ve seçmeleri yapılmıştır. Biz burada Şefik Can ve o’nun tercümesi olan Mesnevî Şerîf üzerinde duracağız.

Mutasavvıf, âlim, edip bir babanın ilgi ve terbiyesiyle daha çok küçük yaşlarda Hz. Mevlânâ, Şeyh Sâdi ve Hâfız’ın beyitlerini ezberleyerek büyüyen Şefik Can, Mevlevîlik içerisinde çok önemli bir makam teşkil eden Mesnevîhânlığın, yüzyılımızdaki icâzetli en son temsilcisidir. Tüm hayatını Hz.Mevlânâ ve eserlerine adayarak geçiren bu güzide insan ilk önemli mânevî eğitimini ve Mesnevîhânlık icâzetini Tahirü’l Mevlevî’den almıştır. 1935 yılında başlayan bu ulvî birliktelik, 16 yıl baba oğul muhabbeti içerisinde geçmiştir. Tahirü-l Mevlevî’nin 1951 yılında vuslat etmesi; Şefik Can'ı kendi iç âlemindeki derinliğe çekmiş, maddi mânevî hayat tecrübesi, içinde bulunduğu çağın sosyal ve kültürel şartları, onu insanların en âcil ihtiyacı olarak gördüğü Hz.Mevlânâ’nın eserlerine yöneltmiştir.

1978 yılında 69 yaşındayken başlamış olduğu; Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercümesi (Ötüken Neşriyat, 7.b., İstanbul, 2004.) üzerinde 19 yıl çok büyük bir dikkat ve hassasiyetle çalışan Şefik Can, bu eseri de ancak 88 yaşında tamamlayabilmiştir. Çok önemli diğer çalışmalarından biri olan Cevâhir-i Mesneviyye (Ötüken Neşriyat, 2.b., İstanbul, 2001.) isimli eseri 92, Mesnevî Hikâyeleri’ni (Ötüken Neşriyat, 2.b., İstanbul, 2001.) ise 94 yaşında tamamlamıştır. Oldukça ileri yaşlarda bile Mesnevî üzerine bu denli yoğunlaşması, onun Hz. Mevlânâ ve eserlerine karşı göstermiş olduğu İlâhî aşk u muhabbetin aşikâr bir tezâhürüdür.

Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercümesi

Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercümesi, Şefik Can’ın Hz. Mevlânâ ve Mesnevî’ye adanmış bir asırlık hayat tecrübesi, maddi mânevî kültür birikiminin, Hakk âşıklarıyla paylaşıldığı ilk önemli eserdir. XIII. yüzyıldan günümüze kadar yapılan tüm Mesnevî şerh ve tercümelerinden oldukça farklı bir konuma sahip olan bu çalışmada, çağımız insanının en kolay bir şekilde Mesnevî’den faydalanması amaçlanmıştır. İfâdenin en berrak, en basit, en sanatsal bir şekliyle, herkesin anlayabileceği edebî bir üslûp içinde hazırlanan eserde, muğlâk, anlaşılması zor olan beyitler kendi içersinde şerhli olarak tercüme edilmiştir.

Zamanı en iyi derecede kullanmak amacıyla, dipnotlar şeklinde verilen geniş açıklamalar, Mesnevî’nin esasını teşkil eden ve bazı sembollerle anlatılan çeşitli hikâye ve beyitlerin ifade ettiği mânâya ulaşmakta okuyucuya çok büyük kolaylıklar sağlamıştır. Söz konusu eserde; hassas bir mizaç, güçlü anlaşılır bir dil, çok derin edebiyat ve tarih bilgisi, geniş bir tasavvûf anlayışı, aşk derecesine ulaşan dîvân edebiyâtı hâkimiyeti, hemen göze çarpmaktadır.

