Sen ne bilirsin ki!

Ahmet Kekeç medyada, şurda burda köşeleri tutmuş cahillere harika bir yazı yazdı. Sizler için ç-alıntıladık..

Sen ne bilirsin ki!

Ahmet Kekeç, Hamit Can'ın vefatı ardından "O da kim?", "Hiç duymadım" diyen, Türkiye’nin sanat ve edebiyatta nabzını tuttuğunu belirten pek ulvi (!) kişilere ve o kişilerin yönlendirdiği sıkı medya takipçilerine “Size bir çift sözüm var!” demiş ve köşesini bir demir örsü niyetiyle onların ayağına bağlamış, yerin dibine geçip de kaybolsunlar diye..

 


Ahmet Kekeç

Ahmet Kekeç
17 Şubat 2010 Çarşamba

 

Sen ne bilirsin ki!  

 

Hamit Can’ımızın vefatından sonra işitmeye başladık... Mail gruplarında, internet sitelerinde, okur mektuplarında... Şöyle laflar: “Bu kadar değerli de, biz neden bilmiyoruz?”

Sen ne bilirsin ki!

11915Bir “değer skalan” var mı ki, kimin ne önemde olduğunu kavrayabilesin!

Hamit Can’ı duymadın. İbrahim Tenekeci ne iş tutar, Kamil Doruk ne yazar, Hüseyin Akın kimdir, Hüseyin Atlansoy ve Cafer Turaç ne eylemektedir, Osman Konuk nerelerdedir, haber ve agâhın yok.

Ömer Faruk Dönmez var mesela, genç bir öykücüdür... Selçuk Orhan var... Vicdanımızın sesi Sibel Eraslan var... Avi Pardo harika çevirilere imza atmıştır... Coşkun Yerli veda bile edemeden gitmiştir... Necat Çavuş “Amerika”yı yazmıştır. Ümit Aktaş sessiz sedasız kozasını örmekte, önemli bir romancı olma yolunda ilerlemektedir.

Nerden bileceksin!

***

Hâzâ beyefendi Selim İleri, kendisiyle yapılan bir söyleşide “zamane değerleri”nin kof, içi boş, ipe sapa gelmez şeyler olduğunu söylüyordu; biraz kırgın, galiba biraz da kenara itilmişliğin alınganlığı içinde...

Haklıydı.

İnternet çıkmış, böyle olmuştu.

Üstelik, doğru dürüst bir şey üretilmiyordu; medyatik şahsiyetlerin şiir, roman, öykü zannıyla piyasaya sürdükleri kötü-ötesi metinler süslüyordu kitapçı vitrinlerini. Okuyucu kolay olana meylediyor, “edebiyat ve dil değeri” taşıyan metinleri görmüyordu bile.

Okuma hızı ve oranı düşmemişti, hayır.

Bilakis bir sirkülasyon vardı yayın piyasasında. Örneğin bir “best-seller” geleneği oluşmuştu; Soner Yalçın’larımız vardı, Tuna Kiremitçi’lerimiz vardı; sevgi pıtırcıklarımız, aşk böcüklerimiz, mebzul miktar komplo yazarlarımız vardı. Kitap çok satıyor, çok okunuyordu. Yayıncı da kazanıyordu, Allah bin bereket versin yazar da. Ama...

Kimse Selim İleri okumuyor artık.

Selim İleri’nin üçüncü karbon kopyaları daha gözde ve popüler... Hiçbirinin “yazı içi” sorunlarla meselesi olmamış. Hiçbiri “doğu-batı problematiğine” kafa yormamış. Hiçbirinde “intihar ve yok olmak” düşüncesi ontolojik kaygılara dayanmıyor.

Soner Yalçın’ın meselesini “kendi meseleleri” sayanlar, “sorunsal”ın kralını yazıp ortaya koymuş Salinger’a dönüp bakmıyorlar... “Muz Sesleri”ni duyanlar, “Sokak Sesleri”ni yazmış rahmetli Nusret Özcan’ı görmüyorlar...