1995 yılında 86 yaşındayken yayımladığı 600 sayfaya yakın oldukça kapsamlı bir eser olan Mevlânâ, Hayatı, Şahsiyeti, Fikirleri (Ötüken Neşriyat, 7.b., İstanbul, 2009.) kitabının, Rusça ve Çince dâhil olmak üzere birçok dünya dillerine çevrilmiş olması, onun bu konuda yurt dışında da ne kadar etkin ve güvenilir bir isim olduğunun açık bir göstergesidir.

Son yüzyılımızda Mesnevîyle ilgili en dikkat çeken çalışmalardan biri olan Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercümesi ile ilgili olarak kendi yazmış olduğu önsözde özetle şunları ifade etmektedir: “İlâhî aşktan bahseden, bizim nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi haber veren, müsamahalı bir görüşle insanı, insanlığı sevdiren bu mübârek kitabı, dikkatle okumaya ve içimize sindirmeye bugünün insanı olarak çok muhtacız. Bu Mesnevî’de metin olarak Nicholson’ın bastırdığı Mesnevî’leri esas tuttum. Tercüme edilen beyitlere, onun verdiği numaraları verdim. Bazı beyitleri, rûha sâdık kalınarak, birkaç kelime eklemek suretiyle açıklamalı olarak tercüme ettiğim gibi anlaşılması zor olan bazı beyitleri de şerhlerden yararlanarak dipnot olarak genişlettim. Anlaşılır hale getirdim. Bu tercümeler yapılırken, gerek Veled Çelebi merhumun, gerekse Tahirü’l Mevlevî’nin, Abdülbakî Gölpınarlı merhûmun tercümelerinden, kendisini dâima saygı ile andığım değerli müsteşrik Nicholson’ın İngilizce’ye çevirdiği Mesnevî’lerden yararlandım.

Birbirinin içine girmiş olan hikâyeleri, birbirinden ayırarak tercüme ettim. Hikâyelerin ifâde ettikleri hakikatleri Mevlânâ’nın açıkladığı şekilde aynen aldım. Gereken yerlerine koydum. Hikâyeler arasında geçen güzel sözler, derin anlamlı beyitler, hakikâtler, hikmetler okuyanlara bir kolaylık olsun diye, ihtiva ettikleri konulara göre, ayrı ayrı başlıklar halinde arz edilmiştir. O başlıklar dahi benim değildir. Mevlânâ’nın beyitlerinden çıkarılmış başlıklardır. Metin tercümelerinde okuyacağınız satır başlarına konmuş olan ve numaralı bulunan bütün beyitler hep Mevlânâ’ya aittir. Açıklanması gereken hususlar, Rasûhî Ankaravî’den, Tâhir-ül Mevlevî’den, Bahrü’l-ulûm’dan, ve Hüseyin bin Hasan Harizmî tarafından yazılmış olan Cevâhirü’l-Esrâr adlı yazma şerhinden yararlanarak, sahife altlarına dipnotlar halinde yazılmıştır.

Böylece birçok kitaplarda görüldüğü gibi kitaplarının sonuna eklenen notları karıştırmaktan, araştırmaktan, okuyucu kurtarılmıştır. Tek gayem, okuyucunun yorulmadan, şerhlere bakmadan Mesnevî-i Şerîf’ten, adetâ tasavvuf ansiklopedisi sayılan bu şaheserden, bu irfan hazinesinden gereği gibi zevk alması, rûhen aydınlanması, huzûra kavuşması en kolay bir şekilde Mesnevî’den faydalanmasıdır.”

“Kur’ân’ın Tefsiri”, “Ruhların Cilâsı” ve “Allah Âşıklarının Kitabı” olarak nitelenen böylesine eşsiz tasavvûfi bir eseri yüz yıllar sonra aslından oldukça farklı bir vizyonda hazırlayıp okuyucuya sunmak, elbette çok büyük bir mânevî sorumluluk gerektirmektedir. Doksan altı yıllık yaşamı içerisinde bir an dâhi târik-i müstakimden ayrılmamaya a’zamî dikkat ve gayret gösteren, çok güçlü bir imân derecesinde Hz.Mevlânâ’ya bağlı olan Şefik Can da bu İlâhî sorumluluğun bilinci içerisinde hazırlamış olduğu eserle ilgili bu konuda şöyle demiştir: “Bendeniz, hâşâ Hz.Mevlânâ’nın yapmış olduğu düzeni beğenmeyerek Mesnevî’de böyle bir değişiklik yapma gereği duymadım. Bendeniz yine Hz.Mevlânâ’nın âli rûhaniyetinden aldığım emir üzerine bu Mesnevî’yi hazırladım

Özellikle mânevî konularda oldukça hassas ve mütedeyyin bir mizâca sahip olan Şefik Can’ın, sadece kişisel kararları, şahsi görüş ve düşünceleri doğrultusunda, Mesnevî’de böylesine ciddi bir düzenleme yapabileceğini düşünmek elbette son derece yanlış olacaktır. Zaten söz konusu eser üzerinde on dokuz sene büyük bir dikkatle çalışılması, bu konuya gösterilen hassasiyetin çok küçük bir yansımasıdır.

XIII. yüzyıldan yakın tarihimize kadar Mesnevî her zaman icâzetli bir Mesnevîhân tarafından okunarak şerh edilmiştir. Mevlevî yolu içersinde çok önemli bir makam teşkil eden Mesnevîhânlık, sadece Farsça olan beyitleri tercüme etmek değil, beyitlerin ihtiva ettiği mânâ zenginliğini, dinleyicinin mânevî hâl ve idrâki seviyesinde sunmaya çalışarak, gerektiğinde eserle dinleyici arasında seviyeli ve dengeli bir iletişim kurmaktır.

Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercümesi’nin diğer çok önemli bir özelliği de; altı ciltlik Mesnevî’nin tamamının Şefik Can tarafından Osmanlıca olarak elde yazılmış olmasıdır. Bu eser daha sonra yayınevi tarafından Latin harflerine çevrilerek basılmıştır.

Cevâhir-i Mesneviyye

Şefik Can’ın Mesnevî’yle ilgili üçüncü önemli çalışması, 2001 yılında iki cilt halinde yayımlanan Cevâhir-i Mesneviyye adlı eseridir. Konularına Göre Açıklamalı Mesnevî Tercümesi’nin hazırlık aşamasında alınan bazı notlardan yola çıkılarak tarafımızca yayıma hazırlanan bu eserin en büyük özelliği, Mesnevî’nin fihristi niteliğinde olmasıdır. Tarihi kaynaklara göre 1260- 1267 yılları arsında yazıldığı kabul edilen Mesnevî’de, tüm zamanlara hitap edecek çeşitli sosyolojik, psikolojik, tarihî, dini ve tasavvufî birçok konu, âyet, hadis ve hikâyeler vasıtasıyla zihinlerde yer edecek etkin bir üslupta okuyucuya aktarılmıştır.

Altı ciltlik Mesnevî’de yer alan 145 farklı konu Cevâhir-i Mesnevîyye’de alfabetik sırayla bir araya getirilerek okuyucunun çeşitli konular üzerinde hâkimiyeti sağlanmıştır. Söz konusu eserin dikkat çeken diğer bir özelliği de; bu konuların arka arkaya dizilişinde bir birini takip eden başlıkların, bir önceki metni tamamlayıcı özellikte olmasıdır.