Neden bu ülkede “Kemal Tahir kim? Nuri Pakdil ne yazmıştır? Refik Halit Karay hangi kırılma noktalarından geçmiştir?” diyen bir Allah’ın enteli çıkmaz?

Neden Oğuz Atay’ın o ince ince sardırdığı “Ne evet, ne hayır”ını okumazlar da, gidip Vedat Özdemiroğlu’nun “kemalize” edilmiş soğuk, donuk, aynı oranda da bön esprilerine takılırlar?

Neden “Faulkner derler bir adam vardı, Nobel filan almıştı; Compson ailesinin acılı, hüzünlü, keyifsiz hayatını anlatan bir de roman yazmıştı, yüreklere seza...” demezler de, “Şu Çılgın Türkler”in önünde imza kuyrukları oluştururlar?

***

Hamit Can’ı boşverin siz.

Kötü şair Özdemir’i okuyun...

Kötü şair Özdemir’in “Aynı Franz Kafka gibi” dediği kötü yazar Cüneyt Ülsever’i okuyun...

Bu satırların yazarını da rahat bırakın artık; kimin ne kıratta “değerli” olduğuna kendisi karar versin... Bilgisi de var, çok şükür aklı da yerinde!


Kerem Abadi bir of çekip ç-alıntıladı

 

Yayın Tarihi: 17 Şubat 2010 Çarşamba 13:45 Güncelleme Tarihi: 19 Şubat 2010, 20:08
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Faruk
Ahmet Faruk - 13 yıl Önce

Kalemine sağlık sayın Kekeç.
Onların dini onlara, bizim dinimiz bize.

Yusuf ÖZ
Yusuf ÖZ - 13 yıl Önce

Çok güzel bir yazı yazmış Ahmet Kekeç. Köşeyazarlığının ve güncel yazılarının ardında saklı duran derin edebiyat ilgilerinin hala ne kadar diri olduğunu çok net gösteriyor bu yazı. Çoğu edebiyatçı bile onun kadar ilgili değil edebiyat ortamına. Tebrik ve teşekkürler.

Gülnihal Bimahal
Gülnihal Bimahal - 13 yıl Önce

Yukarıdaki isimlerden bilmediklerim vardı. alışveriş listeme ekledim.

1 Ekmek, 1 Kutu yumurta.. Dönüşte de kitapçıya uğranacak: 1 Ömer Faruk Dönmez, 1 adet de Hüseyin Akın alınacak. Mümkünse tazelerinden. Yoksa eski kitapları da olur. Göze Ahmet Kekeç ilişirse o da sepete atılacak..

MEHMET TEPE
MEHMET TEPE - 13 yıl Önce

AHMET KEKEÇ, BURADA ÖNEMLİ ADAMLARI DEĞİL DEĞERLİ ŞAHSİYETLERİ GÖSTERİYOR.KALEMİNE SAĞLIK.KEKEÇ POLİTİK YAZMADIĞI SÜRECE MÜKEMMEL YAZIYOR...

ÖKKEŞ KUL
ÖKKEŞ KUL - 13 yıl Önce

"Çoğu edebiyatçı bile onun kadar ilgili değil edebiyat ortamına." cümlesini kuran arkadaşıma beyanımdır. Ahmet Kekeç türkçenin has öykü yazarlarından biridir. Yazdığı kadarı bile dilimizin yüz akı metinleri arasındadır. Hatırlatırım.

Halis Kurtuldu
Halis Kurtuldu - 13 yıl Önce

Ahmet Kekeç gibiler lazım bize. Bunları kızılcık sopasıyla kovalayıp sonra ister dövmeli, isterse sopayı onlara kuyruk niyetine takmalı..

b.e
b.e - 13 yıl Önce

her zaman zekasının edebiyatçı kişiliğinin önüne geçtiğini düşünmüşümdür kekeç'in. yerinde kelam etmiş. kutlarım.

banner19

banner36