Asırlardan beri birçok kişi çeşitli amaçlara mâtufen yahut kendi beğenilerine göre Mesnevî’den mensûr ya da manzûm antolojiler meydana getirmişlerdir. XV. yüzyıldan itibaren başlayan bu usûlün ilk örneği Muînî’nin, Sultan II. Murad’a (ölm.1451) takdim ettiği ve Mesnevî’nin bir bölümünün manzum tercümesini kapsayan Mesnevi-yi Murâdî’dir (1438). Yusuf Sîneçâk’ın (öl. 1564) Cezîre-i Mesnevî’si ve Muğlalı Şâhidî Dede’nin (öl.1550) Gülşen-i Tevhîd’i de bu konudaki önemli eserler arasındadır. Mesnevî’nin tamamını şerh etmekle “Hz. Şârih” unvanını alan Ankaravî İsmail Rüsûhî Dede (öl.1631)’nin Mesnevî’deki anlaşılması zor deyimlerin açıklandığı ve âyetlerin indeksi niteliğinde olan Fâtihü’l-ebyât ve Câmi’u’l-âyât adlı eserleri de bu tarzdaki önemli örneklerden bazılarıdır. 2004 yılında Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından yayınlanan Yakup Şafak ve Nuri Şimşekler’in hazırlamış olduğu “Konulara Göre Mesnevî’den Özdeyişler” isimli eser de yakın tarihimizde aynı amaçla hazırlamış kitaplardan biridir. Şefik Can’ın Cevâhir-i Mesneviyye isimli çalışması yukarıda kısaca bahsedilen eserlerin çok daha kapsamlı ve farklı bir örneğidir.

Mesnevî Hikâyeleri

2003 yılında ilk baskısı yapılan Mesnevî Hikâyeleri de, Şefik Can’ın diğer eserleri gibi türevi içersinde farklı bir konuma sahiptir. Çeşitli zamanlarda birçok kişi tarafından hazırlanan Mesnevî Hikâyeleri genellikle çocuklara hitap edecek şekilde veya eseri hazırlayan kişinin idrâk ve anlayışı nispetinde özetlenerek seçmeler şeklinde okuyucuya sunulmuştur.

Söz konusu eserde ise 255 hikâyenin tümü orijinal şekli muhafaza edilerek beyit numaralarıyla birlikte verilmiştir. Ayrıca hikâyelerin ihtiva ettiği derûni mânalarda genellikle beyitlerin altında okuyucuya sunulmuştur. Dipnotlar şeklinde yapılan açıklamalar ise hikâyelerin doğru ve kolay bir şekilde anlaşılmasında yardımcı olmaktadır.

Daha evvelde arz edildiği üzere Mesnevî hikâyelerinin ihtiva ettiği engin mânâları anlamakta zorlanan bazı kişiler zaman zaman önyargılı ve haksız eleştirilerde bulunmuşlardır.

Kitabın önsözünde bu konulara açıklık getirmeye çalışan Şefik Can özetle şöyle demiştir: “Hz. Mevlânâ vahdet-i vücut görüşlerini ve tasavvufî hakikatleri açıklarken konuların daha iyi anlaşılması için bazı hikâyeler söylemiştir. Bu hikâyeler Kelile ve Dimne’den, tarihten, Kur’an kıssalarından, halk arasında söylenen hikâyelerden alınmıştır. Fakat Hz. Mevlânâ bunları söylerken kendi güzel anlatış tarzıyla bir takım çağrışımlarla (tedaî), hayallerle kendi yaratıcı muhayyilesinden ilham alarak kendine has hoş bir şekilde hikâye etmeyi başarmıştır. Bunların içinde her duyguya yer verilmiştir. Aşk, imân, fazilet, kahramanlık, doğruluk ve bunların dışında bütün insanî duygular yer almıştır. Büyük bir psikolog gibi bazen insan ruhunun derinliklerine inmiş, bazen faziletin ve kahramanlığın meth ü senâsını yapmış, bazen de insanın süflî arzularını bütün açıklığıyla realist bir şekilde dile getirmiştir. Bu yüzden bazı kişilerin Hz. Mevlânâ’ya açık seçik yazdı diye tarizde bulunmaları, taş atmaları, onların Hz. Mevlânâ’yı gereği gibi anlamadıkları, ya da anladıkları halde kasten Hz. Mevlânâ’ya sataştıkları bir hakikattir. İtalyan yazarlardan Hz Mevlânâ’nın çağdaşı olan Boccaccio, Dekameron adlı eserinde manastırdaki rahibelerin sevişmelerinden apaçık bahsederken onu realist bir yazar diye alkışladıkları halde Hz. Mevlânâ Mesnevî’sinde sadece iki üç hikâyede açık açık insanın süflî arzularının başına neler getireceğini, insanı ne hallere düşüreceğini ders olarak anlatınca haksız olarak eleştirilmiştir. Fransız romancılardan Gustave Flaubert, Madam Bovary adlı romanında, Emile Zola, Nana adlı eserinde realist olarak alkışlanırken Hz. Mevlânâ’dan söz edilirken onu realist olarak görmek istememişlerdir. Hz. Mevlânâ bazı hakikatlerin kolayca anlaşılması için her yerden hikâyeler almıştır.

Bu arada bir câriyenin eşekle sevişmesi gibi meşhur hikâye de, Latin şairlerinden Apuleius’un Altın Eşek kitabından alınmıştır. Bu kitap Milli Eğitim Bakanlığı’nın klasik kitapları arasında yayınlanmıştır. Apuleius’un Altın Eşek’ini okuyanlar insan tabiatının süflî arzularını ifade eden bu kitabı alkışlarken aynı hikâye Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde olunca hor görülmüştür. Bu görüş tamamiyle bîtaraf değildir. Garez gelince insanın gözü kör oluyor, hakikati göremiyor.

Hz. Mevlânâ rubâîlerinin birinde [Hezli men hezl nîst ta’lîm est = Benim açık saçık yazışım insanların süflî duygularını uyandırmak için değildir, bir şeyler öğretmek içindir] demiştir.

Mehmet Âkif merhum da Safahat’ında: “Budur cihanda en beğendiğim meslek/ Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek” demiştir.”

Okullar için Mesnevî’den Seçmeler

Şefik Can’ın Mesnevî ile ilgili en son çalışması Okullar için Mesnevî’den Seçmeler (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2005.) adlı eserdir. Milli Eğitim Bakanlığının Mesnevî’yi okullara tavsiye etmesi üzerine, Cevahir-i Mesneviyye ve Mesnevî hikâyelerinde olduğu gibi, tarafımızca yayına hazırlanan bu eser 2005 yılında yayımlanmıştır. Mesnevî’de çeşitli vesilelerle anlatılan ve özellikle genç neslimizin temel eğitiminde mutlak olması gereken dini, tasavvûfî, sosyolojik ve psikolojik bazı konular 29 ana başlık altında toplanırken, Hz.Mevlânâ’nın hayatı, şahsiyeti ve fikirleriyle ilgili genel bilgilere de yer verilmiştir. Mesnevî’yi ilk defa okumaya başlayan her yaştaki insan için önemli bir hazırlık kitabı niteliğinde olan eserde; Allah, Peygamberimiz ve peygamberler, Kur’ân-ı Kerim, insan, cennet, cehennem, günah, tövbe, aşk sevgi, bilgi, öğüt, ömür ve ölüm gibi konular işlenmiştir. Şefik Can’ın diğer tüm çalışmalarında olduğu gibi burada da dipnotlar şeklinde okuyucuya kısa açıklamalar yapılmıştır.

Çok yönlü bir araştırmacı yazar olan Şefik Can Hz.Mevlânâ’nın Mesnevî’si dışında Divân-ı Kebîr’i ve Rûbâileri ile ilgili de çalışmalar yapmış, bu konularda da çeşitli kitapları yayımlanmıştır. Yunan Mitolojisi isimli eseri ise çeşitli üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi bölümünde ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Hayat Nur Artıran, http://www.mevlana.ch/index.php/tr/mevlevilik/439-sertarik-mesnevihan-sefik-can-dede-nin-mesnevi-uezerine-calismalari

 

Alıntılayan: Büşra Burcu Arslan

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2017, 10:12
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Eralp Küçük
Eralp Küçük - 2 yıl Önce

Muhterem Şefik CAN Dede Peygamber Efendimizin zorlastirmayinizkolaylaştırınız hadisi şerifi üzere bizlere gerçekten ruhlarımest eden bir guzellik bıraktı. Ruhunun şad kendindensonraki nesillerin bu çalışmalara layık olmalarını dilerim.Bu guzel yazı için Muhterem Hayat Nur Hanımefendiyeve yayınlayanlara derinden teşekkürlerimizi iletiyorum. Saygılarımla

Zafer
Zafer - 2 yıl Önce

Muhterem büyüklerimizin bu çalışmaları sayesinde ilim öğrenmek kolaylaşıyor. Ama doğru kaynağa ulaşmak, daha doğrusu doğru kaynağı bulmak kolay değil. Bu yazı ile Hz. Mevlâna ve Mesnevi ile ilgili bilgilerin doğru kaynağını öğrenmiş olduk.Bu bilgileri burada paylaşarak biz okuyuculara ulaştırdığınız için çok teşekkürler.

selçuk
selçuk - 2 yıl Önce

Merhum Şefik Can Dedeyi ve Mesnevisini daha iyi anlamak için çok faydalı bir makale, paylaştığınız için teşekkürler. Tahir-ül Mevlevi, Şefik Can Dede ve Hayat Nur Artıran Hanımefendi ile ilgili daha çok yazı ve haberler bekliyoruz. Saygılar.

LEMAN DEMİRCİ KÜÇÜK
LEMAN DEMİRCİ KÜÇÜK - 2 yıl Önce

Mesnevi ve Şefik Can ile ilgili paylaşmış olduğunuz bu bilgilendirici makale için çok teşekkür ederiz. Hayat Nur Artıran Hanımefendi'nin gönlüne sağlık bu değerli bilgileri aktardığı için.

Emel
Emel - 2 yıl Önce

Muhterem Sefik CAN Dede gibi nadide bir insani bizlere tanitan ve böyle güzel makaleyi kaleme alan Muhterem Hayat Nur Hanımefendiye derinden tesekkür ederiz. Ayrica bu makaleyi bizlere ulastiranlara da sonsuz sükranlarimizi arz ediyoruz.Saygilar

Galip
Galip - 2 yıl Önce

Çok güzel bir kitap listesi olmuş. Bu eserleri bize tanıttığınız için teşekkür ediyorum. Bu haberdeki kitapların çokça okunup anlaşılarak bizlere yol göstermesine katkısının çok olacağına inanıyorum.

Eren Milas
Eren Milas - 2 yıl Önce

Hz. Mevlana'yı ve öğretisini en doğru nereden başlayarak, nasıl öğrenebilirim sorularıma en güzel kaynak cevap oldu bu yazı. Şefik Can Dede ile ilgili, Hayat Nur Artıran Hanımefendi'ye ait daha fazla bilgi edinmek, takip etmek isteriz. Bu yazının paylaşılmasında emeği geçen herkese çok teşekkürler. Saygılar.

Sevcan Vatansever
Sevcan Vatansever - 2 yıl Önce

Şefik Can Dede'nin Mesnevî tercümesi ile tanışmak hayatımın en güzel hadisesiydi. Ondan önce dek pek çok kez Mesnev'yi okumayı denedim ama bir türlü sayfalarda ilerleyemedim. Şefik Can Dede'nin tercümesini okurken kitabı elimden bırakamadım. Zaman, mekan anlamını yitiriyordu kitabı elime aldığımda. Susamıştım, ve satırlar gönlüme ab-ı hayat katreleri sunuyordu. Gönül yangını ve aşk ile tercüme edilen satırlar ruhuma şifa oluyordu. Bu etkinin sebebini bu makaleyi okuduktan sonra idrak ediyorum.


banner19

banner13